EPP’de 50 yaş sendromu
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) en büyük siyasi grubu Hristiyan demokrat partilerden oluşan Avrupa Halk Partisi (EPP) kuruluşunun 50’nci yılını Brüksel’de kutladı. EPP’de en büyük tartışma “aşırı sağ partilerle iş birliği” oldu.
AP’nin 720 sandalyesinden 188 milletvekiline sahip olan EPP kutlaması, partinin geleceği ve Avrupa’daki muhafazakâr blokların yönü tartışmaların odağında geçekleşti. AP’deki çalışmalarını bir WhatsApp grubu aracılığıyla AB karşıtı aşırı sağcı partilerle koordine ettiği iddiaları nedeniyle hararetli tartışmalara gölgesinde gerçekleşti EPP kutlaması. Ulusal başkentlerde “aşırı sağcı ve ırkçı partilerle iş birliğini yasaklayan güvenlik duvarının Brüksel’de kırıldığı ileri sürüldü. Avrupa ülkelerinde aşırı sağcı partilerin seçimlerde oylarını artırmaları, parçalanmış bir siyasi ortamda “koalisyon görüşmelerinde ciddi zorluklarla” başa çıkmak isteyen bazı Hristiyan demokrat partiler “güvenlik duvarı”nı aşmanın yollarını arıyor.
Avrupa’da “güvenlik duvarı” adıyla uygulanan ve aşırı sağ partilerle iş birliğini tamamen yasaklayan Almanya’daki “Brandmauer” ve Belçika’daki “cordon sanitaire” yaklaşımı, Weber’in duruşuna rağmen AB başkenti ve diğer Avrupa ülkelerinde aynı karşılığı bulmadığı gün yüzüne çıktı.
Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkesi Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) ile “açık iş birliği”, Başbakan Friedrich Merz’in “en büyük sınavı” olarak değerlendiriliyor. EPP lideri Manfred Weber ile Merz’in arasındaki ilişkinin gerginleştiği ileri sürüldü.
Alman Haber Ajansı DPA’nın, EPP ile aralarında aşırı sağcı AfD kurmaylarının da aralarında bulunduğu aşırı sağcı gruplar ile “göç yasa tasarısının hazırlanmasında koordinasyon olduğunu gösteren bir sohbeti haberleştirmesi” tartışmaları beraberinde getirdi. Almanya Başbakanı Merz, “Geçen hafta personel düzeyinde yaşandığı anlaşılan olayları tasvip etmiyoruz. AP’deki aşırı sağcılarla iş birliği yapmıyoruz” açıklaması yapmak zorunda kaldı. EPP lideri Weber’in “Avrupa entegrasyonunu sorgulayanlar sadece rakiplerimiz değil, aynı zamanda siyasi düşmanlarımızdır. EPP başkanı olarak güvenlik duvarımızı tanımladım” sözleri ise Merz’e açık bir mesaj olarak değerlendirildi.
AB Komisyonu’na destek
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin İtalya Kardeşleri’ni (FdI) de içeren ve EPP’deki çoğu politikacı tarafından artık AB karşıtı güçler olarak görülmeyen Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri başta olmak üzere, kendi sağındaki birçok partiyle fiili ittifaklar kurmaktan kaçınmıyor. EPP’nin pozisyonları ile AP’de AfD’nin de yer aldığı grup olan Avrupa için Vatanseverler (PfE) ve Egemen Milletler Avrupası (ESN) gibi aşırı sağcı partiler arasında belirli konularda fiili bir uyum ve iş birliği son dönemde karşılaşılan durum haline geldi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i desteklemeyi amaçlayan ve aşırı sağcı partileri dışlayan bir “merkezci çoğunluğa” bağlı kalmaya devam ediyor. AP’deki oylamaların sayısal analizleri, EPP’nin geleneksel müttefikleri olan sosyal demokratların oluşturduğu 136 milletvekiline sahip “İlerici Sosyalistler ve Demokratlar İttifakı” (S&D) ve 75 milletvekilinden oluşan liberal kanat “Renew Europe” ile uyumlu çalışıldığını ortaya koyuyor. Ancak, AP’deki oylamalar, sayısal değerlerin ötesinde siyasi açıdan da değerlendiriliyor.
Göç ve çevre yasaları kurban ediliyor
Göç konusu ve çevre dosyalarında EPP, daha önce Hıristiyan demokratlar tarafından zehirli olarak görülen Fransa’nın Ulusal Birlik (RN), Macaristan’ın Fidesz ve Almanya’nın AfD’sinin aynı yönde oy kullanarak AP’de “sağcı bir çoğunluk” oluşturduğuna dikkat çekiliyor.
Aşırı sağcı blokların AP oylamalarına, AB dışında “iltica merkezleri”nin kurulmasına izin veren ve “sığınmacıların bağlantısı olmayan ülkelere gönderilebilmesi”ni öngören tartışmalı yasa tasarılarına EPP ile birlikte oy vermeleri, EPP’nin “çevre yasaları”nda geri adım atmasına neden oluyor. Göç ve göçmen yasalarında “merkezci” bloktan tam istediği desteği alamayan EPP, “çevre” ve “göç” yasalarında “düşük vites”e geçerek aşırı sağ partilerle daha yakın ilişki içerisini giriyor.
Avrupa Birliği ve Avrupa ülkelerinde zaten Hıristiyan demokrat partilerden koparak kendi partilerini kuran aşırı sağcı partilerin etkisi her alanda hissedilir hale geldi son dönemde ve yapılan seçimlerle…