Ermenistan seçimleri

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Sovyetler sonrası bağımsızlığını kazanan devletler içerisinde bağımsızlığını yaşa­yamayan tek devlet Ermenistan’dır. Bağım­sız Devletler Topluluğu, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ve Avrasya Ekonomik Birliği’nin bir üyesi olan ülke için Rusya ilişkisinin tanımı politik, askeri ve ekono­mik anlamda bağımlılık demek.

Rusya, Ermenistan topraklarında iki as­keri üssü sahip ve Ermenistan’ın başlıca si­lah tedarikçisi. Ekonomik açıdan ülkenin kilit sektörlerinin hepsini Rusya kontrol ediyor. Gaz tedarikinde tekel konumunda. Ülkenin elektrik iletim ağlarının tümünü kontrol ederken Metsamor nükleer santra­linin işletimi için de gerekli uranyumu sağ­lıyor. Bunların yanında demiryolu taşımacı­lığı, telekomünikasyon ve gıda üretim sek­törleri de Rusya tarafından kontrol ediliyor.

Bağımsızlık seçimi mi?

Bu nedenlerle Ermenistan’da 7 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen parlamen­to seçimleri iktidar tazeleme merasiminin hayli ötesinde anlamlar taşıyor. Bu seçimi tarihsel açıdan benzersiz kılan unsur, salt bir hükümet tercihinin ötesinde jeopolitik bir referandum niteliği taşıması. Bir yanda Batı yönelimli, Azerbaycan ile barış süreci­ni benimseyen ve Rusya bağımlılığını kade­meli olarak aşındırmayı hedefleyen cephe; öte yanda Moskova ile yeniden yakınlaşma­yı savunan, Washington mutabakatlarını reddeden muhalefet bloğu.

Seçimde Paşinyan’ın Sivil Sözleşme par­tisinin oy oranı yüzde 50 eşiğinin hemen al­tında kaldı. Dolayısıyla sonuç, rakipsiz bir siyasal tahakküm tablosuna işaret etme­mekte. Paşinyan’ın dış politika yönelişine mesafeli duran toplumsal havzanın seçim­lerde küçümsenmeyecek bir ağırlık kazan­dığı da açık. Muhalefet müşterek, inandı­rıcı ve geleceğe dönük bir program ortaya koyamadı. Rusya’ya daha yakın bir siyaset önerisi, savaş sonrasındaki hayal kırıklık­ları sebebiyle toplumun tamamını tarafın­dan satın alınmadı. Karabağ meselesinin es­ki söylem kalıplarıyla ele alınması da geniş seçmen kitlelerinde karşılık bulmadı.

2026 seçimlerinin gerçek anlamını kav­rayabilmek için 2017, 2018 ve 2021 seçimle­riyle mukayese yapılması zaruridir. Bu dört seçim, Ermenistan’ın birbiri ardına yaşadı­ğı rejim değişikliği, devrim, savaş mağlubi­yeti ve dış politika dönüşümünün sandık­taki akislerini göstermektedir. 2017 Seçi­mi Rusya ile yakın münasebetleri muhafaza eden eski siyasi elitin son kapsamlı galibi­yetidir. Kadife Devrim’den hemen sonra yapı­lan 2018 seçimi, eski rejime yönelik toplum­sal itirazın ve Paşinyan’ın değişim vaadinin birleşmesinden doğan istisnai bir dalga ya­ratmıştı. Paşinyan’ın 2026’daki oy oranının 2018’in yaklaşık 20,6 puan gerisinde kalması, devrimci karizmanın zaman içinde olağan ik­tidar performansına dönüştüğünü gösteriyor.

2021 seçimleri, 44 gün süren İkinci Kara­bağ Savaşı’nın ardından gerçekleştirildi. Sa­vaşın Ermenistan bakımından ağır neticele­rine ve Paşinyan’a yönelen istifa çağrılarına rağmen Sivil Sözleşme Partisi oyların yaklaşık yüzde 53,9’unu aldı. 2021 seçimlerinin temel mesajı, savaş mağlubiyetinin eski siyasi elitle­re otomatik bir dönüş sağlamadığıdır. Ermeni seçmeni Paşinyan’ı cezalandırmak yerine, es­ki düzenin aktörlerine yönelik güvensizliğini muhafaza etmiştir. Bu davranış kalıbı 2026’da da önemli ölçüde devam etmiştir.

