Enflasyonla mücadele yok ve de beklenmesin!...

Nevzat SAYGILIOĞLU
Nevzat SAYGILIOĞLU EKO ANKARA nevzatsaygilioglu@atilim.edu.tr

Türkiye’de pek çok şeyde olduğu gibi enflasyonla mücadelede de “…mış gibi” yapılıyor. Kurumsal hafıza olmadığından ve bilime inanç kalmadığından kendi kendimize debelenip duruyoruz. Sözüm ona enflasyonla mücadele etmeye çalışıyoruz.

Gerçekten kurumsal hafızaya baksak ve ona göre hareket etsek sorun kalmayacak. Bu Hükümet dönemine ait olup halen yürürlükte bulunan 2019-2023 Onbirinci Kalkınma Planına bakmak yeterli olacak. Gerçekten Onbirinci Kalkınma Planı’nın eklerinden birisi de “Enflasyonla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu”. Çok geniş ve güçlü bir ekonomist grubu akademisyen ve bürokrat tarafından hazırlanmış. Raporun başında 4 sayfalık muhteşem bir “Yönetici Özeti” bölümü yer almış.

Ancak bu raporun tek farkı ya da şanssız tarafı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesine rastlaması!... Yani sistem değişmiş ve dolayısıyla bilime inancın yerini kişisel üslup ve kararlar almış.

Onbirinci Plan’da yer alan “Enflasyonla Mücadele” yolları:

2018 tarihli raporda yer alan enflasyonla mücadeleye ilişkin tespitlere bir göz atalım.

- Türkiye’de enflasyonun yükselmesine neden olan faktörlerin başında döviz kuru hareketleri ve gıda fiyatları gelmektedir. Enflasyon hedefinden sapmanın yaklaşık dörtte üçü döviz kuruna duyarlı olan çekirdek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artışla açıklanabilmektedir.

- Enflasyonun kur hareketlerine duyarlı olmasındaki temel nedenlerden biri Türkiye’nin zaman içinde daha da artan ithal girdi bağımlılığı olmaktadır.

- Artan ithal girdi bağımlılığı, aynı zamanda para politikasının fiyat istikrarı hedefine ulaşmasında da önemli bir kısıt oluşturmaktadır. Tüketici enflasyonunun kabaca beşte birinin döviz kurundaki hareketlerden kaynaklandığı ve döviz kurunun fiyatlara etkisinin geniş bir sektörel yayılıma sahip olduğu düşünüldüğünde enflasyonun ve belirsizliğinin kontrol altına alınabilmesi için döviz kurlarının istikrarlı seyretmesi kilit rol oynamaktadır.

- Döviz kuru ile ilgili beklentilerin kurdan fiyatlara geçişkenliği de değiştirdiği dikkate alındığında döviz kurlarında Türk Lirası’na güveni sağlamlaştıracak bir “beklenti yönetimi” önemli bir politika alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

- Enflasyonu olumsuz etkileyen bir diğer faktör de gıda fiyatlarıdır. Zorunlu tüketim ihtiyaçları arasında ilk sırada yer alması ve TÜFE içinde en büyük ağırlığa sahip olması gıda fiyatlarındaki artışın kontrol altına alınmasını kritik hale getirmektedir. Başta işlenmemiş gıdalar grubu olmak üzere gözlenen oynaklığın temel sebebinin arz yönlü şoklar ve gıda piyasasındaki aksaklıklar olduğu görülmektedir.

- Gıda sektörünün yapısal sorunları incelendiğinde, iyi çizilmiş bir gıda sanayi stratejisinin olmayışı ve ithalata bağlı bir yapının ortaya çıkması sektörün yaşadığı sorunlardan sadece ikisini oluşturmaktadır.

- Türkiye’de enflasyonu yükselten faktörlerden biri de kamu fiyatları ve vergilerdir. Türkiye’de kamu harcamalarının bütçe dengesi üzerinde etkisini azaltmak için yapılan vergi düzenlemeleri ve kamudaki fiyat ayarlamaları enflasyon üzerinde olumsuz bir etki yapmaktadır.

- Talep yönlü faktörler de enflasyon üzerinde baskı unsuru olabilmektedir. Üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişkenliğin yüzde 30 olduğu bir ekonomide güçlü yurtiçi talep, üretici maliyetlerindeki ertelenmiş artışı tüketici fiyatlarına yansıtabilmektedir.

