Faktoringde banka ile faiz makası kapandı
Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Başkanı Ali Emre Ballı, faktoring sektöründe banka kredi faizleri ile makasın kapandığını, bazı faktoring şirketlerinin ise bankaların sunduğu oranların altında finansman sağlayabildiğini açıkladı. Ballı, “Banka dışı finans, reel sektörün finansman yapısında artık tamamlayıcı değil, sistemin kalıcı bir parçası haline geliyor” dedi.
Bir dönem yüksek maliyetli olduğu için bankaların gerisinde tutulan, reel sektörün finansmanında daha çok “mecbur kalındığında başvurulan” kanal olarak görülen faktoringde dengeler değişiyor. Kaynaklardan edinilen bilgiye göre, banka kredileri ile faktoring finansman maliyetleri arasındaki makas son dönemde belirgin biçimde kapanırken, orta risk grubundaki işlemlerde faktoring oranları yüzde 45- 55 bandında seyrediyor. Hatta, bankaların 3 puan altında finansman sağlayan şirketlerin de olduğu söyleniyor.
Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Başkanı Ali Emre Ballı konuya yönelik olarak, bazı faktoring şirketlerinin bankaların sunduğu oranların altında finansman sağladığı bilgisini doğruladı. DÜNYA’ya konuşan Ballı, banka ile faktoring arasındaki faiz makasının, bu ölçüde daralmasının sık görülen bir gelişme olmadığını, rekabet nedeniyle şirketlerin kendi kâr marjlarını da daraltabildiğini söyledi. FKB üyesi şirketlerin kaynak maliyetlerinin farklılaştığını belirten Ballı, şirketlerin banka kaynaklarının yanı sıra ÖST, sukuk ve halka arz gibi sermaye piyasası araçlarını da kullandığını söyledi.
Finansmanın maliyeti kadar hızı da önemli
Ballı, sıkı para politikasının finansman maliyetleri ve finansmana erişim koşulları üzerinde etkili olduğunu belirterek, şirketlerin yalnızca yatırım kararlarında değil, işletme sermayesi ve nakit akışı yönetiminde de daha seçici hareket ettiği bir dönemden geçildiğini ifade etti.
KOBİ’lerde bu etkinin daha belirgin olduğunu belirten Ballı, finansmana erişimin artık yalnızca “kredi bulunabiliyor mu?” sorusuyla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Finansmanın maliyeti kadar vadesinin, erişim hızının ve işletmenin ihtiyacına uygun biçimde yapılandırılmasının da önem kazandığını ifade etti.
Kredi kararlarının bankalarda daha uzun sürebildiğini belirten Ballı, faktoring ve finansman şirketlerinde karar alma süreçlerinin daha kısa sürede tamamlandığını, leasingde de işlemlerin daha hızlı sonuçlandırılabildiğini ifade etti.
Banka dışı finansın payı yüzde 22
Bankacılık dışı finansman kesiminin genel pazar payının yaklaşık yüzde 22 olduğunu belirten Ballı, FKB üyesi şirketlerin finansman odaklı bölümünün payının ise yaklaşık yüzde 5 seviyesinde bulunduğunu söyledi. Ballı, banka dışı finansmanın bankaların müşterilerini sistemden çıkarması anlamına gelmediğini, amaçlarının Türkiye’deki toplam finansman pastasını büyütmek ve finansal ürün çeşitliliğini artırmak olduğunu ifade etti. “Banka dışı finansı bankacılığın alternatifi olarak değil, finansal sistemin toplam kapasitesini genişleten bir yapı olarak görüyoruz” diyen Ballı, Türkiye’nin ihtiyacının tek bir finansman kanalının büyümesinden ziyade finansman kaynaklarının çeşitlenmesi olduğunu vurguladı.
Banka dışı finansın payının artmasının reel sektörün daha fazla finansman aracına erişebilmesi, sermayenin ekonomide daha etkin dolaşması ve finansal sistemin daha dirençli hale gelmesi anlamına geldiğini belirten Ballı, bunun için kaynak çeşitliliği, sermaye piyasalarıyla entegrasyon, teknolojik altyapı ve düzenleyici çerçevenin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
FKB sektörleri büyümeye devam ediyor
FKB’nin beş sektörden oluştuğunu belirten Ballı, bunları faktoring, leasing, tasarruf finansman, finansman ve varlık yönetim şirketleri olarak sıraladı. FKB’ye bağlı beş sektörün toplam aktif büyüklüğü yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 72 artarak 1 trilyon 897 milyar TL’ye, toplam alacakları yüzde 70 artışla 1 trilyon 366 milyar TL’ye, özkaynakları ise yüzde 72 artarak 378 milyar TL’ye ulaştı. Toplam müşteri sayısı 7 milyon 27 bin 742, çalışan sayısı ise 21 bin 132 oldu.
Leasing yatırım, finansman araç odaklı
Leasing şirketlerinin finansmanını doğrudan yatırım ve üretim odaklı alanlara yönlendirdiğini belirten Ballı, yüksek faiz ve sıkı finansal koşullara rağmen yatırım tarafındaki talebin devam ettiğine dikkat çekti. Finansman sektörünün ise yaklaşık yüzde 88 oranında araç, kamyon ve otobüs finansmanı yaptığını belirten Ballı, markalarla yapılan iş birlikleri sayesinde araç finansmanında daha uygun şartlarda kredi verilebildiğini söyledi.
Ödeme disiplini ve NPL yakından izleniyor
Finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve şirketlerin nakit akışının daha hassas hale geldiği dönemde ödeme performansına ilişkin göstergelerin yakından izlenmesi gerektiğini belirten Ballı, 2026’nın Ocak-Haziran döneminde bankalara ibraz edilen 481 bin keşideciye ait 7,2 milyon adet çekin toplam tutarının 5 trilyon 376 milyar TL olduğunu söyledi.
Ballı, yılın ilk çeyreğinde finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketlerinde takipteki alacakların toplamının 27 milyar TL, NPL oranının ise yüzde 2’ye yakın olduğunu belirtti.
Takipteki alacaklar, karşılıksız çekler, protestolu senetler ve tahsilat sürelerinin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ballı, bu göstergelerin şirketlerin nakit döngüsü, finansman koşulları ve ekonomik aktivitenin seyriyle birlikte okunması gerektiğini söyledi. Ballı, bugün işletmeler açısından bilanço yönetiminin yanı sıra nakit akışı yönetiminin de çok daha önemli hale geldiğini belirtti. Özellikle vadeli ticaretin yoğun olduğu sektörlerde alacağın ne kadar sürede tahsil edildiğinin, hangi finansman aracıyla yönetildiğinin ve işletmenin vade uyumunun finansal dayanıklılık açısından belirleyici olduğunu ifade etti.
Takipteki alacaklarda bankalardan ayrışma
Ballı, bankalarda takipteki kredilerde artış yaşanırken FKB üyesi şirketlerde aynı ölçekte bir artış görülmediğini söyledi. Faktoring, leasing ve finansman şirketlerinin finansman sağlarken hem alacaklıyı hem de borçluyu birlikte analiz ettiğini belirten Ballı, nakit akış döngüsünün de dikkate alındığını ifade etti.
Banka ve mali kurumlardan 46 milyar TL’lik alacak satışı
Varlık yönetimi şirketlerine de değinen Ballı, “Şu anda ciddi oranda alacak satın alınıyor. Tahsilat oranlarında da bir sıkıntı yok” değerlendirmesinde bulundu.
2026’da banka ve diğer mali kurumlardan yaklaşık 46 milyar TL’ye yakın alacak satışı gerçekleştiğini belirten Ballı, yıl sonuna kadar bu rakamın 90 milyar TL olmasını beklediklerini söyledi. Geçen yıl bankalardan 65 milyar TL alacak satışı gerçekleştirildiğini aktardı. Ballı, alacak satışlarındaki artışın doğrudan ekonomideki bozulma olarak yorumlanmaması gerektiğini, bankaların bilanço yönetimi tercihlerindeki değişimin de bunda etkili olduğunu belirtti.
