Enflasyon Raporu toplantısı ile ilgili bilinmesi gerekenler
Enflasyon Raporu toplantıları, enflasyon hedeflemesi yapan merkez bankalarının üç ayda bir hedefe ne kadar yakın olduklarına dair durum değerlendirmesi yaptıkları toplantılardır.
Amaç, iletişim kanallarını etkin bir şekilde kullanarak Merkez Bankası’nın politika duruşunu en net biçimde aktarmasına imkân sağlamak, konulan hedeflere ulaşmak için atılan adımlar konusunda değerlendirme yaparak enflasyon beklentilerinin çıpalanmasına zemin hazırlamaktır.
Enflasyon beklentilerini çıpalamak neden önemli?
Dünyada iletişim politikalarının değeri 1994 sonrası dönemde anlaşılmıştır. O zamana kadar merkez bankacısının ketumu makbulken, giderek daha açık iletişim ile piyasa beklentilerinin kontrol edilebildiği farkedilmiştir. Bu şekilde piyasaların ‘merkez bankasının işini yaptığı’ ve böylelikle ‘faizi fazla sıkılaştırmadan da enflasyonun düşürülebildiği’ keşfedilmiştir. Ancak bu mekanizmanın işlemesi için temel bir şart vardır: beklentilerin çıpalandığından emin olmak, şayet piyasa beklentileri ile merkez bankasının hedefleri ayrışmaya başlarsa merkez bankasının faiz silahını kullanacağından şüphe edilmediği bir zemin oluşturmak. Merkez Bankası’nın ‘gerekirse silahımı çekerim’ tehditinin inandırıcı olması ve bu inandırıcılığın sağlanması için de faiz aracının devreye sokularak ekonomide gerekli soğumanın sağlanması gerekmektedir.
Çıktı açığı grafiği nedir?
Merkez Bankası’nın iletişimini etkin biçimde yürütebilmesi için, konulan enflasyon hedefine nasıl ulaşılacağına dair bir yol haritasının da piyasalarla paylaşılması adettendir. Bunu bir tür navigasyon aracı olarak düşünebiliriz. Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi, gidilmesi planlanan varış noktasıdır; oraya ulaşmak için ekonominin ne ölçüde soğutulması gerektiğini ise çıktı açığı grafiğiyle sunulan patika göstermektedir.
Çıktı açığı, gerçekleşen GSYH ile potansiyel GSYH arasındaki yüzde farktır. Çıktı açığının pozitif olması, ekonominin potansiyelinin üzerinde üretim yaptığına işaret eder ve uzun vadede enflasyonist bir baskı oluşturur. Çıktı açığının negatif olması ise ekonominin potansiyelinin altında çalıştığını gösterir ve uzun vadede dezenflasyonist bir etki yaratır.
Çıktı açığı grafiğine bakarak “enflasyonu 1 puan düşürmek için üretimi potansiyelin X puan altına çekmek gerekir” şeklinde katı bir kural koymak mümkün değildir. Zira aradaki ilişki, beklentilerin çıpasının kuvvetlenmesine veya zayıflamasına göre değişen dinamik bir yapı arz etmektedir. Uç bir senaryoda, kredibilitesi çok güçlenmiş bir merkez bankası, tıpkı 2001 sonrası dönemde olduğu gibi, çıktı açığını pozitifte tutarak bile enflasyonu hedefe yaklaştırabilirken, kredibilitesi zayıflamış bir merkez bankası çıktı açığını negatife çekerek de enflasyonu düşürmekte zorlanabilir ki 2018 sonrası dönem bunun somut bir örneğidir. Buradan çıkarılacak sonuç şudur: kredibilitesi zayıflamış bir merkez bankasının beklenti kanalını yeniden işler hale getirebilmesi için hedeften sapma yaşandığında rotayı daha sıkı bir patikada yeniden çizerek yoluna devam etmesi gerekmektedir.
2024 sonrası dönemde çıktı açığı revizyonları
Şekilde, 2024 sonrası dönem için her çeyrekte açıklanan enflasyon raporlarında sunulan çıktı açığı patikaları yapay zeka yardımıyla bir araya getirilmiştir. TCMB çıktı açığı grafiğine ilişkin rakamları kamuoyuyla paylaşmadığından daha somut bir grafik oluşturabilmek mümkün olamamaktadır. Öte yandan yapay zekanın hata yapabileceğini göz önünde bulundurarak grafiği temkinli okumakta fayda vardır. Bununla birlikte, rakamlar arasındaki küçük farklara odaklanmak yerine genel resme bakıldığında belirgin bir örüntü göze çarpmaktadır: TCMB güncelleme yaparken genel olarak çıktı açığı grafiğinin yakın ucunu yukarı, uzak ucunu ise aşağı yönlü revize etmektedir. Bu tutum, enflasyonla mücadelede neden yeterli sonuç alınamadığı konusunda önemli ipuçları barındırmaktadır.
