Elveda küreselleşme, hoş geldin ‘slowbalisation

Ömer Faruk ÇOLAK
Ömer Faruk ÇOLAK EKONOMİ ATLASI dunyaweb@dunya.com

Dünya ekonomisi kurulan onca devlete, imparatorluklara rağmen ancak sanayi devrimi sonrası zıpladı (GSYH artışı). Bu doğal olarak nüfusa da yansıdı. 1900’lü yıllarda her iki veri adeta biri birini besledi ve sonunda 2019’a gelindiğinde dünya nüfusu 7,5 milyara yaklaşırken, GSYH de 87 trilyon dolar ulaştı. 1980 sonrası serbest ticaretin güçlenmesi, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi olması küresel ticaret hacmini de artırdı ve mal ticareti 2018’in sonunda 19 trilyon dolara dayandı.

Bu süreç elbette sancılı geçti, krizlere girildi, çıkıldı ancak krizler çoğu zaman bir sonraki dönem ekonomiyi besledi. 2008 krizi beklenenden uzun sürdü, hatta 2019 yılında yeniden krize girme işaretleri verdi. Bundan dolayı 2020 yılı için pek umutlu değildik. Heyecansız başlayan yıla, hareketlenmeyi COVID-19 virüsü getirdi. Ancak bu hareketlenme ileriye değil, geriye doğru oldu. Dünya ekonomisi keskin bir düşüş eğilimine girdi. Mayıs sonu itibariyle büyüme başarısını gösteren ülke neredeyse kalmadı. Ekonomiler kilitlendi. Kilitlenmeyi anlatmak için birkaç çarpıcı örnek verelim. New York’daki Heathrow hava alanının yolcu sayısı nisanda yüzde 97 düştü, Meksika’nın otomotiv ihracatı yüzde 90 düştü, transatlantik konteyner seferleri yüzde 21 düştü.

Dünya ticaret hacmi sert bir biçimde daralırken, ülkeler korumacılığa daha çok sarılmaya başladı. Arka arkaya ithalata sınırlama konulmaya başlandı. Yurtiçi ve yurtdışındaki ticaret hacmindeki daralma ekonomileri küçültürken, işsizlik hızla arttı. Üstelik önümüzdeki aylarda artan işsizlik toplam talebin daha da daralmasına neden olacak. Dünya ekonomisi için artık küreselleşmeye veda zamanı gelmiş gözükmekte, üstelik ciddi bir yavaşlama (slowbalisation) ile birlikte.

Yaşadığımız kriz dünyada Sanayi 4.0’ın (kimilerine göre 5.0) etkinleştiği, yapay zekanın üretim sürecine eklemlenmesine yönelik çalışmaların arttığı bir dönemde geldi -yani dünya tıpkı sanayi devrimi gibi yeni bir üretim biçimine geçme aşamasındayken. Bu defa kriz ülkeleri sadece ekonomik yönden değil, sosyal yapısını hatta aile yapısını, bireysel davranış biçimlerine kadar etkilemeye başladı.

Yaşanan dijital devrim adeta dijital barbarlığa dönüştü. Yaşanan bilgi bombardımanının içinden hangi bilginin doğru olduğunu ayıklamak yeni bir uğraşı gerektirmekte. Yıllardır plazalara, AVM’lere tıkılan ticaret hacmi, salgın nedeniyle tüketicinin çekilmesi ile hızla düştü. Büyük ölçek ekonomilerinin (firmaların) övüldüğü günlerden küçük ölçekli günlere dönüş sinyalleri artıyor. Süpermarketin yerini bakkal, AVM’deki ayakkabıcının yerini mahalle ayakkabıcısı alacak gibi duruyor. Dijital satışlardaki artış pahalı ofisleri boşa çıkarttı. Gayri menkul fiyatları düşerken, bunları finanse eden bankaların durumunu henüz konuşmuyoruz bile.

Diğer yandan nitelikli işgücü istihdam olanağını yakalarken, güvencesiz çalışmaya bile razı olanların (prekarya) iş bulması gittikçe zorlaşmakta. İşsizlik doğal olarak yoksulluğun daha da artmasına neden oluyor. Hükümetler bu paradoksu çözmek için ne yapacak? Şimdilik bu soruya yanıt veren yok.

Türkiye de diğer ülkeler gibi bu süreci yalpalayarak geçiriyor. İhtiyari politikalar her alana hâkim oldu. Yorumsuz bir örnek verelim.

Bayramda altın ve döviz alımına vergi getirildi. Aslında bu kararın altında vergi toplamaktan çok, sermaye hareketlerini yavaşlatma isteği yatmakta. Kararı alan AKP hükümetinin son Başbakanı Binali Yıldırım 15 Ekim 2016’da İstanbul’da Finans Merkezi temel atma töreninde oysa ki ne diyordu:

"Finansman, yani dünyadaki nakit para artık yeni adresler arıyor. Niye? Çünkü Amerika, Avrupa fazla sıkıyorlar. 50 tane soru soruyorlar. Bu parayı nereden aldın, nerede buldun, nasıl getirdin? İnsanlar da parasıyla rezil olmak istemiyorlar. Onun için İstanbul finansman için, yatırımcılar için, yatırımcılara kaynak için en ideal yer. Onun için buraya, bu merkeze ihtiyaç var ve bunun kararını verdik. İnşallah 1-2 sene içerisinde, buralarda muazzam tesisler, binalar tamamlanacak ve finans merkezi çalışmaya devam edecek"

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Savaş tuzağı 21 Eylül 2022
Gözlük değişimi 24 Ağustos 2022
Biri bizi gözetliyor 10 Ağustos 2022