Enflasyon mu resesyondan, resesyon mu enflasyondan

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Bu sıra çokça duyar olduk her iki kelimeyi de. Bu terimlerden öcü gibi korkmak mı gerekir, yoksa konjonktürün doğal bir sonucu olarak kabullenmek mi, biraz kafa yoralım. Zira her ekonomik değişimi kendi içerisinde değerlendirmek bazen salt tek yönlü bakmanın daha fazla önüne geçiyor.

Önce resesyonun ne olduğunu tam olarak anlamak lazım. Ekonomilerde resesyon şöyle tanımlanmakta: Bir ülkenin ekonomik faaliyetlerinde en az altı ay süreyle gerileme yaşanması nedeniyle reel gayri safi yurt içi hasılanın düşmesi, ekonomik faaliyetlerde duraklaması, negatif anlamda istikrarlı bir konjonktür dalgasında doruğu izleyen reel ekonomik faaliyet düzeyinde ılımlı daralma aşaması. Tek kelimeye indirgemek istersek, durağanlaşma da diyebiliriz.

Enflasyon ise, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışını ifade eden bir durumdur. Diğer bir tanımı nominal millî gelirin, bu gelirle satın alınan mal miktarına nazaran artması yani şişmesi demektir.

Pandemi ve ardından Rusya-Ukrayna savaşına kadar dünya sürekli bir büyüme trendi halinde idi. Bütün ülkeler sürekli büyüme politikası gütmekte, tüm eylemler toplumların daha çok harcaması ve tüketmesi üzerine planlar ortaya koymakta, finans ve bankacılık sektörlerinin de yoğun desteği ile bu oyun yolunda gitmekte idi. Arka arkaya gelen sorunlar büyüme hızlarını yavaşlattı ve dünyayı enflasyon ile mücadele etmek zorunda bıraktı. Çin’e yönelik ambargo sonrası maliyetlerin artması, pandemi döneminde ülkelerin yoğun bir şekilde para basması, savaşla birlikte enerji maliyetlerindeki artış, lojistik maliyetlerinin aşırı yükselmesi gibi sorunlar enflasyonun tüm dünyada artmasına neden oldu.

Pandemi döneminde mal ticaretinde de belirli oranlarda düşüşler meydana geldi. En önemlisi ve üyümeyi durağanlığa çevirmeye sebep olan önemli faktörlerden bir tanesi de, aşırı büyüyen üretim kapasitelerinin, düşmeye başlayan tüketim ile yeniden şekillenmeye başlaması oldu. Bu da yine fiyatların pahalanmasına neden olan bir faktör oldu ve enflasyon artışı üretim gücü yüksek ülkelerde dahi önlenemez bir hal aldı.

Resesyon ile enflasyon arasında önemli bir bağ bulunmakta. Her ne kadar bir parça tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan türünde bir ilişki var gibi görünse de; enflasyonu düşürmek için resesyonun etkisinin daha yüksek olacağını düşünenlerdenim. Diğer bir deyişle dünyanın çözmesi gereken sorunun resesyondan çok enflasyon olduğunu, zira istikrarlı ekonomilerin ve piyasaların ancak düşük enflasyon ile sağlanabileceğini çok net söyleyebilirim. Bu da demektir ki, dünya bir süre büyümeden feragat edecek. Elbette bunu sağlarken para politikalarının, maliye politikalarının ve kamu harcamalarının yönetiminin etkisi büyük olacak. Sürekli konuştuğumuz faiz politikaları da yine önemli etkenler arasında. Bu dönemde ülkeler artık büyüme yerine durağanlığı ve istikrarı daha fazla konuşmaya başlayacaklar.

Tüketimi ve tüketim harcamalarını kısmaya yönelik politikalar yerine faiz ve finansman kullandırımlarını devletlerin doğru bir şekilde sağlaması gerekiyor. Örneğin ülkemizde kredi kart harcamalarını zorlaştıran asgari ödeme oranını arttırmak gibi önlemler, tüketimi azaltırken, enflasyonun düşmesine değil, daha çok yükselmesine sebep olacak yanlış davranışlara örnek verilebilir. Tıpkı Merkez Bankası faizi sürekli frenlediğini zannederken, gerçekte piyasada reel sektörün kredi kullanamaz hale geldiğini ve asıl burada tedbir alınması gerektiğini kaçırması gibi.

Son 75 senede ülkeler ve liderler tüm senaryolarını büyüme üzerine kurmuşken, şimdi farklı bir sınava girmiş durumdalar. Artık bozulan arz-talep dengelerini ve para politikalarını düzeltmek için, durağanlığı, belki de küçülmeyi yönetmek zorunda kalacaklar. Tabi istihdama ve üretime de zarar vermemeyi başarmak zorundalar. Bu konuda ilk patlağı İngiltere verdi. FED, şimdilik bu kavramları iyi götürüyor. Bizi bundan sonra da hareketli günlerin beklediği kesin.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Putİn mi, PutOut mu? (2) 19 Ağustos 2022
Bir bu savaş eksikti 12 Ağustos 2022
Eğitimde “mış” gibi 05 Ağustos 2022