Eski ekonomiye yeni model

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Güzel bir deyim vardır Türkçemizde: “Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz.” Ülkemizi, ekonomimizi, yapabilirliklerimizi, yapamadıklarımızı yine en iyi bizler bilir, bizler değerlendiririz. Bu hep böyle olmuştur. Adına yeni ekonomik model de desek, yine kendi gerçeklerimiz ve dinamiklerimizle hareket edeceğimizi unutmadan modeli değerlendirmek gerekiyor. Düne kadar mevcut olan yüksek kur düşük faizden, gelinen noktada neden yüksek kur yüksek faize geldiğimizi ve istikrarı nasıl sağlayabileceğimizi de analiz ederek değerlendirme yapmak daha gerçekçi olacaktır. Doğru kur politikalarını yakalayamadığımız takdirde, dış ticaretimizi de, enflasyonumuzu da, cari dengemizi de dengeli kılamayacağımızı belirtmek durumundayım.

Çok değil üç ay önceye, 2021’in Eylül ayına gidelim. Hatta Eylül ayının son gününe baktığımızda dolar/TL kuru 8,43 seviyelerinde iken, Ekim’in 13’üne geldiğimizde dolar bir anda 9 seviyelerini aştı, aynı ayın sonunda ise 9,5’a ulaştı. 16 Kasım’da ise 10 TL’yi buldu ve ardından hızlı yükselişini sürdürdü. Tabi sadece döviz artışı olmadı, eş zamanlı olarak ev fiyatları, araba fiyatları, sebze-meyve fiyatları derken, enflasyon ve ÜFE rekor seviyeleri gördü. Yine hatırlayalım, bu duruma sebep olan temel unsur ise faiz indirimi yönünde alınan kararlar idi. Aslında o güne dek her şey standartta ve alışılagelmiş şekliyle ilerlerken ortaya çıkan bu tablonun ardından, kuru aşağı çekebilme adına kur garantili mevduat uygulaması devreye girdi.

Dünkü toplantıda her ne kadar Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14 düzeyinde sabit tutulmasına karar verdi ise de, faize ilişkin bundan sonraki hamlelerin kur ve enflasyon üzerindeki etkileri son derece önem taşımakta. İhracata dayalı büyüme düşüncesinden uzaklaşılmadığını görmek sevindirici. Ancak bunun için de rekabetçi kur avantajına ve sonuç odaklı teşvik sistemlerine müracaat etmemiz gerekiyor.  

Yeni ekonomik modelle kısa vadede üretimin artması, arzın artması ve cari işlemler fazlası ile enflasyonun düşmesi planlanmakta. Faiz indiriminin başlayıp, cari fazlanın açığa döndüğü aynı dönemde büyüme beklentisi de bir hayli fazla iken, orada da düşüşün olduğunu gözlemledik. Kısa vadede üretimde önemli ölçüde bir artış beklemenin ütopik olduğunu ve enflasyonu düşürücü bir etki yaratmayacağını belirtmek isterim. Ekonomik modeli kısa vade yerine uzun vadeli hale getirmenin çok daha olumlu sonuçlar doğuracağına dikkat çekmek isterim. Öncelikli olarak bilime ve eğitime yapılan katkılar ile yüksek katma değer yaratan üretimi canlandırmalı, istikrarlı kur politikaları ile yabancı ve yerli yatırımcıyı yeni iş kollarına sevk etmeyi başardığımız noktada ekonomide çok daha önemli gelişmeler sağlanacağı muhakkak.

Kısa vadede yapılabilecek şeyler de var elbet. Bazı sektörleri stratejik ilan edip öncelikler belirleyerek bu sektörler kredilendirebilir. Yine faizleri yukarı çekerek talebi ve enflasyonu aşağı çekip, uzun vadeli faizleri ise aşağı çekerek reel sektör yatırıma teşvik edilebilir. Yatırım için önemli olan uzun vadeli borçlanmadaki maliyetler, yani faiz oranlardır. Kısa vadeli krediler hiçbir zaman üretime katkı sağlamaz.

Rekabetçi kur cari fazla yaratmak için son derece önemli olduğu için kuru etkileyecek hamlelerin bundan sonra da çok önemli olduğunu belirtmek isterim. Reel efektif kur denilen şey, aslında iki ülkenin enflasyon farkı ile oluşmaktadır.

İhracat ile büyüme ve istikrar fikrini en çok destekleyenlerden birisi olduğunu söylemeliyim. Gerek Dışyönder başkanı şapkam, gerekse gümrük müşavirliği ile iştigal eden bir profesyonel olarak bu kararın önünde eğiliyorum. Ancak mevcut politikalar ile bu hedefi yakalamanın zor olduğunu da altını çizerek belirtmek istiyorum. İhracat ile istikrarı sağlayabilmek ve bir gün dış ticaret fazlası veren ülke konumuna gelmek, kısa vadede istikrarlı kur ve faiz politikası ve enflasyon yönetimi, uzun vadede ise yüksek değerli, yüksek getirili ve fark yaratacak ürünlerin üretiminden geçmekte. 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Neden TÜSİAD? 01 Nisan 2022
Putİn mi, PutOut mu? 18 Mart 2022