Enflasyon geriliyor, alım gücü erimeye devam ediyor
Temmuz ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte ekonomi yönetiminin en çok üzerinde durduğu başlıklardan biri, enflasyondaki gerileme oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon temmuz ayında yüzde 31,90 olarak gerçekleşti. Merkez Bankası’nın Piyasa Katılımcıları Anketi yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 29,14, IMF ise yüzde 28,6 olarak öngörüyor. Merkez Bankası’nın resmi tahmini ise yüzde 26 seviyesinde bulunuyor.
Beklentiler, yılsonunda enflasyonun yüzde 30’un altına gerileyebileceğine işaret ediyor.
Ancak vatandaş açısından asıl önemli olan yıllık enflasyonun kaç olduğu değil; maaşının ve emekli aylığının her geçen ay ne kadar değer kaybettiği.
Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Fiyatlar artmaya devam ediyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Ücretler ve aylıklar ise artırıldıkları ilk günden itibaren yeniden enflasyon karşısında erimeye başlıyor.
Bunun en somut örneğini asgari ücrette görüyoruz. Yedi ayda asgari ücretin alım gücü binlerce lira eridi…
1 Ocak 2026 itibarıyla net 28.075,50 TL olarak belirlenen asgari ücret, açıklanan enflasyon verileri dikkate alındığında bugün aynı satın alma gücünü koruyamıyor.
Ocak 2026’da 28.075,50 TL olan asgari ücretin Ağustos 2026 başı itibarıyla reel değeri
ENAG: 21.624,82 TL
İTO: 23.096,00 TL
TÜİK: 23.423,58 TL
Buna göre;
-ENAG verilerine göre yaklaşık 6.451 TL
-İTO verilerine göre yaklaşık 4.980 TL
-TÜİK verilerine göre ise yaklaşık 4.652 TL tutarında satın alma gücü kaybı oluşmuş durumda.
Başka bir ifadeyle, asgari ücret nominal olarak değişmese de vatandaşın cebindeki paranın gerçek değeri her geçen ay biraz daha azalıyor.
Emeklinin cebine girmeyen para bile değer kaybetti
Temmuz ayında en düşük emekli aylığı 23.552 TL‘ye yükseltildi. Ancak milyonlarca emekli bu artışın farkını henüz almadı. 23.552 TL’ye tamamlanan aylık farkları 7 Ağustos Cuma günü hesaplara yatırılacak.
Yani emeklinin cebine henüz girmeyen para bile açıklanan temmuz enflasyonu nedeniyle değer kaybetmiş oldu.
Temmuz 2026’da 23.552 TL olan en düşük aylığın Ağustos 2026 başı itibarıyla reel değeri
ENAG: 22.850,49 TL
İTO: 23.076,62 TL
TÜİK: 23.140,11 TL
Bu tablo, enflasyonun ücretler ve emekli aylıkları üzerindeki etkisini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Maaş artışı yapılmış olsa bile ödeme tarihine kadar geçen sürede dahi satın alma gücü aşınmaya devam ediyor.
2027 Ocak ayında emekliler ne kadar fark alır? İlk hesap ortaya çıktı
Temmuz ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte, 2026 yılının ikinci altı aylık dönemine ilişkin enflasyon farkı da yavaş yavaş şekillenmeye başladı.
IMF’nin yıl sonu için öngördüğü yüzde 28,6, Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi’nin ise yüzde 29,14 seviyesindeki enflasyon beklentilerinin gerçekleşmesi halinde, Ocak 2027 döneminde emekli ve memurların alacağı artışlar da büyük ölçüde netleşecek.
Buna göre; 2027 Ocak ayında beklenen artışlar
SSK ve Bağ-Kur emeklileri: Yaklaşık %9 - %9,5
Memur ve memur emeklileri: Yaklaşık %7 - %7,5 oranında enflasyon farkı ve toplu sözleşme kaynaklı artış alabilecek.
Kamuoyunda bu artışlar çoğu zaman “zam” olarak ifade edilse de, gerçekte bunlar büyük ölçüde geçmiş altı aylık dönemde oluşan enflasyonun telafisinden ibaret.
Artış var, ancak refah artışı yok
Türkiye’de ücretler ve emekli aylıkları belirli dönemlerde artırılıyor. Ancak enflasyon devam ettiği sürece bu artışlar daha ilk aydan itibaren yeniden erimeye başlıyor.
Bu nedenle vatandaş için önemli olan maaşının kaç lira olduğu değil, o maaşla kaç gün geçinebildiği, marketten ve pazardan ne kadar alışveriş yapabildiği oluyor.
Bugün açıklanan enflasyon verileri, enflasyondaki yavaşlamayı gösterirken aynı zamanda ücretlerin ve emekli aylıklarının satın alma gücündeki aşınmanın da sürdüğünü ortaya koyuyor.
Asıl mücadele satın alma gücünü koruyabilmek
Ekonomik istikrar yalnızca enflasyon oranının düşmesiyle sağlanamaz. Kalıcı başarı, ücretlerin ve emekli aylıklarının satın alma gücünün korunmasıyla mümkündür. Bugün asgari ücretin yedi ay içinde binlerce liralık alım gücü kaybetmesi, en düşük emekli aylığının ise daha hesaplara yatmadan değerinin azalması bunun en somut göstergelerinden biri.
Yılsonunda emeklilere yapılacak yüzde 9-9,5, memur ve memur emeklilerine yapılacak yüzde 7-7,5 oranındaki artışlar da tek başına refah artışı anlamına gelmeyecek. Çünkü bu artışlar yeni bir kazanç sağlamaktan çok, geçmiş aylarda enflasyon nedeniyle kaybedilen satın alma gücünün bir bölümünü telafi etmeye yönelik olacak.
Sonuç olarak, vatandaşın gündelik hayatını belirleyen bordrosundaki rakam değil, o rakamın gerçek satın alma gücüdür. Enflasyon kalıcı olarak düşük seviyelere inmedikçe, ücretlerde ve emekli aylıklarında yapılacak artışlar, alım gücündeki erimeyi tamamen durdurmaya yetmeyecektir. Bu nedenle ekonomik başarının gerçek ölçüsü, maaşların ne kadar arttığı değil, vatandaşın cebindeki paranın değerini ne kadar koruyabildiği olacaktır.