Enflasyon: Öğrenilmiş çaresizlik

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Eskiden sadece biz dertlenirdik, enflasyonla nasıl mücadele edeceğiz, nasıl aşağı çekeriz diye, ama şimdi görünen o ki bu durum gelişmiş ülkeler dahil tüm dünyanın sorunu hale geldi. Temel sebep hiç şüphesiz pandemi ile birlikte yükselen maliyetler. Gelin görün ki bu durum ülkelerde fiyat artışlarına sebep olurken, gelir dağılımı üzerinde de olumsuz etkiler yaratır oldu. Pandeminin etkisi herkes için adil olmadığından, gelinen noktada gelir grupları arasındaki makas da ister istemez açılıyor. Bu işi fırsata çevirenler de var, büyük hüsranlar ile gelir kaybına uğrayanlar da.

Yükselen sadece üretimde kullanılan hammadde değil. Son dönemde ülkemize dönüp baktığımızda, konuttan otomobile ikinci el piyasada dahi fiyatların sürekli olarak yukarı gittiğini gözlemliyoruz. Özellikle nakit birikimi olan kitle faiz gelirinin cazibesini kaybetmesi nedeniyle, başta konut olmak üzere bu tür yatırım araçlarına ağırlık verdikleri sürece de durum pek de kolay düzelmez gibi görünüyor.

Dünya ülkelerinin ve ekonomistlerinin gözü genelde Fed’dedir. Fed’in hafta başı açıkladığı raporda, tüketicilerin enflasyon beklentisi, 2013 yılından beri görülen en yüksek seviyeyi gördü. Euro bölgesindeki enflasyon beklentisi de altı yılın zirvesine çıktı. Dediğim gibi artan maliyetler sadece üretim fiyatlarıyla da sınırlı değil. Nakliye fiyatları, depolama hizmetleri, enerji, akaryakıt gibi dolaylı etken maliyetlerin tamamında da yükseliş yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Hani şöyle bir düzelme, gevşeme, fiyatlarda geriye gitme var mı diye baktığınızda hiçbir olumlu hareket de görünmüyor. Hem de öyle böyle değil, ciddi oranlarda maliyet artışları yaşandı. Peki tüm bunların bundan sonraki yaşamımızda yeri ne olacak, asıl bu noktaya dikkat çekip, nasıl pozisyon almamız gerektiğine kafa yormamız gerekiyor. Batılı ülkelerin çok da alışkın olmadıkları bu durum karşısında, aslında yaşanılan şeyin adı, öğrenilmiş çaresizlik. Farkındayız, elimizden çok bir şey gelmiyor. Etkileri, gün geçtikçe kanserli hücrelerin vücuda verdiği zarar gibi toplumların gelir dengelerinin bozulması olarak aslında yapılarımıza nüfuz ediyor.

Dünyada yükselen fiyatlar ve enflasyon bir yana dursun, ülkemizdeki manzarayı da gözden geçirelim. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye’ye ilişkin öngörüleri oldu geçtiğimiz günlerde. Fitch, sorunlu kredilerdeki sınıflandırmanın üçüncü çeyrek sonuna uzatılması, yeniden yapılandırmalar ve güçlü kredi tahsilatlarının Türk bankalarının aktif kalitesini desteklemeye devam ettiğine; ancak enflasyonist baskılar ve liraya olan düşük güvenin dolarizasyonu artırabileceğine işaret etti. Takipteki kredi oranlarının tarihi düşük seviyede kalmasının da en azından kısa vadede risk maliyetini desteklemeye devam ettiği belirtildi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı UNCTAD ise, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,9, gelecek yıl ise yüzde 3,6 büyümesini öngördüğünü, COVID-19 vakalarının yeniden artması ile durumun ekonomik toparlanmayı engellediğini belirtiyor. Ancak ihracattaki yükseliş ve ülkenin sanayi sektörünün sürdürülebilir dayanıklılığını da pozitif görüyor.

Dünyada da ilginç işler oluyor. Örneğin Avrupa Birliği, ekim ayında Çin alüminyumuna yönelik uygulamaya hazırlandığı ilave gümrük vergisini 9 aylığına askıya almaya karar verdi. Zaten yükselen maliyet ve fiyatlara bir yenisini daha eklememek ana sebep olsa gerek. Bizde enflasyon almış başını gidiyor. TÜFE %19,25, ÜFE %45,52. Tarihimizde görülmemiş bir makas var ve nasıl kapanacağının hızlıca planlanması gerekiyor, yani sadece çekirdek enflasyona bakacağız demekle bu işin çözülemeyeceği kesin. Uzun soluklu, sürdürülebilir, fırsatçılığa izin verilmeyecek düzenlemelerin yapıldığı, üretim ve yatırım iştahı ile güvenin yeniden oluşturulduğu, en önemlisi de tüm kesimlerle barışık bir politika yürütülür ise iyi sonuçlar elde edilebilir, aksi ise… Öğrenilmiş çaresizlik.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir iki üç çip 08 Ekim 2021
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021
Bozulan tedarik zinciri 13 Ağustos 2021
Dönelim ekonomiye 06 Ağustos 2021