EUR/USD paritesi 1.00 oldu, tasası neden bize düştü?

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Ülke olarak peynir üretip yurt dışına ihraç ettiğimizi ve üzüm ithal ettiğimizi düşünelim. İhraç ettiğimiz peynir miktarı 100 kilo, peynirin kilosu da 10 dolar olsun. Dolayısıyla ihracattan elde ettiğimiz toplam tutar 1.000 USD olacak. Diğer taraftan üzümün kilosu da 5 dolar olsun ve 200 kilo üzüm ithal edelim. Toplam ithalatımız da 1.000 USD olacaktır. Eğer 1 yıl sonra peynirin dünya fiyatları aynı kalırken üzümün fiyatı 5 dolardan 7 dolara çıkarsa, aynı miktarlarda ihracat ve ithalat yaptığımız varsayımı altında, bizim ithalatımız 1.400 USD olurken ihracatımız değişmeyecek ve 1.000 USD olarak kalacaktır. Bu iki mallı basit dış ticarette 400 USD dış ticaret açığı vermiş olacağız. Dolayısıyla bu ticareti yapabilmemiz için 400 USD bir yerden bulmamız gerekecek. İşte bu dış ticaret açığının finansmanı olacak. Bunu ister yurt dışından borç alırsınız, ister yabancı yatırımcı çeker ülkeye dolar sokarsınız, isterseniz de daha önceden biriktirdiğiniz dolarlar varsa onları harcarsınız. Ha bunları yapamayacak durumda mısınız? O zaman zaten bu ithalatı yapamamışsınız demektir. Yani bir dış ticaret açığı finanse edilebildiği için verilebilir. Finanse edemeyecek durumdaysanız ithal ettiğiniz üzüm miktarını düşürmek zorunda kalırsınız. Yani artık 200 kilo değil, 1000/7USD’den 143 kilo üzüm ithal etmek zorundasınız. Şu anda Türkiye’de ekonominin bir miktar soğutulmaya çalışılmasının arkasındaki en önemli sebeplerden biri de budur. Az tüketelim ki, az ithalat yapmak zorunda kalalım, daha düşük dış ticaret açığı verelim. Zira bunu finanse edebilecek döviz kaynaklarımız kurudu.

Yukarıdaki örnekte, ithal ettiğimiz ürün olan üzümün birim fiyatı artarken yani 1 kilosu artık daha pahalı hale gelirken, ihraç ettiğimiz peynirin fiyatı aynı kaldı. Bu da bizim açık vermemize neden oldu, hatta daha az tüketmemize, refah kaybına sebep oldu. İşte ihraç ettiğimiz ürünlerin birim fiyatının, ithal ettiğimiz ürünlerin birim fiyatına oranına dış ticaret haddi diyoruz. Dış ticaret haddimiz 10/5 = 2 iken, 10/7 = 1.43’e düştü. Bu oran ne kadar düşerse, yukarıdaki örnekteki gibi bizim aleyhimize işliyor demektir. Aşağıdaki grafikte yıllar itibariyle dış ticaret haddimiz var.* Son iki yıldaki olumsuz gidişatımız net bir şekilde görünüyor. Bunun sebeplerine az sonra geleceğim.

Ekonomi biraz da temenni değil mi?

