21 °C
İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ dunyaweb@dunya.com

Enerji jeopolitiğinde oyun devam ediyor

Geçen hafta Türkiye’nin Karadeniz’de kendisine ait bölgede oldukça önemli bir doğalgaz rezervi bulduğunu duyurmasıyla birlikte, Türkiye de enerji kaynaklarına hükmetme oyununa resmen katılmış oldu. Türkiye aslında uzun süredir enerjide bağımsız olabilme hülyası güdüyordu ama şimdi bir yandan Doğu Akdeniz’deki rezervler için Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la mücadele edip diğer yandan da Karadeniz’de doğalgaz bulunca, geçmişe göre hülyasını gerçekleştirmeye çok daha fazla yaklaşmış görünüyor. Ancak enerji jeopolitiğinde oyuncu olmak belalı bir iş. Türkiye enerji oyununa girerken büyük menfaatlerin var olduğu bu oyunda ne gibi risklerle karşılaşacak?

Enerji bakımından bağımsız olmak Türkiye için neden bu kadar önemli?

Enerji bağımsızlığı ile uluslararası politika alanında daha bağımsız hareket edebilme aslında birbiriyle yakın bağlantısı olan kavramlardır. Konuyu enerji düzeyinde ayrıntılandıracak olursak, Türkiye diğer ülkelerden ithal ettiği enerji için önemli miktarda para harcamaktadır. Bunun büyük - ve Türkiye kentleştikçe artan - bir bölümü doğalgaz ithalatına gitmektedir. Kentleşme, ısınma, ev kullanımı ve elektrik üretiminde doğalgaz gibi daha temiz enerji türlerinin kullanılmasını gerektirmiştir. Türk ekonomisi büyümeye devam ettiği sürece enerji ihtiyacı azalmayacak, artacaktır. Artan nüfus da enerji ihtiyacını yoğunlaştıracaktır. Diğer gelişmiş ülkeler gibi, Türkiye’nin de kendi enerji kaynaklarını geliştirmeye çalışması ve komşuları dahil başkalarından alınacak enerjiye muhtaç olmamaya çalışması makuldür.

Tabii, rekabetin sadece enerji ile sınırlı olmadığını da unutmamak lazımdır. Enerji kaynaklarının bulunduğu deniz alanları iktisadi ve stratejik diğer bazı gerekçelerle de önem taşımaktadır. Enerji bağımsızlığı uluslararası sistemde daha bağımsız hareket edebilmek gibi kapsamı daha geniş bir stratejik hedefle bağlantılıdır. Örneğin, Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerilimler enerji üzerinde cereyan ediyor gözükmekle birlikte, esas çatışma konusu münhasır ekonomik bölgelerin sınırlarının belirlenmesidir. Bu bölgelerin gelecekte sahiplerine başka ne gibi potansiyel veya stratejik faydalar sağlayabileceğini şimdiden kestirmemiz mümkün değildir.

Türkiye’de bazı gözlemciler, mücadelenin aslında AB’nin Türkiye’yi küçük ortak seviyesinde tutmak istemesinden kaynaklandığını, bazı ülkelerin Türkiye’nin “yükselmesinden” ve daha bağımsız bir tavır benimsemesinden çekindiğini ileri sürüyorlar. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin yükselmesini rahatsız edici bulan AB üyeleri vardır. Yunanistan’ın bu ülkelerden biri olduğu aşikar. Buna artık normal bir ülke olduğu ve emperyal bir güç olmadığı gerçeğine bir türlü intibak edemeyen ve bu nedenle patolojik bir vaka olarak ele alınabilecek Fransa’yı da ekleyebiliriz. Buna karşılık, AB üyelerinin büyük bölümü Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesini arzuluyorlar. Bu üyeler, Yunanistan’ın kendilerini Doğu Akdeniz’de Türkiye ile bir mücadeleye sürüklemesini, böylece ilişkilerde telafisi güç kayıpların yaşanmasını istemiyorlar. Hatta, bu durum bazı ülkeleri ikili oynamaya sevk ediyor: Bir yandan tarafları ihtilaflarını müzakereler yoluyla çözmeye davet ediyorlar, diğer yandan da AB dayanışması efsanesine zarar vermemek için Yunanistan’ı destekler mahiyette sembolik davranışlarda bulunuyorlar.

Enerjinin daha kapsamlı jeopolitik rekabetin bir parçası olduğunu ifade ediyorsunuz. Karadeniz’de bulunan doğalgaz bu jeopolitik oyunu değiştirecek çapta mı?

Bazı açılardan evet, bazı açılardan hayır... Başka türlü ifade edecek olursak, sadece yeni bulunan rezerve bakıldığında, bu Türkiye’nin oyunda yerini fazla değiştirecek boyutta değil. 320 milyar metreküp bir tahmindir ama muhtemelen güvenilir bir tahmindir. Mevcut tüketim düzeylerinde bu kaynak birkaç senede tükenecektir. Ancak, bu buluşun başka kaynakların da keşfinin ilk adımı olduğu düşünülebilir. Daha da önemlisi, bu başarısı Türkiye’nin arama ve çıkarma kabiliyetini bir hayli geliştirdiğini göstermiştir ki, bu da Türkiye’ye yeni kaynaklar bulma imkanı vermektedir. Böyle düşünüldüğünde, oyunu değiştirici sonuçlar doğurabileceğini söylemek mümkündür.

Böylece, Türkiye oldukça tehlikeli bir oyun olan enerji oyununda yerini almaya başlıyor diyorsunuz?

Doğrudur. Ancak beni endişeye sevk eden husus şu: Yunanistan ile Türkiye arasında münhasır ekonomik bölge sınırlarının çizilmesi konusunda gelişen rekabet çok tehlikeli bir uçurumun kenarına gidip gelme oyununu tahrik etmektedir. Uçurum kenarı taktikleri bazen istenen sonucu elde etmekte faydalı olabilirse de, en ufak hatanın bile çatışmaya yol açması ve çatışmaların, özellikle tarafların iç siyasi ihtiyaçlarının da yangını körüklemesiyle tırmanması ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Doğru yaklaşım, tarafların ön koşul koymaksızın ihtilaflarını görüşmelere yoluyla halletmeye çalışmalarıdır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap