Enflasyon ve para politikası

Erhan ASLANOĞLU
Erhan ASLANOĞLU Ekonomi ve Piyasalar erhanaslanoglu@superonline.com

Temmuz ayı enflasyon verileri açıklandı. TÜFE aylık yüzde 1,80, yıllık 18,95 olarak gerçekleşti. ÜFE’deki artış aylık yüzde 2,46, yıllık yüzde 44,92 oldu. Enflasyonda aylardır süren yukarı yönlü eğilim devam ediyor.

Yıllık olarak gıda ve ulaştırma sektörlerinin enflasyonu yüzde 24’lere gelmiş durumda. Ev eşyası, konut, lokanta ve oteller gibi sektörler yüzde 20’ler civarında enflasyona sahip. Pandemi döneminde talebi gerileyen giyim ve eğlence gibi sektörler yüzde 5-10 civarı yıllık enflasyonda dolanıyor. Dolayısıyla, hayatımıza doğrudan dokunan gıda ev eşyası, konut ile ilgili harcamalar yüzde 20-25 bandında ve hissettiğimiz enflasyonu fazlasıyla etkiliyor.

ÜFE’deki artış yıllık yüzde 45’lere dayandı. Yüzde 19’larda olan TÜFE ile açılan farkı açıklamak gittikçe zorlaşıyor. Yılın ilk 6 ayını muhtemelen çift haneli bir büyüme ile kapatacağımızı düşünecek olursak talep yetersizliğinden bahsetmek çok gerçekçi görünmüyor. 2018 Ekim döneminde ÜFE yine yüzde 45’lere gelmiş, TÜFE yüzde 25’lere çıkmıştı. Bunun bir açıklaması, pandemi döneminde eşel mobil sisteminin bırakılarak ÜFE’deki petrol fiyat artışının TÜFE’deki pompa fiyatlara tam yansıtılmaması diyebiliriz. Eşel mobil sistemine tekrar döndüğümüzü düşünecek olursak, önümüzdeki dönemde yansıma potansiyelinin arttığını söyleyebiliriz. Temmuz ayında TL’deki değerlenmeye rağmen ÜFE’nin yüzde 2,46 artması, maliyet enflasyonu baskısının emtia fiyatlarından, özellikle enerji fiyatlarından gelmeye devam ettiğini gösteriyor. Önceki yazılarımızda tartıştığımız gibi enerji fiyatlarındaki artışın devam etme ihtimalini yüksek görüyoruz. Tahminimiz, TL’nin değerinden bağımsız olarak ÜFE’deki baskının bir süre daha devam edeceği yönünde. Baz etkisiyle önümüzdeki aylarda ÜFE’deki yıllık artış devam etmese bile gelecek yılın ilk çeyreğine kadar yüzde 35-40 seviyelerinin altına inmeyebilir.

ÜFE-TÜFE farkının açılmasının ve ÜFE’nin çok yüksek seyretmesinin, enflasyon algısını çalışanlar açısından yükselten bir başka neden olduğunu düşünüyoruz. Üretim sürecinde yüzde 45 civarında bir enflasyon ile karşılaşan bir çalışan, tüketici olarak ortalama yüzde 20 civarında bir enflasyon ile karşılaşsa bile enflasyon algısı muhtemelen TÜFE ve ÜFE’nin ortalaması şeklinde, yanı yüzde 30’ların üzerine olabiliyor. Bu durum, mevcut faizlerde tüketicinin tasarruf ve tüketim eğilimini muhtemelen etkiliyor. Genelde geçmişi adapte ederek oluşturulan beklentiler, mevcut faizlerde ya tüketim eğilimini arttırıyor ya da tasarrufları TL dışı varlıklara yönlendirerek enflasyonu besliyor.

Çoğu zaman olduğu gibi enflasyonun önemli nedenlerinden birisi gıda fiyatlarındaki artıştır. Gıda’da aylık yüzde 2,77, yıllık yüzde 24’ü aşan bir enflasyon verisiyle karşı karşıyayız. İçimizi yakan, canımızı acıtan orman yangınlarının ekonomik maliyetini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Özellikle tarımsal ürün fiyatlarında olumsuz yansımaları ortaya çıkabilir.

Enflasyona yol açan faktörlerden talep baskısı, emtia fiyatlarındaki artış ve gıda fiyatlarındaki risk devam ediyor. TL’deki görece değerlenme kısa vadede enflasyon dinamiklerini olumlu etkilese de bahsettiğimiz diğer faktörler enflasyonda yeni zirveleri eylül-ekim aylarında bize gösterebilir. TCMB enflasyondaki bu hareketleri geçici bir oynaklık olarak gördüğü için politika faizine muhtemelen dokunmayacak, Kasım ayında baz etkisiyle yıllık enflasyonda düşüşü bekleyecektir. Para politikasının sıkılığını paranın fiyatı, yani politika faizi ve paranın miktarı, yani para tabanı belirler. Politika faizi geçtiğimiz Mart ayından bu yana yüzde 19’da sabit olsa da para tabanı (likidite göstergesidir) güçlü artış eğiliminde. Yapısal faktörlerle yüksek ve yapışkan seyreden enflasyona geçici bakarak politika oluşturmak ciddi riskler içeriyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Stagflasyon geliyor mu? 29 Eylül 2021
Fed, COVID ve piyasalar 01 Eylül 2021