Enflasyonla mücadelede neden yavaş ilerliyoruz?
Çıktı açığı revizyonlarında örtük olarak TCMB’nin verdiği mesaj şudur: İçinde bulunduğumuz dönemde, yani grafiğin yakın ucunda, ekonomiyi bir önceki raporda öngördüğüm sıkılıkta tutamadım; ekonomi beklediğimden daha hızlı büyüdü. Ancak hedeflerime ulaşma konusundaki kararlılığım sürmektedir. Bu nedenle yolun bundan sonrasında daha sıkı bir patika izlenecektir. Orta ve uzun vadede çıktı açığının daha negatif seviyelere çekilmesinin arkasındaki temel gerekçe de budur.
Buraya kadar anlatılan süreç, olağan bir düzeltme mekanizmasını tanımlamaktadır. TCMB’nin kontrolü dışında enflasyonist gelişmeler yaşanabilir; ancak Merkez Bankası bunun bilincinde olup rotayı zamanında yeniden belirlediği sürece, bir sonraki rapor döneminden itibaren hedefe doğru ilerleyen bir ekonomi tablosu ortaya çıkar. Ne var ki şekil bize durumun böyle olmadığını göstermektedir. Her rapor döneminde benzer bir güncelleme yapılmakta, TCMB ekonomiyi bir türlü taahhüt ettiği patikaya oturtamamakta ve önceki raporda gerekli gördüğü rotadan saparak hedefe daha uzun ve dolambaçlı bir yoldan ulaşmaya çalışmaktadır.
Bu şekilde savrulan bir çıktı açığı grafiği iki önemli sonuç doğurmaktadır. Bir yandan talebin enflasyon hedefinin gerektirdiği ölçüde gerilemediği zımnen itiraf edilirken, öte yandan Merkez Bankası’nın ‘gerekirse silahımı çekerim’ tehditinin inandırıcılığını yitirdiği ve iletişim kanalının zayıfladığı görülmektedir. Dolayısıyla enflasyon raporu toplantılarının belki de en temel amacı olan etkin iletişim, bu tür revizyonlarla işlevsiz hale gelmektedir. Bu durum ise hedefe ulaşmayı daha da güçleştirmektedir. Navigasyon benzetmesine dönecek olursak, yolların giderek kırmızıya döndüğünü, trafiğin yoğunlaştığını ve hız kaybettiğimiz bir süreç yaşanmaktadır.
2026’nın ikinci enflasyon raporu toplantısında ne olur?
TCMB, geçen yıl başlattığı iletişim stratejisiyle, %5’lik nihai hedefin çok uzakta kalması nedeniyle hedefe giden yolda ‘mola yerleri’ işlevi görecek ara hedef kavramını geliştirdi. Bu tür bir uygulamanın dünyada da örnekleri yaygındır. TCMB ilave olarak beklentilerin daha etkin biçimde çıpalanabilmesi ve ara hedefin ciddiye alınması için olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı sürece bu hedefin değiştirilmeyeceği de kamuoyuyla paylaşmıştı.
2026 yılının birinci enflasyon raporunun açıklandığı Şubat ayında, 2026 yıl sonu ara hedefi %16’da sabit tutulurken daha gerçekçi bir tahmin olarak değerlendirilen üst bant %21’e yükseltilmişti. Yine aynı raporda 2026 birinci çeyreğinde çıktı açığının potansiyelin %1 ile 1.5 kadar altında seyrettiği görülmekteydi.
Bu satırlar kaleme alındığı sırada 2026 yılının ikinci enflasyon raporu henüz açıklanmamıştı. Tahminime göre, Şubat ayında dahi piyasa beklentilerinin oldukça ilerisinde iyimser bir ara hedef benimseyen TCMB, İran savaşını olağanüstü bir gerekçe olarak değerlendirerek ara hedefini yüzde 20’ye, üst bandı ise yüzde 25’e çıkarabilir. Çıktı açığı bu revizyona paralel ilk çeyrek için muhtemelen yine yukarı yönlü revize edilecektir.
Bu tür bir revizyon bile %30 civarında yoğunlaşan yıl sonu piyasa beklentilerinin altında kalmaya devam edecektir. Dolayısıyla, düşük ihtimalle de olsa, %20 üzerinde bir yıl sonu ara hedefi daha gerçekçi bir tablo sunar. Öte yandan %20 altında bir ara hedef belirlenirse bu durum mevcut enflasyonist baskıyı bertaraf edebilmek için daha sıkı bir para politikası duruşuna geçileceğini ima eder. Ancak bunu destekleyen bir çıktı açığı grafiğiyle birlikte gelmediği ve daha sıkı adımlarla desteklenmediği sürece bu tahminin inandırıcılığı daha da zayıf olacaktır.