Şimdi işi biraz karmaşık hale getirelim ve sattığımız peynir karşılığında euro ödeme aldığımızı ve aldığımız üzüm için de dolar ödeme yaptığımızı varsayalım. 1 euro = 1.5 dolar olsun. Yine 100 kilo peynir ihraç edelim, peynirin kilosu da 10 eur olsun. Dolayısıyla elde edeceğimiz ihracat geliri 1.000 EUR olacak. Bunun dolar karşılığı da EUR/USD = 1.5 olduğundan 1.500 dolar olacak. Diğer taraftan üzümün kilosunun 5 dolar olduğunu ve 300 kilo üzüm ithal ettiğimizi düşünelim. İthalat bedelimiz de yine 1.500 USD olacak. Gördüğünüz gibi ekonomimiz dengede, herhangi bir açık söz konusu değil. Eğer bir sonraki yıl yukarıdaki örnekte olduğu gibi (EUR/USD = 1.5’ta sabit varsayımıyla) üzümün fiyatı yükselip peynir fiyatı aynı kalırsa aynı senaryo tekrarlanacak ve biz açık vereceğiz. Ama bu sefer açık vermemize sebep olabilecek tek şey ürünlerin fiyatlarındaki değişim değil. EUR/USD paritesinde oluşabilecek bir değişim de benzer bir sonuca bizi götürebilir. Diyelim ki EUR/USD, 1.5’tan 1’e geldi. Yani şu anda olduğu gibi dolar değer kazandı ve parite geri geldi. 100 kilo peynir ihrac ederek elimize geçen 1.000 euronun USD karşılığı artık 1.500 değil 1.000 dolar olacak. Yine 5 dolardan 300 kilo üzüm aldığımızı düşünelim 1.500 dolar ithalat faturamız oluşacak. Gördüğünüz gibi diğer her şey aynı olmasına rağmen 500 dolar dış ticaret açığı verdik. Çünkü EUR/USD paritesinin 1.5’ten 1’e gelmesi bizim dış ticaret haddimizi olumsuz etkiledi, düşürdü. Şöyle ki, ilk durumda 10 EUR olan bir kilo peynirin dolar karşılığı 15 dolardı ve üzümün kilosu da 5 dolardı. Dış ticaret haddimiz 15/5 = 3’tü. İkinci durumdaysa 10 EUR olan bir kilo peynirin dolar karşılığı artık 10 dolara düştü ve dış ticaret haddimiz de 10/5’ten 2 oldu.

Son dönemde duyduğunuz; “İhracatımızı euroyla yapıyoruz, ithalatı dolarla yapıyoruz, onun için parite aşağı geldikçe bundan zarar görüyoruz.” söyleminin en temel sebebi budur.

Gelelim gerçek duruma ve yukarıdaki grafiğin neden son 2 yılda bu kadar bozulduğuna. Aşağıdaki tabloda yıllar itibariyle ihracat ve ithalatta dolar ve euronun paylarıyla, ithalatımız içindeki enerjinin payını gösterdim. İhracatta dolar ve euronun payları neredeyse eşitken, ithalatta doların payının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Bu da yukarıda aleyhimize diye söz ettiğimiz konunun gerçekte de var olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan ithalatta para birimleri paylarının oynaklığının daha yüksek olduğu görülüyor. Özellikle son 2 yılda doların payı sert yükselmiş. Bunun en temel nedeni enerji fiyatlarındaki artış, diğer nedeni de doların euro karşısında değer kazanması. Bu sebeple enerjinin ithalatımız içindeki payını tabloya ekledim. İhracat tarafında oranların daha stabil olmasının nedeni, toplam ihracat içinde tek başına bu kadar yüksek paya sahip ve fiyatı bu kadar volatil bir ürünün olmaması.

 

Toparlayacak olursak; EUR/USD paritesinin geri gelmesi ve ithalatımız içinde önemli bir paya sahip enerji fiyatlarının yükselmesi, yukarıdaki örnekte üzümün fiyatının artması gibi, bizi olumsuz etkiliyor. Dış ticaret hadlerimizi düşürüyor, daha fazla açık vermemize neden oluyor. Bu açığın finansmanı için var olan bütün yolları kendi basiretsizliklerimizle tıkadığımız için (rezervlerin satılması, yabancı yatırımcının ürkütülmesi gibi) ekonominin soğutulmasından başka da çıkar yol gözükmüyor. Bu da küçülme ve işsizlik artışı anlamına geliyor. Bu finansman yolları tıkalı olduğu için de CDS’imiz yükseliyor. Borçla finanse etmek istediğimizde de daha yüksek faiz ödemek zorunda kalıyoruz. Son dönemde enerji fiyatlarında başlayan düşüşün devam etmesini umalım. Sonuçta ekonomi biraz da temenni değil mi?

*Çeyreklik verinin basit ortalamasını aldım. Çeyreklere göre dış ticaret değer farklılıkları sebebiyle yıllık veriyle küçük farklılıklar olabilir.

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Halkımızın durumu yok 02 Temmuz 2022