Enflasyonda çifte cephe

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Küresel piyasalarda son birkaç ayın hikâyesi oldukça karışık. Orta Doğu'da bitti bitecek, ılımlıya dönecek denilen gerilim bir tırmanıyor bir duruluyor. Brent petrol de bu sürede yeniden 100 dolar seviyelerini gördü, sonra geri çekildi. Dezenflasyon politikalarını tehdit eden bu be­lirsizlik ortamı; merkez bankaları için de zor bir süreci işaret ediyor. Gelişmeler, dezenflasyonda risk yaratacak iki unsurun altını çiziyor.

Enerji odaklı enflasyon baskısı yeniden tırmanışta

Jeopolitik riskler petrol fiyatlarını tırmandı­rırken, enerji maliyetleri üzerinden ulaştırma­dan sanayiye, tarımdan lojistiğe kadar üretimin hemen her aşamasını etkiliyor. Enerji ithalatçı­sı ülkeler için bu durum cari açık, döviz kuru ve enflasyon üzerinde ilave baskı anlamına geliyor.

Fakat enerji odaklı enflasyon riskinde tek un­sur Brent'in her gerilim ortamında yeniden tır­manışta olması değil. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Temmuz raporunda çok önemli bir nüan­sa dikkat çekmiş. Rapora göre ham petrol arzı haziranda günlük 4,1 milyon varil artışla 98,8 milyon varile yükselmiş. Bu rakam ham petrolde kuyu kapasitesi tarafında bir sorun olmadığına ya da bir kıtlık bulunmadığına işaret ediyor.

Öte yandan, sorunun rafinaj tarafında olduğu vurgu­lanıyor. Küresel rafineri üretiminin haziranda ancak 1,5 milyon varil artabildiği ve geçen yıla kıyasla üretimin halen 6 milyon varil gerisinde olduğu vurgulanmış. Orta Doğu'da hem rafine­rilerin vurulması hem de Hürmüz koşulları pi­yasayı zorluyor. Konu sadece Orta Doğu gerili­mi de değil. Rusya-Ukrayna savaşı da halen de­vam ediyor. Rusya'nın rafinerileri de saldırılarla kısıtlandı.

Asya'daki tesisler de düşük kapasite­de çalışıyor. Bu baskıyı hafifletmek için IEA hü­kümetlerle koordineli olarak 400 milyon varillik acil rezerv piyasaya sürdü. IEA verilerine göre, OECD ülkelerinin stokları savaşın başından bu yana 163 milyon varil eriyerek Aralık 1990'dan bu yana en düşük seviyesine geriledi. Özetle or­tada önemli bir kriz var ve her ne kadar devletler rezervleriyle bunu yönetmeye çalışsa da sürdü­rülebilir olamayacağı kesin gibi.

Bu tablo, 2022 enerji krizinden de farklı. O yıl Rusya-Ukrayna savaşı sonrası uygulanan yaptırımlarla Brent petrol 130 dolar seviyelerine kadar tırmanmış, 14 yılın zirvesini görmüştü. O dönem sorun doğ­rudan Rus petrolünün piyasadan çekilmesi ile sınırlı kalmıştı. Orta Doğu gerilimindeyse, ham petrol miktarı güçlü kalsa bile, onu işleyip tüke­ticiye ulaştıran zincirdeki kırılganlık asıl risk olarak karşımıza çıkıyor.

Enflasyonda ikinci baskı daha sessiz ilerliyor

Küresel enflasyon görünümünde enerji riski­nin yanına bir de gümrük tarifeleri de eklendi. ABD Yüksek Mahkemesi, geçtiğimiz yıl Trump yönetiminin yüksek tarife uygulamalarını hu­kuka aykırı bularak iptal etmiş, geçici bir yüz­de 10'luk küresel vergiye geçilmişti. Bu uygula­manın 150 günlük yasal süresi de 24 Temmuz'da doldu. Trump yönetimi bu defa bir ara yol buldu ve 1974 Ticaret Yasası'nın, zorla çalıştırmayla üretilen malların ithalatını önlemeyen ülkelere karşı kullanılan 301. Maddesi kapsamında yeni tarifeler açıkladı.

Bu maddenin öncekinden en önemli farkı uygulamada bir süre sınırının ol­maması. 24 Temmuz'da yürürlüğe giren bu ye­ni düzenleme, ABD ithalatının yüzde 99,4'ünü oluşturan 60 ülkeyi kapsıyor. AB, Japonya, Gü­ney Kore, İsviçre gibi ülkeler toplam vergi yükü yüzde 10-12,5 ile sınırlandırılan gruplarda yer alırken, Türkiye bu sınırlamanın dışında bıra­kıldı. Türkiye menşeli ve muafiyet kapsamına girmeyen ürünlere, mevcut gümrük vergisinin üzerine yüzde 12,5 ek yük binecek.

Bu, Türk ih­racatçısı için önemli bir pazar riskine işaret edi­yor. Peki bu ikinci baskı neden petrolden daha sessiz ilerliyor? Çünkü tarifelerin enflasyonist etkisi anında değil, tedarik zincirleri üzerinden gecikmeli yansıyor. İthalatçı firmalar önce stok­larını eritip fiyat artışını erteliyor, sonra kade­meli yansıtıyor.

Merkez Bankaları zorlanacak

Enerji fiyatları ile ticaret tarifelerinin aynı anda maliyetleri yukarı ittiği bir ortamda, mer­kez bankalarının hareket alanı da daralıyor. IMF'nin Temmuz değerlendirmesinde, küresel büyümenin beklenenden dirençli olmasına rağ­men dezenflasyon sürecinin yavaşladığı vurgu­lanıyor.

Kuruma göre enerji fiyatlarında yaşana­bilecek yeni artışlar ile ticaret politikalarındaki belirsizlikler, fiyat istikrarı açısından en önem­li riskler arasında yer alıyor. Başka bir ifadeyle, merkez bankaları artık yalnızca talebi değil; jeo­politik gelişmeleri, enerji piyasalarını ve ticaret politikalarını da para politikasının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmek zorunda.

Sonuç olarak, küresel ekonomi artık tek bir enflasyon kaynağıyla mücadele etmiyor. Bir yanda savaşla­rın tetiklediği enerji enflasyonu, diğer yanda ko­rumacı politikaların beslediği ticaret enflasyo­nu...Bu iki cephe aynı anda açık kaldığı sürece, merkez bankalarının enflasyonu hedef seviye­lere indirmesi de geçmiş dönemlere kıyasla çok daha zor olacak gibi görünüyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.386,96 -0,13 %
Dolar 48,4775 0,04 %
Euro 56,4657 0,25 %
Euro/Dolar 1,1639 0,12 %
Altın (GR) 6.834,57 0,24 %
Altın (ONS) 4.407,39 1,19 %
Brent 97,7735 0,12 %