Enflasyonist risklere yenileri ekleniyor

Erhan ASLANOĞLU
Erhan ASLANOĞLU Ekonomi ve Piyasalar erhanaslanoglu@superonline.com

Pazartesi günü açıklanan Aralık ayı TÜFE artışı yüzde 1,25, ÜFE artışı ise yüzde 2,36 oldu. Yıllık artışlar ise sırasıyla yüzde 14,60 ve yüzde 25 oldu. Yılı beklentilerin üzerinde ve oldukça yüksek rakamlarla kapatmış olduk. Özellikle 2020 yılında, hissedilen enflasyonun yüksek olmasının bir nedeninin pandemi dönemimde tüketim sepetimizdeki ağırlıkların değişmiş olmasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Örneğin, evde yaşamın artmasıyla gıda ve ev eşyası gibi ürünlerin toplam harcama sepetinde ağırlığı artarken giyimin düştü. Ev eşyası ve gıda sektörlerindeki yıllık artış yüzde 20’ler civarında oldu. Dolayısıyla 2020’de tüketimde ağırlığı artan ürünlerin manşet enflasyona etkisi daha sınırlı oldu. Örneğin, giyim ve ayakkabı sektöründe yıllık yüzde 0,32 düşüş izleniyor. Geçen yıl daha az aldığımız ve ağırlığı yüksek bir ürün grubu enflasyonu arttırıcı değil azaltıcı yönde etkide bulunuyor.

Enflasyon dinamiklerine baktığımızda, döviz kurlarındaki artış enflasyonun yine ana belirleyeni olmaya devam ediyor. Yıl içinde artan döviz kurlarının birikimli etkisini ev eşyası ya da ulaştırma gibi sektörlerde görüyoruz. Gıda sektöründeki artışlar hem kur etkisini hem de tarımsal ürünlerdeki arz talep dengesizliğini yansıtıyor. Bununla birlikte, talep enflasyonunun varlığı da görülüyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi talebi yüksek olan ev eşyası, gıda gibi sektörlerde fiyat artışları daha yüksek gerçekleşirken, talebi düşük olan giyimde yıllık negatif bir rakam karşımıza çıkıyor.

Son dönemde enflasyon artışına katkı sağlayan başka unsurlar çıkmaya başladı. Pazartesi günü yayınlanan Satın Alma Yöneticileri Endeksi’nin sektörel alt verileri, tedarik zincirlerindeki aksamaların, fiyatlarda sert artışa yol açtığına işaret ediyor. İzlenen 10 sektörün sekizinde ciddi maliyet artışları olduğu ortaya çıkıyor. Pandeminin getirdiği talep ve kapanmaların bir sonucu olan bu durumun önümüzdeki aylarda devam etme ihtimali yüksek görünüyor. Üretici maliyetlerini arttıran bir başka unsur, emtia fiyatlarındaki sert artışların ortaya çıkmasıdır. Hem imalat sanayindeki talep artışı hem aşı sonrası küresel ekonomideki hızlı toparlanma beklentileri, emtia fiyatlarını daha da yukarı taşıyabilir. Bu durum, döviz kurları sakinleşse bile ÜFE’deki artışların devam etme ya da yüksek seyretme ihtimalini gösteriyor. ÜFE’nin yüksek seyretme eğilimi ise TÜFE’ye baskı yapmaya devam edecektir.

Kış aylarının ortasına yaklaşmamıza rağmen bahar günlerini yaşamaya devam ediyoruz. Kuraklık önemli bir risk olarak karşımızda duruyor. Tarımsal ürün arz talep dengesizliğinden kaynaklanan sorunlarımız ve küresel gıda hammaddelerindeki fiyat artış etkisine, kuraklık da eklenirse, gıda enflasyonuna ilişkin riskler artacaktır.

Enflasyonun bir başka önemli nedeni, kamunun yönettiği ve yönlendirdiği fiyatların hedeflenen (tahmine edilen) enflasyonun üzerinde arttırılmasıdır: TCMB’nin yüzde 9,4 enflasyon tahmin ettiği bir yılda, köprüler ve otoyollara yüzde 25’ler civarında zam yapılması beklentileri yönetmeyi zorlaştıracaktır. Orta vadeli programlarda bu tür yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışlarının enflasyon hedefi (tahmini) doğrultusunda yapılacağı belirtilse bile, buna uyulmadığını bir kere daha görmüş olduk.

Enflasyon ile mücadele isteğinin daha öne çıkmaya başladığı fakat hem düşük baz etkisi hem de enflasyonu artırabilecek yeni dinamiklerin ortaya çıkmasıyla bunun zorlaştığı bir dönemdeyiz. Enflasyon, ağırlıklı olarak döviz kurlarındaki artıştan kaynaklanmakla birlikte, enflasyonu besleyen daha fazla faktör devreye girmiş durumda. Burada en önemli görev, yine merkez bankasına ve uygulayacağı sıkı para politikasına düşmektedir. Bu da tek başına yeterli olmayacaktır. Burada kontrol edemediğimiz faktörler pandeminin ve küresel ekonominin seyridir. Kontrolümüzde olan ve merkez bankasını desteklemesi gerekenler ise maliye politikaları ve reformlardır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Sürdürülemeyen büyüme 02 Aralık 2020