Farkında mısınız, tartıştığımız kurum Merkez Bankası!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔Merkez Bankası eksi rezervden artıya geçebilir, 128 milyar dolar, hatta daha fazlasını biriktirebilir. Bu çok zor da olsa yapılabilir. Ama kaybolan itibarı yerine koymak mümkün olabilir mi?

Bir 128 milyar dolar tartışmasıdır sürüp gidiyor. Bu çerçevede trajikomik gelişmeler yaşıyoruz. Asılan afişlerden akla gelmeyecek anlamlar çıkarılıyor, bazı illerde "korona önlemleri" kapsamında afiş asılması yasaklanıyor. Tam, güler misin, ağlar mısın, durumu yaşanıyor.

128 milyar dolar iddiası ortaya atıldığında iktidar başlangıçta ne dedi:

"128 milyar Hazine'nin Merkez Bankası'nın kasasında duruyor."

Daha sonra kasada durduğu söylenen paranın nerelere harcandığı kalem kalem(!) açıklandı. Gerçi bu harcama kalemlerinin çoğu için Merkez Bankası'nın döviz vermesi gerekmiyordu ama neyse...

Bu bilgilendirme(!) zihinlerde tazeliğini korurken bu sefer en başta açıklama yapması gereken Merkez Bankası bir adım attı ve bu dövizin bir şekilde satıldığını kabul etti.

İktidar önce "Bu döviz kasada duruyor" dedi, ardından belli ki "Bu satışı ancak şöyle izah edebiliriz" mantığıyla yola çıkılarak kullanım kalemleri sıralandı, ardından başka bir açıklama...

Peki muhalefet konuya nasıl yaklaştı? Başlangıçta "128 milyar dolar nerede" diye soruldu, tamam. Ama sonrasında bu soruyu desteklemek adına tümüyle yanlış bir yaklaşım sergilendi:

"128 milyar dolarla (örneğin) şu kadar köprü yapılırdı, şu kadar iş sahası açılırdı, şu kadar işsize destek verilirdi, şu kadar esnafa ödeme yapılırdı...".

Ne yani 128 milyar dolar kayıp mı olmuştu ki, çalınmış mıydı ki, yanmış mıydı ki "Bu para var olsaydı şunlar şunlar yapılır" deniliyordu. İktidar, "Bu para yok olmadı ki, bakın şuraya şuraya harcandı" dediğinde muhalefetin bu iddiası havada kalacaktı, kaldı da nitekim. Muhalefet, "Bu para yok oldu" anlamına gelecek benzetmesiyle bir anlamda kazdığı kuyuya düştü.

128 milyar konusuna iktidar ve muhalefetin yaklaşımı böyle. Ancak biz bir hakkımızı saklı tutuyoruz. Merkez Bankası'nın bu dövizi kullanma biçimi, uygulanan yöntem, işlemin mevzuata uygun olup olmadığı tümüyle ayrı ve bu yönlere daha sonra detaylı olarak değineceğiz, o hakkımız saklı.

 Sorun 128 milyardan çok daha büyük! 

Değerli okurlar, sorun çok büyük. Sorun öyle 128 milyar dolarla karşılaştırılamayacak, parayla ölçülemeyecek kadar büyük.

Bakar mısınız, Türkiye günlerdir, hatta birkaç aydır görünürde 128 milyar doları ama aslında Merkez Bankası'nı tartışıyor.

O Merkez Bankası ki, devletle iç içe ama devletten ayrı ve bağımsız çalışmak üzere kurulmuş bir kurum.

Merkez Bankası'nın adı niye "Türkiye Cumhuriyeti" değil de "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" sanıyorsunuz!

Gelin bu konuda Merkez Bankası'nın yıllar önce ne söylediğine bakalım. Bu söylenenler yeni değil, köşemizde 13 Kasım 2014 tarihinde yer vermişiz...

Amaç, bağımsızlığa vurgu

"Merkez Bankası, 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası unvanı altında özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim ortaklık olarak kurulmuştur. Bu düzenlemeyle devletten ayrı ve bağımsız olduğu hususuna özel bir önem verilmiştir. Bu amaç çerçevesinde bankanın kuruluş kanunu tasarısında adı Cumhuriyet Merkez Bankası olarak öngörülmüşken, TBMM Komisyonu'nda uluslararası ilişkiler de düşünülerek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak değiştirilmiş; bankanın bağımsızlığını vurgulama amacı güdülerek Türkiye Cumhuriyeti ibaresine ve kısaltılmış şekli olan T.C.'ye özellikle yer verilmemiştir. Kanun koyucu tarafından, bankanın devlete ait bir kuruluş; bir kamu kuruluşu olduğu izlenimi vereceği endişesiyle bundan özenle kaçınılmıştır.

Halen yürürlükte bulunan 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 1. maddesinde de, bankanın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişiliği ile unvanı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak aynı şekilde korunmuştur."

Bağımsızlıktan ne anlamalı?

Bakar mısınız, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar, 1930'da Merkez Bankası'nı oluştururken bağımsızlık ilkesine zarar vermemesi için nelere dikkat etmişler... Belli ki bir tek harf için saatlerce, belki de günlerce kafa yormuşlar... Aradan 91 yıl geçmiş, biz şimdi nelerle uğraşıyoruz.

"Faiz indirmiyor, laf dinlemiyor" diye başkanı görevden alıyoruz, peş peşe başkan değiştiriyoruz, şimdi de tutup Merkez Bankası'nın 128 milyar dolarlık rezervini bir şekilde satıyoruz.

 “Demek ki 128 milyar dolar rezervimiz varmış” avuntusu 

Şimdi 128 milyarın usule uygun olmayan bir şekilde arka kapıdan dolanarak satıldığının örtülü biçimde kabul edilmesiyle birlikte bunu savunmaya çalışanlar bir avuntu yaratma peşinde:

"128 milyar dolar satıldı, tamam; ama bak rezerv yok diyordunuz, en azından bu kadar rezerve sahip olduğumuz ortaya çıktı."

Buna iki türlü cevap vermek mümkün:

Birincisi, diyelim 128 milyar vardı, bir bürokrat dostumun ifadesiyle dededen babadan içinde 128 milyar dolar olan bir kasa kaldı. İyi de o para harcandı ve şimdi 40-50 milyar dolar borçlusun. 128 milyarı harcadığın gibi bir de üstüne borçlu duruma düştün. Ne yaptın bu kadar parayı?

İkincisi ve doğru olanı ise şu: Bir ücretli düşünün, aylık geliri 2.500 lira. Bu parayı da her ay harcıyor, zaten ancak yetiyor. Bu kişinin cebine bir yılda 30 bin lira giriyor. Şimdi bu kişiye yıl sonunda "Şu 30 bin liranın hesabını ver" dediğinizde o kişinin yılın herhangi bir günü 30 bin liraya sahip olduğu anlamı çıkar mı, böyle mantık olur mu? Dolayısıyla Merkez Bankası'nın 128 milyarı da klasik havuz problemlerine benziyor. Bir borudan giren para havuzda biriktirilmedi, diğer borudan akıtıldı gitti.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar