Farklı boyutlarıyla üçüncü çeyrek büyümesi

İsmet ÖZKUL
İsmet ÖZKUL KRİTİK AÇI ismetozkul@gmail.com

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesaplarına göre 3. çeyrekte büyüme hızı yüzde 7.38 oldu. Bu sonuçta önceki iki yılın ekonomik daralma ve durgunluk ile geçmiş olmasından gelen baz etkisi de var. Ancak sonuç olarak Türkiye’nin potansiyel büyüme hızının üzerinde.

Buna karşın neredeyse ekonomi aktörlerinin ve vatandaşların halinden memnun olmak bir yana kötüye gidişten yakınmaları ciddi bir çelişki oluşturuyor.

Bu durum, büyüme verilerine daha yakından ve bu çelişkiyi gözeterek bakmayı gerektiriyor. 3. çeyrek büyümesinin farklı yönleriyle öne çıkan noktalarını şöyle sıralayabiliriz:

- Yıllık toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) 795 milyar dolar ile bir artış göstermiş olmasına karşın hala 2018 sonundaki düzeyinin bile altında. Dolar bazında GSYH düzeyinin düşük olması, uluslararası karşılaştırmalar ve dış borç ve cari açık göstergeleri açısından Türkiye’nin kırılganlığını artıran bir faktör.

- Kişi başına GSYH, bizim hesaplamamıza göre 3. çeyrek itibarıyla 9 bin 450 dolar. Bu da 2018 sonu düzeyinin bile altında. Ayrıca kişi başına gelir hesabına Suriyeliler başta olmak üzere göçmen nüfusu da katmak gerek. Göçmen nüfusun 5 milyonla sınırlı olduğunu kabul etsek bile kişi başına gelir 8 bin 920 dolara düşüyor. Bu ise 12 yıl öncesinin global kriz koşullarındaki 2009 yılı düzeyine eşit.

-  Sektörel alanda en kritik nokta, tarımın yüzde 5.94 küçülmüş olması. Tarımdaki küçülme, hem ekonomik, hem de toplumsal açıdan çok önemli bir sorun. Ayrıca enflasyon ve yoksullaşma açısından da kritik bir faktör.

- İnşaattaki yüzde 6.72’lik küçülme ile finans sektörünün iki çeyrektir yüzde 20’leri bulan düzeyde küçülmüş olmasını da kritik noktalar olarak not etmek gerekiyor.

- Büyümeye en yüksek katkıyı (4.5 puanın üzerinde) yapan hizmetler (ticaret, ulaştırma, depolama, konaklama ve yiyecek) sektörünün bu performansında baz etkisinin rolü yüksek.

- Sanayideki yüzde 10’luk büyümede pandemi önlemlerinin gevşetilmesiyle uluslararası ticarette yaşanan hızlanmaya bağlı ihracat artışının önemli katkısı var.

- İhracat yüzde 25.60 büyürken ithalatın yüzde 8.26 küçülmesiyle dış ticaret, 3. çeyrek büyümesini en yüksek katkıyı veren kanal oldu. İhracat performansında, TL’nin değerindeki düşüş ve uluslararası ticaretteki pandemi sonrası konjonktürel canlanmanın yanı sıra baz etkisinin de katkısı var.

- Böyle bir büyümeye rağmen yatırımların yüzde 2.44 daralmış olması dikkate değer bir çelişki. Makine teçhizat yatırımlarının yüzde 17.53 büyümesi önemli bir nokta. Ancak silahlanma harcamalarının da bu sınıfta yer aldığını ve bunun sonuca etkisinin boyutunu bilmediğimizi de not etmek gerekiyor.

- GSYH verilerinin en kritik noktasını ise emeğin payındaki ciddi düşüş oluşturuyor. GSYH’den emeğin aldığı pay yüzde 26.84 düzeyinde. Bu pandemi öncesi 2019 yılı 3. çeyreğine göre 2.85 puan gibi ciddi bir kayıp anlamına geliyor.

- Kağıt üzerindeki yüksek büyümeye rağmen toplumun geniş kesimlerinin bunu hissetmemesi ve tersine yoksullaştıklarını dile getiriyor olmalarının nedeni de bu.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar