Enflasyonun dut yemiş bülbüle dönüşü

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

“Kızılcıklar kırmızı ala­madım şu kızı, hey. Men­dili eline mendil verdim geline.”

Tanju Okan – Edirne/ Keşan Yöresi

TÜİK’in açıkladığı Ha­ziran ayı fiyat endek­sine göre yıllık enflasyon yeniden düşüşe geçti. Tek­nik açıdan hizmet enflas­yonundaki baz etkisi ne­deniyle bu yıl TÜFE enflasyonu­nun geçen yıla göre daha düşük gerçekleşmesi beklenir. Nitekim hizmet kalemleri yoğun çekir­dek enflasyon %29,8 oranına ge­rileyerek hem %30 eşiğinin hem de manşet enflasyonun (%32,1) altına indi.

Geçtiğimiz yıl yaz ayların­da zirai dona bağlı fiyat baskısı­nın en görünür yüzlerinden biri manav tezgâhıydı. Temmuz ve Ağustos'taki %2'nin üzerindeki aylık artışlara Eylül ayında özel okul ücretleri eklenmişti. Önce­den manav tezgahında gördüğü­müz fiyat baskısı bu yıl sessiz­ce faturaya taşınıyor. Baz etki­si önümüzdeki aylarda yaklaşık dört puanlık bir alan açıyor. Yıl sonunda dez-enflasyonun bu alanı doldurup doldurmayacağı­nı faturaya yansıma hızı ve şid­deti belirleyecek.

Manavdan faturaya geçen enflasyon

Gıda grubunda fiyatlar ikiye ayrılıyor: İşlenmiş ve işlenme­miş. İşlenmemiş gıdada yaş seb­ze işlenmiş tarafta ise süt grubu uzun dönem profillerinin üze­rinde. Bu durum hem fırsat hem de risk barındırıyor. Seriler ta­rihsel eğilimlerine dönerse yı­lın ikinci yarısında dezenflasyo­nu hızlandırabilir. Aksi durumda hizmet kalemlerindeki baz etki­sinin gücünü kırabilir.

Benzer bir ayrışma Dün­ya genelinde de dikkat çekiyor. ABD'de domates fiyatları bu yıl son yirmi yılın en sert yükseliş­lerinden birini yaşadı. Meksika ticaretine yönelik düzenlemeler ile olumsuz hava koşulları fiyat­ları yukarı itti. Buna karşılık İn­giltere'de perakende sektöründe gıda enflasyonu Haziran ayında son on beş ayın en düşük seviye­sine geriledi. Çilek ve dondurma gibi yaz ürünleri mevsimin des­teğiyle fiyat baskısını hafifletti.

Türkiye'de de yaz mevsimi sebze fiyatlarını aşağı çekmeye başladı. Son iki ayda yaş sebze fi­yatları mevsimsel desenle uyum­lu biçimde %21,2 geriledi. An­cak taze meyve fiyatları Haziran ayında %9,4 arttı. Yıllık enflas­yon henüz %19 düzeyinde görün­se de meyve ve sebze grubunun uzun dönem profili hâlâ yüksek. Üstelik bu grubun TÜFE sepetin­deki toplam ağırlığı %5,7 seviye­sinde. Dolayısıyla yıl sonuna ka­dar manşet enflasyon üzerindeki en önemli belirsizliklerden biri.

Et gurubuna bakıldığında ta­vuk ürünleri FAO endeksinde ay­nı karakteristiği gösteriyor. Hazi­ran ayında FAO gıda fiyat endeksi %0,3 gerilerken et endeksi küre­sel tavuk eti talebinin desteğiyle %0,4 yükseldi. Küresel beyaz et talebi bu kategoriyi zorluyor.

Türkiye'nin dünyadan ayrış­tığı esas alan ise süt grubu. Yu­murtada mevsimsel gevşeme ge­cikmeli biçimde başlarken süt ve süt ürünlerinde fiyat baskısı sü­rüyor. Dünya çiğ süt fiyatları zayıf seyrederken yurt içinde süt ve süt ürünleri enflasyonu %50'nin üze­rine çıktı. İçme sütü fiyatında­ki yıllık artış %56,8'e ulaştı. Böy­lece süt, her bir işleme adımında peynirden yoğurda, tereyağından sütlü tatlılara kadar geniş bir ma­liyet kanalı hâline dönüşüyor.

Bunun en belirgin yansıma­sı tereyağında görülüyor. Yıl ba­şında %20 ile %30 bandında sey­reden fiyat artışları bugün %60 düzeyine ulaştı. Avrupa'da tere­yağı fiyatları son bir yılda yakla­şık %40 gerilerken Türkiye ters yönde hareket ediyor. İlginçtir ki aynı dönemde tereyağı küre­sel tüketim alışkanlıklarında ye­niden yükselişe geçti. ABD'de tereyağına batırılan dondurma külahlarının 9,5 ABD Doları gibi fiyatlarla alıcı bulması bu­nun yalnızca sembolik ör­neklerinden biri.

