23 °C
İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ dunyaweb@dunya.com

Enerjinin jeopolitiği

Azerbaycan-Ermenistan arasında patlayan son çatışmalarda açıklanmaya muhtaç bir durumla karşı karşıyayız. İki ülke arasında arada sırada çatışma çıkması yeni olmasa da, 12 Temmuz’da başlayan ve aralıklarla süregelen çatışmalar, Dağlık Karabağ bölgesinde görmeye alıştığımız çatışmalardan ayrılıyor. Dış siyaset uzmanımız, olayların farklı mahiyetinin yorumlanabilmesi için enerji ihracatının jeopolitiğine ve Rusya’nın bölgeden enerji ihracatındaki güçlü konumuna daha yakından bakmanın faydalı olacağına işaret ediyor.

Şu andaki yaşananlar geçmişteki olaylardan hangi bakımdan ayrılıyor?

İlkin çatışmaların gerçekleştiği bölge biraz şaşırtıcı çünkü geçmişte Dağlık Karabağ ihtilafından kaynaklanan çatışmaların cereyan ettiği bölgeden bir hayli uzak. İkinci olarak, çatışmanın görünüşü biraz tuhaf. Her ne kadar Azeri-Ermeni hududunda her zaman gerilim hüküm sürse de, her zaman çatışmaların tırmanabileceği endişesinden kaynaklanan ihtiyatlılık bu sefer daha zayıf kalmış görünüyor. Bir de buna Ermenistan’ın askeri kabiliyetlerini büyük ölçüde Rusya’nın belirlediğini eklememiz gerekiyor. Bu veriler bize Ermeni saldırılarının amaçlanmayan bir kaza veya sadece Ermeni hükümetinin bir girişimi olmayabileceğini düşündürtüyor.

Anladığım kadarıyla, olaya Rusya'nın da karıştığını ima ediyorsunuz. Rusya'nın böyle bir çatışmayı tahrik etmesinin sebebi ne olabilir.?

Bu noktada sadece bazı tahminlerde bulunabiliriz ama bunları ifade etmekten kaçınmamamız lazım.

Evet, bu bölgede Rusya’nın sınırlı bir çatışmayı tahrik etmesinde ne gibi bir menfaati olabilir? Çözümlememize çatışmaların cereyan ettiği bölgenin üç taşıma sisteminin Azerbaycan’a ait dar bir koridordan geçerek Gürcistan’a girdiği, oradan da Türkiye’ye kavuştuğu bir bölge olduğunu tespit ederek başlayabiliriz. Buradan Azeri petrolünü Akdeniz’e taşıyan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı geçiyor. Hemen yanında Azeri doğalgazını Türkiye’ye ve oradan da Güney Avrupa pazarlarına ulaştıracak TANAP boru hattı bulunuyor. Son olarak, yine aynı güzergahta Kars-Tiflis-Bakü demiryolu var ki, bu hat Gürcistan’ı aşarak Azerbaycan’a giriyor, Bakü’ye varan vagonlar feribotla Türkmenistan’ın Türkmenbaşı limanına taşındıktan sonra Çin’e kadar gidebiliyor.

Değindiğimiz iki boru hattı Rusya’nın da temel ihraç ürünleri olan doğalgaz ve petrolün dünya piyasalarına sevkinde kullanılıyor. Bu ürünleri hem Rusya hem Azerbaycan üretiyor. Son iki-üç yıl içinde Türkiye’de Azeri gazı tüketiminde bir artış ve Rusya’dan ithal edilen gaz miktarında da bir azalma oldu. Demiryoluna bakacak olursak, bunun da önemli bir ulaşım sistemi olduğunu ve Batı’ya mal sevkinde Rusya üzerinden giden sistemlerle rekabet edebileceği söylenebilir.

Rusya'nın enerji alanındaki güçlü konumunun zorlanabileceğini mi söylüyorsunuz?

Rusya büyük bir petrol ve doğalgaz üreticisidir ve bu ürünlerini Avrupa’nın değişik ülkelerine ihraç etmektedir. Bu noktada Rusya’nın mallarını sevk etmek için muhtelif boru hatları inşa ettiği biliniyor. Bu babda, kısa bir süre önce Türk Akımı hattının Karadeniz’i geçişinin tamamlandığını hatırlayalım. Bu hat hem Türkiye’ye hem de Güney ve Orta Avrupa’ya doğalgaz taşıyacaktır.

Karşımızdaki soru ülkenin Rusya’ya enerji bağımlılığının derecesi ile ilgilidir. Türkiye Rusya’ya bağımlılığını Azerbaycan ve İran yanında, Cezayir’den ve ilginçtir ki Amerika’dan LNG ithal ederek azaltmaya gayret etmiştir. Böyle bir tercihin stratejik olduğundan kuşku yoktur. Rusya iktisadi ve siyasi bağlar arasında bir fark gözetmemekte, başka ülkelerin siyasetini etkilemek maksadıyla her ikisini de aynı paketin parçaları olarak kullanmaktadır. Bu bakımdan iktisadi ve siyasi ilişkileri birbirinden ayıran birçok ülkeye nazaran farklı bir yaklaşıma sahiptir. Bu nedenle Rusya’dan gaz ve petrol ithal eden ülkelerin mal alabileceği başka kaynaklar geliştirmeleri özel önem arz etmektedir. Bu yaklaşım Rusya’ya iki yönden zarar verebiliyor. İlkin, Rusya’nın satabileceği gaz ve petrol miktarı azalıyor. İkinci olarak da, başka kaynakların üretimi arttırması piyasaya mal arzını da arttırarak fiyatlar üzerinde aşağıya doğru baskı oluşturuyor. Rusya şu anda zaten enerji fiyatlarının düşük olmasından dolayı sıkıntı yaşadığından fiyatların daha da düşmesine endişe ile yaklaşmaktadır.

O zaman Azerbaycan-Ermenistan arasındaki olayları Rusya'nın daha genel stratejisi içine mi yerleştirelim yoksa sadece mahalli bir çekişme olarak mı görelim?

Bir olaya büyük anlamlar yüklemek konusunda ihtiyatlı olmamız gerektiği aşikar. Bununla beraber, Amerika-Rusya arasında yoğun rekabetçi ilişkilerin yaşandığı ve Amerika’nın Rusya’nın Batı Avrupa’ya ve hatta Türkiye’ye enerji ihracatını kısıtlamaya çalıştığı bir ortamda, büyük resmin de ihmal edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmak, Rusya’nın iddialı bir dış politika izlemekte dayandığı kaynakları azaltacaktır. Rusya’nın Amerikan politikasının kendileri için ne gibi bir tehdit oluşturduğunun idrakinde oldukları muhakkaktır. Dolayısıyla, Ermenistan’da olduğu gibi, enerji oyununun içinde olduklarını ve o oyundaki konumlarını korumaya kararlı olduklarını eylemleriyle herkese göstermekten kaçınmayacaklardır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap