Elektrik kesintisinin ayak sesleri

Mehmet KARA
Mehmet KARA ENERJİ GÜNDEMİ mehmetkara2007@yahoo.com.tr

Türkiye, giderek yükselen fiyatını kontrol edemediği doğalgazı kullanmak yerine yerli ve yenilenebilir kaynaklarını daha fazla devreye sokma çabası içinde. Ancak şebeke esaslı bir elektrik sisteminde yenilenebilir kaynakların tek başına bütün ihtiyacı karşılayabilmesi en azından bugünkü şartlarda, imkansız. Güneşten ışıdıkça, rüzgardan da estikçe elektrik alabilirsiniz. Oysa şebekenizin tüketiciye 51 Hz frekans ve 220 volt ile kesintisiz bir elektrik akışı sağlaması bekleniyor.

Bunu da esas itibariyle kömür, doğalgaz ve nükleer, kısmen de barajlı hidroelektrik santralleri ile yapabilirsiniz. Dışa bağımlılığı azaltma kaygısıyla ithal kömür ve doğalgazla çalışan santralleri daha az çalıştırmak istiyorsunuz. Hatta kömür son yıllarda iklim değişikliğinin baş suçlusu ilan edildiği için iki kere tu kaka bir kaynak olarak gösteriliyordu. Ama doğalgaz fiyatlarının fırlaması, nükleer ve kömürü yeniden ve daha fazla başvurulan çözümler haline getirdi.

Türkiye’de de çoğunluğu özel sektöre devredilmiş kömür santrallerinin çalıştırılması giderek güçleşiyordu. Bir yandan iklim değişikliği baskısı bir yandan piyasa şartlarında satılabilir elektrik üretemedikleri için. Ama son dönemde durum değişti. Bu tesisler mecburiyetten çalıştırılır hale geldiler. Aksi halde elektrik kesintileri kaçınılmaz hale gelecek.

Geçtiğimiz Ağustos ayında klimalara yüklenilmesi ve üretimde canlanma, anlık elektrik talebini rekor seviyelere çıkarmış, arz yetersizliği yüzünden elektrik kesintileri yaşanmıştı. Şimdi önümüzdeki yaz benzeri, hatta belki daha yaygın ve etkili bir kesintiyle karşılaşma riski ile karşı karşıyayız. Bu kez iki nedenden ötürü yaşanabilir bu kesintiler. İlki, geçen yılkiyle aynı, hava sıcaklıklarına bağlı olarak anlık talep artışı. Asıl sorun yerli kömüre dayalı üretim yapan bazı santrallerin fiilen beklenen kapasitede çalıştırılamayışı. Güneybatı Anadolu’daki Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan santrallerinden söz ediyoruz. Yatağan’da tarihi SİT nedeniyle kömür üretilemediğinden Soma’dan karayoluyla kömür taşınıyor.

Yeniköy-Kemerköy’de de benzeri sorunlar var. Devlet “burada kömür var” diyerek özel sektöre devrettiği sahayı, kömür çıkarılabilir şartlarda işletmeciye teslim edememiş görünüyor. Zira, çevre dahil ciddi hukuki sorunlarını çözmeden devir yapılmış. Şimdi işletmeciler, bu pürüzleri kendi imkanları ile çözme derdinde. Oysa asıl elini taşın altına koyması gereken, hükümetten başkası değil. Anlattığımız nedenlerle işletmeciler bir süre daha kömür çıkaramazsa bölgedeki üç santralin bacaları tütmez hale gelecek. “Zaten havayı da kirletiyorlar, çalışmasınlar” diyebilirsiniz elbette. Ama bu santrallerin saldığı baca gazının bileşimi, Avrupa’da belirlenmiş asgari seviyelere, dolayısıyla mevzuata uygun. Şimdi enerji yönetimi, dolayısıyla hükümet ya doğalgaz ile çalışan santrallerin harıl harıl çalışıp hem pahalıya elektrik üretip hem de yurt dışına daha fazla döviz ödenmesine göz yumacak ya da özelleştirilmiş santrallerden üçünün kömür temininine imkan verecek bir yol bulacak. Bakalım bizi nasıl bir yaz bekliyor, göreceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar