Faizin dövizle, dövizin ihracatla imtihanı

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Geçtiğimiz hafta İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin (İTHİB) ödül törenine iştirak ettim. Açılış konuşmalarını dinlerken TİM Başkanı İsmail Gülle’nin faizlere yönelik yorumlarına dair söyledikleri, bugünkü yazımın ana fikrini oluşturdu. Başkan, faiz indiriminin doğru okunamadığını, Türkiye’nin üretim ve ihracat ülkesi olacağı için bu hamlenin de önemli olduğunu vurgularken; bana göre puzzle’da aslında birçok bölüm eksik kalmış oldu. Yani; faizlerin inmesi ile üretim ve ihracatın artması arasında nasıl bir ilişki kurulmalı, bu nokta kafalarda soru işareti olarak kaldı.

Faizlerin indiriminin yarattığı en önemli etkinin dövizin yükselmesi olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Öte yandan döviz değerleniyor ve yükseliyor diyenlere de küçük bir açıklama yapmak isterim. Döviz yükselmiyor veya değer kazanmıyor. Zaten adı üzerinde, döviz. Yani birçok para birimini aynı anda konuşuyoruz. Hepsinin birden eş zamanlı olarak değerlenmesi mümkün mü, elbette hayır. Asıl olan şu ki Türk Lirası değer kaybediyor. Yani diğer bir deyişle işçiliğin ve emtianın iyice ucuzladığı bir ülke olduk ve dünyada işçiliğin en ucuz ülkeler arasına adımızı yazdırdık. Yılbaşında 2.825 TL olan asgari ücret 383 dolarak denk gelirken, bugünkü değeri 300 doların altında, 295 dolarlar seviyesinde. Tekrar edeyim, 300 dolar dahi değil. İşverene maliyetini eklediğimizde dahi rakam ancak 450 dolar seviyelerine geliyor.

Türkiye’de asgari ücretli olarak 10 milyon civarında kişi çalışıyor. DİSK-AR verilerine göre, 3.3 milyon işçi (bütün ücretli çalışanların yüzde 17’si) asgari ücretin altında bir ücretle çalışıyor. Asgari ücretin yarısından daha az ücretle çalışan işçi sayısı da 1 milyona yakın. Asgari ücret ve altında ücretle yaşamını sürdürmek zorunda olan işçiler ücretli çalışanların yüzde 38’ini oluşturuyor. 

Tüm bu gelişimler, neredeyse emeğin en ucuza temin edildiği ülke konumuna doğru bizi hızla taşıyor. Yani aslında kendimize ülke olarak böyle bir elbiseyi giydirmiş ve tüm dünyaya da ilan etmiş oluyoruz. Anlaşılan o ki bu artık bir ülke politikası olarak da belli kesimlerde kanıksanıyor. Resim iyi okunmuyor demişti başkan, sanırım bu şekilde okumamız gerektiğini belirtmiş olmalı. Üretimin artacağını ve böylelikle ihracatımızın daha da hızla yükseleceğini dile getirirken, bunun faizlerin indirilmesi ile ilişkisini tam anlayamamıştık, sanırım şimdi o eksik de tamamlanmış oldu ve puzzle tamamlandı.

Buraya kadar tamam da, peki biz durumu bu şekliyle kabul etmeli miyiz. Diyelim ki bunu hep birlikte benimsedik ve kabul ettik, o zaman nerede kaldı katma değerli üretim, dünya çapında olmasa da kendi markalarımızı yaratma fikri, teknolojiye, eğitime ve bilime yatırım yapma heyecanı. Biz sadece ucuz işgücümüzden yararlanmak isteyen yabancı sermayeden çok, know how getirecek, değerli üretim yaparak gerçek manada ülkeye katma değer yaratacak firmaların gelmesini istemiyor muyduk? Hani derle ya; el elin eşeğini ıslık çalarak ararmış. Yabancı yatırımcı bizden sadece yararlanmaya bakar. Oysaki ihracatımızın kilogram değerinin halen 1 dolar olduğunu düşündüğümüzde, bunu yukarı taşımak için bizim ihtiyacımız olanın değeri yüksek üretim ve ihracat olduğunu görebilmek hiç de zor değil. Bu türden bir üretimin artması, bizlerin gelir seviyesini üzgünüm ki yukarı çıkartabilecek türde aksiyonlar değil. En azından ben resmi böyle okuyorum. Gidilen yolun ve stratejinin çok daha geniş bir bakış açısı ile gözden geçirilmesi şart. Konu faiz değil, faizlerin indirimi de değil. O elbet olsun, yatırımlar artsın, kimsenin buna bir itirazı yok. Ancak asıl görülmesi gereken nokta, döviz artışına müdahale edilmemesi ve böylelikle emek maliyetimizin her geçen gün aşağı düşmesi.

Dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip Finlandiya okullarında daha ilk okuldan itibaren kahramanlık hikâyelerinin nasıl ve kimin üzerinden anlatıldığını bilmem bilir misiniz. Finlandiya’da kahraman bir asker, halkını esaretten kurtaran cesur bir adam ve şahane bir başöğretmen olarak bir Türk anlatılırmış. O kişi Atatürk'müş. Bugün Cumhuriyet Bayramı. Bizler var olduğumuz sürece Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve inkılapları her daim var olacak. Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Sen neymişsin FED abi… 17 Aralık 2021
Şu işsizlik meselesi 03 Aralık 2021