İşlenmiş gıda tarafında mevsimden çok maliyet zinciri belirleyici özelliğe sahip. Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği kademeli nor­malleşiyor olabilir. Ancak raflara ulaşan plastik am­balaj hâlâ savaş günlerinin maliyetini taşıyor. Nafta bazlı plastik hammaddele­ri, ambalaj ve alüminyum teda­rik zinciri savaş öncesi dengeye henüz dönemedi. Bu nedenle yı­lın geri kalanında paketli gıda fi­yatlarında direncin sürmesi şa­şırtıcı karşılanmamalı. Nitekim işlenmiş gıda enflasyonu savaşla birlikte %32'den %37,5'e yükse­lirken işlenmemiş gıda enflasyo­nu %33,2'ye geriledi. “Sarımsak­lasak Da Mı Saklasak” başlıklı 30 Mart tarihli yazımızda inceledi­ğimiz üzere yılın ikinci yarısında işlenmiş gıda fiyatlarının işlen­memiş gıdaya göre daha dirençli kalması beklenebilir.

Tarife ekonomisi: Ulaştırma ve haberleşme

Yılın ikinci yarısında fiyat baskısını yalnızca enerji mali­yetleriyle açıklamak eksik kala­caktır. Asıl belirleyici unsur gi­derek tarifeler haline geliyor. Akaryakıt fiyatı değişebilir; an­cak ulaştırma tarifeleri aynı hız­la geri gelmiyor.

Deniz taşımacılığı hizmetle­rinde yıllık enflasyon %60 sınırı­na, kara yolu taşımacılığında ise %50 seviyesine yaklaştı. Toplu ulaşım gibi kamusal hizmetlerde yapılan fiyat ayarlamaları da ço­ğu zaman geri alınmıyor. Böyle­ce geçici maliyet şokları zaman içinde kalıcı hizmet fiyatlarına dönüşüyor. Bu nedenle Hürmüz geriliminin etkisi pompa fiyatla­rından çok ulaştırma hizmetleri üzerinden hissedilecek. Deniz, hava ve kara ulaştırma hizmetle­rinin TÜFE sepetindeki toplam ağırlığı %6,1 düzeyinde. Bunun %5,1'ini tek başına kara yolu ta­şımacılığı oluşturuyor. Fiyatlar sabit tutulsa bile bu grubun yıl­lık enflasyonunun ara hedefler­le uyumlu seviyelere gerilemesi zaman alacaktır.

Benzer bir görünüm haberleş­me hizmetlerinde de ortaya çıkı­yor. Haberleşme hizmetleri enf­lasyonu %42,2 düzeyine ulaş­tı. Mobil iletişimde yıl başında %20'nin altına kadar gerileyen yıllık enflasyon, Şubat ayında uygulanan %10,6'lık tarife artı­şının etkisiyle yeniden %40 ban­dının üzerine çıktı. İnternet hiz­metlerinde ise fiyatlar daha is­tikrarlı ancak sürekli yükselen bir çizgi izliyor. Buradaki temel fark, tarife fiyatlarının akaryakıt gibi günlük hareket etmemesi. Mobil paketler, internet abone­likleri veya ulaştırma ücretleri bir kez yükseldiğinde uzun süre aynı seviyede kalıyor. Haberleş­me hizmetlerinin TÜFE sepe­tindeki ağırlığı yalnızca %1,6 ol­sa da fiyat davranışı itibarıyla en katı kalemlerden biri hâline gel­miş durumda.

Enflasyonun dut yemiş bülbüle dönüşü - Resim : 1

Sonuç: Mendil sallanıyor, fatura susmuyor

Türk halk edebiyatında ve tür­külerde yaz; aslında hasat, bol­luk, kavuşma ve emek demektir. Nitekim bu yaz da tezgâhlar ge­çen yıla göre daha sakin. Manşet enflasyonu aşağı eğiliyor. Fakat mendil yalnızca manav tezgâhın­da sallanıyor. Faturalarda aynı rüzgâr henüz esmiyor. Süt ürün­lerinden paketli gıdaya, ulaştır­madan mobil haberleşmeye ka­dar uzanan geniş bir alanda fiyat­ların yönünü artık mevsim değil, maliyet yapısı belirliyor. Bu ne­denle yılın ikinci yarısında be­lirleyici soru enflasyonun düşüp düşmeyeceği değil; manavdan çekilen enflasyonun faturaya ne ölçüde yerleşeceği olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.172,26 0,28 %
Dolar 47,8818 0,13 %
Euro 55,4009 0,47 %
Euro/Dolar 1,1570 0,36 %
Altın (GR) 6.674,97 -0,44 %
Altın (ONS) 4.376,30 0,58 %
Brent 87,2175 1,58 %