2026 seçimlerinde Sivil Sözleşme Partisi yüzde 49,825 oy aldı. Bu oran 2021’e kıyas­la yaklaşık 4,1 puanlık bir gerilemeye işaret etmekte. Bununla beraber katılım oranı yak­laşık yüzde 59’a yükseldi. Bu durum önem­lidir. Paşinyan düşük katılımlı bir seçimde teşkilat gücü sayesinde iktidarını korumuş değildir. Daha fazla seçmenin sandığa yönel­diği, dış politika yönelişinin ve savaş sonra­sı hesaplaşmanın daha görünür hâle geldiği bir seçimde birinci parti olmayı başarmıştır. Buna karşılık muhalefetin de oylarını artır­dığı görülmektedir. Dolayısıyla ortaya çıkan sonuç, iktidarın rahat bir zaferi kadar top­lumdaki bölünmenin de ifadesidir.

Paşinyan, AB ile yakınlaşma siyasetinin sürdürüleceğini; bununla beraber Rusya ile ilişkilerini geliştirmeye devam edeceği­ni açıkladı. Paşinyan yönetimi, ani ve kes­kin bir jeopolitik boşanma arayışında değil. Dolayısıyla 2026 seçim sonucu, Rusya’dan mutlak kopuştan ziyade bağımlılığın çeşit­lendirilmesinin sandıkta karşılık bulması olarak görülebilir. Ancak seçimde muhale­fete büyük destek veren Rusya’nın Erme­nistan üzerindeki fiilî tekelinin aşındığı söylemek da yanlış olmayacaktır.

Barış Antlaşması’nın önündeki asıl engel: Anayasa meselesi

Ermenistan ile Azerbaycan arasında dev­letlerarası ilişkilerin tesisine yönelik ba­rış antlaşması metni paraflandı, nihai imza ise henüz atılmadı. Azerbaycan, barış ant­laşmasının resmen imzalanabilmesi için Ermenistan Anayasası’nda Azerbaycan ve Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik iddiaların çıkarılmasını talep etmekte. Pa­şinyan’ın seçim zaferi, anayasa değişikliği yönünde siyasi hareket alanı sağlasa da ik­tidar partisinin anayasa referandumunu si­yasi destek aramaksızın ilerletecek üçte iki çoğunluğa ulaşamadığı görülmekte.

Türkiye için jeopolitik fırsat

Türkiye’nin Ermenistan politikası artık ikili bir mesele olmaktan çıkmış; ABD-Rus­ya rekabetinin, AB genişlemesinin ve Orta Koridor’un şekillendiği büyük bir eksenin parçası haline gelmiştir. Paşinyan’ın üçün­cü zaferi, Ankara’nın bu dönüşüme seyirci mi kalacağını yoksa aktif bir şekillendirici mi olacağını sorgulamayı artık erteleyeme­yeceğimizi göstermektedir. Fırsat masada­dır; mesele onu kaldırıp kaldırmamaktır.

Azerbaycan’ın askerî üstünlüğünün ve Türkiye’nin bölgesel ağırlığının getirdiği üs­tünlüğün Ermenistan toplumunda varoluş­sal korkuyu büyütmeyecek biçimde yönetil­mesini gerektirmekte. Bunun için en önem­li nokta Ermenistan’ı ekonomik çıkmazdan kurtarmaktan geçmekte. Türkiye, Azerbay­can ile ittifak ilişkisini muhafaza ederken Erivan’ın iktisadi izolasyonunu azaltabile­cek yegâne bölgesel aktör. Türkiye’nin ata­cağı ölçülü ve aşamalı adımlar Paşinyan’ın Ermeni toplumuna gösterebileceği somut bir “barış getirisi” yaratabilir ki bu da Paşin­yan’ın elini kuvvetlendirir. Aksi yönde bir durağanlık ise Ermeni muhalefetinin “ve­rilen tavizlere rağmen hiçbir kazanım elde edilmediği” yönündeki söylemini besler.

Paşinya, bu sınavdan güçlenerek çıktı. Ama siyasi tarihin bize defalarca öğretti­ği bir gerçek var: Seçim kazanmak ile tarihi dönüşümü tamamlamak arasında çoğu za­man derin bir uçurum bulunur. Paşinyan, o uçurumu kapatabilecek bir anlayışa sahip. O’na müzakere masasında tarihi dönüşümü tamamlayabileceği desteği vermek gerekir. Bu destek Türkiye, Azerbaycan, Ermenis­tan’ın normalleşmeden somut kazanımlar elde edebileceği bir konjonktür yaratacakır.

Yazara Ait Diğer Yazılar