- Türkiye’de enflasyon dinamiklerinin talep yönlü faktörlere diğer ülkelere oranla daha az duyarlı olması para politikasının etki gücünü de sınırlamaktadır.

- Asgari ücretlerdeki artışların, ekonomideki piyasa yapısının ve rekabet koşullarının da enflasyon üzerinde etkili olduğu bilinmektedir.

Peki, raporda enflasyonla mücadele yolları nasıl sıralanmış?...

- Enflasyonla mücadelede başarı sağlamak için gerekli olan ilk önkoşul, enflasyonun zararlarının ekonomi politikasına yön veren kurumlar tarafından anlaşılması ve toplumun geniş kesimlerine anlatılarak toplumsal bir mutabakat arayışına girilmesidir.

- Enflasyonla mücadelede sağlanması gereken bir başka önkoşul ise enflasyonla mücadelede kararlı bir duruş sergileyen, kredibilitesi yüksek bir merkez bankası ve kurumsal çerçevesi iyi çizilmiş, gerçekçi bir enflasyon hedefidir.

- Kredibilitesi yüksek bir merkez bankası ve gerçekçi bir enflasyon hedefi, enflasyonla mücadelede çok önemli bir rol oynayan “beklenti yönetimi” alanında merkez bankalarının elini güçlendirerek enflasyonu düşürmek için katlanılması gereken üretim ve istihdam kayıplarını da azaltıcı etki yapacaktır.

- TCMB’nin düşük bir enflasyon hedefine ulaşmak için uygulayacağı para politikasının ekonomideki göreli fiyatları bozarak kaynak dağılımını ya da üretimdeki istikrarı olumsuz etkileme riski bulunduğundan enflasyonla mücadeleyi sadece enflasyon-faiz ekseninde ele almak doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

- Kur hareketlerinin Türkiye’de enflasyonun temel belirleyicileri arasında yer aldığı düşünüldüğünde, döviz kurunun istikrarlı seyretmesi ve döviz kurundan fiyatlara geçişkenliğin zayıflaması bir politika önceliği olarak öne çıkmaktadır.

- Enflasyonla mücadelenin başarıya ulaşması için maliye politikasının da destek vermesi gereklidir.

- Son dönemde enflasyon üzerinde en olumsuz etkiyi yapan gıda fiyatlarını kalıcı olarak aşağı çekmenin temel yolu tarımsal üretimi artırıp zayi oranlarını azaltmak, ikinci temel yolu ise girdi maliyetlerini aşağı çekmektir.

- Bunun yanı sıra, gümrük vergilerinin indirilmesinin sektördeki yapısal sorunlara çözüm getirmediği, vergi indiriminin olduğu ilk dönemde fiyatlar düşse de orta ve uzun dönemde fiyatlarda yeniden bir artış olduğu gözlenmektedir.

- Öte yandan, ürün ihtisas borsaları, lisanslı depoculuk faaliyetleri, elektronik ürün senedi piyasası (ELÜS) gibi uygulamalar bir yandan bilgi asimetrisini azaltırken diğer yandan tarımsal ürün piyasaları ile finansal piyasalar arasında entegrasyonu sağlayarak rekabetçi bir piyasa altyapısını oluşturulmasında yardımcı olacaktır.

- Hayvancılık sektöründe yüzde 30 civarında ölümle sonuçlanan hayvan hastalıkları ve enerji, işçilik ama en çok da toplam üretim maliyetinin yüzde 65-70’ini oluşturan yem maliyetindeki artışlar et fiyatlarının artmasına neden olmaktadır.

Enflasyonla mücadele beklenmesin!...

Yukarıda sıralanan enflasyona ilişkin tespitlerin hangisinin yapıldığını ve tedbirlerin hangisinin uygulandığını görüyoruz? Hiç birini…

Kesinlikle böyle bir durum yok ve kısa sürede de enflasyonla mücadele beklenmesin. Nedenine de gelince söyleyelim: “seçimler”, yani hem Cumhurbaşkanlığı seçimi ve hem de genel seçimler. Seçim arifesinde enflasyonla mücadele harakiri yapmak anlamına gelir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar