Emek yoğun sektörlere özel önem verilmeli
Ayakkabı sektörünün kriz döneminde önemli kayba uğradığını biliyordum. Bunun önemli istihdam kaybı yarattığına da tanık olmuştum. Sohbet ettiğimiz sektör temsilcileri Anadolu'da fason üretimle yeni bir canlanma dönemine girdiklerini açıkladılar. Emek yoğun sektörlerinin kalifiye eleman, üretim merkezlerinde kümelenme ve finans konusunda sorunları olduğunu da anlattılar. İşsizliğin büyük sorun olduğu ülkemizde emek yoğun sektörlere önem verilmesi gereğinin altını çizdiler. Arkadaşımız Volkan Özsoy'un haberinde sektör temsilcileri, sektörlerinin genel bir fotoğrafını ortaya koyuyorlar.
Uzun bir süreden beri görüştüğümüz emek yoğun sektörlerin temsilcileri, hem ekonomi kurmaylarının, hem de kamu bürokrasisinin kendi sektörleri ile yeterli duyarlığı göstermediklerini, kendi konumlarına bağlı olarak baktıkları pencerelerinden resmin bütünü görmeden hareket ettiklerine söylüyorlar. Bu yaklaşımın ise bugün ülkemizin bir numaralı sorunu olan işsizlik konusunda yarattıkları istihdamın öneminin kavranılmamasına neden olduğunu belirtiyorlar.
Daha önce tekstil ve konfeksiyon sektörü temsilcileriyle yaptığımız sohbetlerde dile gelen şikayetleri bir araya geldiğimiz ayakkabı sektör temsilcileri de benzer sözcüklerle dile getirdiler.
Sektörlerinin krizi aşma yolunda önemli gayret içinde olduğunu yeni büyüme ve istihdam dönemine girdiklerini belirtiler. Ve özellikle eski dönemlerden beri ayakkabı üretiminde geleneği olan Anadolu kentleri Konya, Gaziantep ve Adıyaman gibi merkezlerde fason üretime yönelerek talebe yanıt vermeye çalıştıklarını açıkladılar.
Sektörlerinin krizle birlikte Çin ve Uzakdoğu'da ucuz maliyetin yarattığı ithalatla zorlandığını, işten çıkarmalarla kalifeye eleman kaybına uğradığını belirten ayakkabıcılar, rekabet edebilir maliyet için Anadolu kentlerinde fason üretime geçtiklerini, 2009 yılı ikinci yarısından sonra sektörde bir hareketlilik başladığını söylediler. Ancak, kriz dönemindeki işten çıkarmalar ile yeni dönemde üretim artarken, bir yandan kalifiye eleman sıkıntısı çekmeye başladıklarını, bir yandan da finansal sıkıntı yaşadıklarını açıkladılar. KOSGEB kredilerinin şu anda durma noktasında olmasının bu açıdan olumsuzluk yarattığını belirttiler.
Üretim ve ihracatta bir canlanma yaşandığını söyleyen Ayakkabı sektör temsilcileri, geleneksel pazarlarda yerlerini korurlarken, sorunlu bir Pazar olan Irak pazarında gelişme olduğunu, İtalyan'ların da Türkiye pazarına yöneldikleri bilgisini verdiler. Kaliteli ayakkabı üretiminin beceri istediğini belirten sektör temsilcileri, kriz sonrası yeniden üretim büyütme konusunda zorlandıklarını, o nedenle bu gelişme döneminde sektörlerine finansal desteğin yanı sıra, üretimde kümelenme eğilimi taşıyan kentlerde destek olunmasının önemini vurguladılar.
Devletin politika olarak üretimden çok hizmet sektörünü benimsediğini, oysa en yakıcı sorun olan işsizliği ortadan kaldırmak, hiç değilse artmasını engellemek için kendi sektörleri gibi emek yoğun "işsizlik süpürücü" sektörlere ayrı bir önem verilmesi gerektiğinin altını çizdiler. Taleplerinin doğrudan mali destek olmadığını, enerji, işçilik üzerindeki yükler gibi girdi maliyetleri konusunda rekabetçi politikaların geliştirilmesi olduğunu söylediler.
Maliye Bakanlığı bürokrasisinin sürekli ve yüksek vergi geliri elde ittikleri ithalata önem verirken, tek yönlü düşündüklerini belirterek, vergi geliri kadar önem verilmesi gereken konunun istihdam olduğunun altını çizdiler. Ve buna bağlı olarak kendi sektörleri gibi emek yoğun sektörlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söylediler.
Krizi aşma yolunda Anadolu'da belli merkezlerde kümelenme ve fason üretim geliştirme gayretine giren Ayakkabı sektör temsilcilerinin söylemleri mutlaka ciddiye alınarak, ekonomi yönetimi tarafından sorunlarına çözüm üretilmelidir. İşsizlik sorunu böyle sektörlerin çabalarıyla belli onanda çözüme ulaşabilir.