Dijitalleşmede güçlü altyapı
FKB’nin dijitalleşme konusunda da çalışmalar yürüttüğünü belirten Ballı, faktoring işlemleri için mükerrer finansmanı engelleyen bir sistem geliştirdiklerini söyledi.
Leasing sektöründe tescil sistemi, FKB bünyesinde ise ortak bulut hizmeti bulunduğunu belirten Ballı, bu alanlarda önemli mesafe alındığını ifade etti.
Önümüzdeki dönemde KYC, yüz tanıma ve yapay zeka gibi teknolojilere yatırım yaparak bu hizmetleri üye şirketlerin kullanımına sunmayı hedeflediklerini belirtti.

"1 Ekim’de yürürlüğe girecek düzenleme olumlu etkiler”
FKB’nin dikkat çeken sektörlerinden birinin tasarruf finansman olduğunu belirten Ballı, BDDK düzenlemeleriyle sektörün daha güvenli ve denetimli bir yapıya kavuşmasının da vatandaşların güvenini artırdığını ifade etti. Ballı, üye şirketlerin sektörü vatandaşlara doğru anlatmasının ve yüksek faiz oranlarının yanı sıra tasarruf kültürünün de büyümeye katkı sağladığını söyleyerek, vatandaşların ev ve araç alma isteğinin bu sektöre yönelimi artırdığını ifade etti. Ballı, geçmişte 54 şirket bulunan sektörde düzenlemeler sonrasında şirket sayısının 6’ya düştüğünü, ardından üç şirkete daha lisans verilmesiyle toplam sayının 9’a yükseldiğini söyledi.
1 Ekim’de yürürlüğe girecek yeni sözleşme limiti düzenlemesinin finansmanı daha geniş bir kesime yayacağını belirten Ballı, düzenlemenin sektör üzerinde olumlu etkisi olmasını beklediklerini söyledi.
2027 daha rahat olacak
Ali Emre Ballı, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini de paylaştı. Para politikasının enflasyonu kontrol altına almasıyla faiz oranlarının kademeli olarak düşmesini beklediklerini belirten Ballı, 2027 yılı için daha rahat bir Türkiye ekonomisi öngördüklerini söyledi. Ballı, 2027’de tartışmanın yalnızca büyümenin ne kadar olacağı değil, büyümenin hangi finansman koşulları altında gerçekleşeceği üzerine yoğunlaşacağını söyledi. Ballı, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnızca daha fazla finansmana değil, daha çeşitli finansman kanallarına ihtiyaç duyacağını vurguladı.

Özkaynaklarınızı güçlendirin
Ali Emre Ballı, reel sektör şirketlerine finansman yapıları konusunda önemli bir tavsiyede bulundu. Şirketlerin öz kaynaklarını güçlendirmesi ve yapılacak bir yatırımın mümkünse yarısını kredi, yarısını öz kaynakla finanse etmesi gerektiğini belirten Ballı, özellikle mevcut dönemde öz kaynakların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Ballı, şirketlerin duran varlıklarını gerektiğinde satarak sermayelerini güçlendirmeleri gerektiğini söyledi. KOBİ’lerin tek bir finansman kaynağına bağlı kalmadan vadelerini, nakit akışlarını, işletme sermayesi ihtiyaçlarını ve yatırım finansmanını birlikte planlamaları gerektiğini belirtti. Bankaların kendi bilanço ve koşullarına göre hareket ettiğini belirten Ballı, şirketlerin “bankada limitim var, kullanırım” anlayışıyla hareket etmemesi gerektiğini, finansman koşullarındaki değişimlere karşı hazırlıklı olmaları gerektiğini ifade etti.