“Faizler haziranda indirilmezse...”

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Eski bir Hazine bürokratının uyarısıdır:

✔ Piyasa faizlerin haziranda indirileceğine yatırım yapıyor ancak bu hiç kolay görünmüyor.

✔ Faiz indirilmediği takdirde haziran sonrası için borç döndürmek her kesim için çok zorlaşacak.

✔ Zamanından önce bir indirime gidilirse bu sefer de yeniden bir faiz-kur sarmalına girmek kaçınılmaz olacak.

Yıllarını Hazine’ye vermiş eski bir bürokrat dostum var. Emekli oldum diye köşesine çekilmeyen; yazmaya, üretmeye, ülke sorunlarına kafa yormaya çalışan bir bürokrat... Ön plana çıkmaktan da pek hoşlanmaz. Zaman zaman sohbet ederiz, yazdıklarını gönderir bana.

Hafta sonu telefon etti, “Sana bir not gönderiyorum” diye. Bu sefer oturmuş adeta hap gibi bir ekonomik tablo çıkarmış ve gidişata ilişkin öngörülerini sıralamış...

Notunun başlığına baktım; “Faizler haziranda indirilmezse” diyor. Aradım; “Daha arada mayıs var, mayısta bir faiz indirimi beklemiyor musun ki hazirana atlıyorsun” diye sordum. Yanıtı dikkate değerdi: “Ben aslında bu yıl hiç faiz indirimi beklemiyorum ki.”

Bürokrat dostumun notunun ilginizi çekeceğinden eminim:

Dünyada ve Türkiye'de neler oluyor?

"Dünyada gıda ve başta petrol olmak üzere, emtia fiyatları artıyor. Yanı sıra ABD’de yükselen enfl asyonun sonucu uzun vadeli faizler yükselmeye başladı.

İçeride; ABD’nin soykırım söylemi, Avrupa Parlamentosu’nun son Türkiye raporunda daha da ağırlaşan ifadeler ve müzakerelerin sonlandırılmasının istenmesi. Yetmedi yaklaşan Halkbank davası. O da yetmedi Rusya’nın turizm ve uçuş sınırlaması kararı. Bunlara ek olarak, haziranda yapılacak NATO zirvesi ve AB liderler zirvesinde Türkiye için olumsuz sayılabilecek bir hava oluşması...

Dışarıda belirsizlikler artarken ve ekonomide dolarizasyon zirvelerdeyken, Merkez Bankası’nın döviz rezervi tarihi dip seviyelerde. Politika faizi etkisini yitirdi. Para politikası etkin çalışmıyor. Hukuk, eğitim, sağlık,bürokratik ve siyasi yapısal kurumlar aşırı zedelenmiş durumda. Kredibilite kayıpları çok yüksek.

Böyle bir ortamda piyasaların baz senaryosu, faizlerin yılın ikinci yarısında düşeceği doğrultusunda. BDDK, covid-19 salgını nedeniyle, bireysel krediler ile KOBİ ve esnaf kredilerinin 30 Haziran’a kadar ötelenmesini istemişti. Tüm borçlular gibi borcu ötelenmiş olanlar da hazirandan sonra faizler düşünce, daha ucuza yeniden borçlanabileceklerini öngörüyorlar."

Bürokrat dostum gelişmelerin bu beklentiye uygun olup olmadığını sorgularken şöyle devam ediyor:

"Dışarısı için pek değil. Ekonominin döviz ihtiyacı her ay daha büyüyor. Şubat 2021 sonrası 12 ay içinde 192 milyar dolar borç çevrilecek. Buna karşılık siyasi ve ekonomik konjonktürde oynaklıklar artmaya devam ediyor.

Piyasa uzmanları enflasyonun nisan-mayıs civarında zirve yapacağına, sonra düşeceğine yönelik senaryolarla tahminler yapıyor. Ancak iç talep güçlü. Pandemi nedeniyle ertelenen harcamaların etkisi görülüyor. Yanı sıra, yükselen kurların fiyatlar üzerindeki etkileri de izleniyor.

Eğer enflasyon beklendiği gibi düşmez ve cari açık geçen yılın büyüklüklerinin altına inmezse döviz üzerindeki baskılar artmaya başlar. Böylesi bir ortam, MerkezBankası’nın politika faizini düşürme isteğine engel olabilir. Hatta tersine faizi yükseltmek zorunda bile kalınabilir."

Peki piyasanın faiz konusundaki beklentisi ne? Eski Hazine bürokratı bu konuda da şu görüşleri dile getiriyor:

"Bunun en iyi göstergelerinden birisi devlet iç borçlanma senetlerinin verim eğrisi. Verim eğrileri, yatırımcının çeşitli vadelerdeki beklentilerine göre talep ettikleri faizleri gösterir. Normal verim eğrilerinde vade uzadıkça, faiz artar.

Ancak bugünlerde oluşan verim eğrisi bize başka şeyler söylüyor. Vade 5 aydan 116 aya kadar uzarken faizler yüzde 18-19 civarında. Eğri yatay. Vade uzasa da beklenti değişmiyor.

Faiz düşüşü olmazsa...

Oysa haziran sonrasında faiz düşüşü beklendiğini söylemiştik. Demek ki piyasalarda faizlerin düşeceğine olan inanç, şimdilik yok.

Can alıcı soru şu: “Hiç mi yok? Yoksa indirim beklentisi ötelendi mi? Ötelendiyse ne zamana? Yılın son çeyreğine mi, yoksa gelecek yıla mı?”

Faiz düşüşleri çok ötelendiyse, o zaman hep beraber oturup düşünmek zorunda kalırız. Yüksek faiz, reel sektörün ve hane halkının borç geri ödemelerini zorlaştırmaya başlar. Yatırımlarını ve diğer harcamalarını kısmalarına neden olur. Sonuç ekonominin beklendiği kadar büyüyememesidir.

Ardından finansal sektörün aktif kalitesinde bozulma artabilir.

Bunlar bir yana, siyasi karar alıcılar da uzun süren yüksek faiz ortamına dayanamaz ve Merkez Bankası üzerinde baskı yapmaya başlayabilirler. Eğer faizler, olması gereken zamandan önce indirilirse, bu sefer yüksek döviz ihtiyacı nedeniyle, kurlar hızla yükselişe geçecektir. O zaman kur ve faiz sarmalı tekrar işleyecektir.

Kanımca, kısa vadeli görünüm net değil.

Dolayısıyla, haziran hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir ay olmaya aday. Piyasadaki karar alıcılar, daha fazla zarar etmemek için, ekonomik verilerin yanı sıra, eğer bulabilirlerse doğru dış ve iç politika değerlendirmelerini yakından izlemek zorundalar."

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar