Faz-1 ışığında, korona virüs gölgesinde 2020’ye başlarken

Fatma MELEK
Fatma MELEK PİYASA GÖZÜYLE fatma.melek@akbank.com

Belirsizliklerin ve güven kaybının derinleştiği 2019 yılını geride bırakırken, 2020’ye karışık bir haber akışı ile başlıyoruz. Sene başında ABD ve Çin arasında imzalanan faz-1 anlaşması piyasalara olumlu etki yaparken, Çin’deki korona virüsü ise global görünüme ilişkin belirsizlikleri tekrar gündeme getirdi.

Öncelikle faz-1 anlaşmasına bakarsak, anlaşmaya göre; Çin ABD’den önümüzdeki 2 yıl boyunca toplamda 553 milyar dolar tutarında mal ve hizmet ithalat yapacak. 2017 ihracat verisi baz alındığında bu ek 200 milyar dolarlık alım anlamını taşıyor. 2020-2021’de nominal rakamlarla Çin, ABD’den ithalatını %60 artırmayı taahhüt ediyor ve bu artışlar da özellikle gıda ve enerji sektörü kaynaklı. ABD ise anlaşmayı halen 370 milyar dolar tutarında olan ve 2018 ikinci çeyreğinden beri yürürlükte olan vergilerin birçoğunda indirim yapmadan sağladı. Anlaşma, aynı zamanda fikri mülkiyet konularında ABD şirketlerine daha fazla koruma sağlıyor. Anlaşma ile Çin’in ithalat talebini diğer ülkelerden ABD mallarına kaydırması beklenir. Ancak, taahhüt edilen mal/hizmet alım miktarları oldukça yüksek, gerçekleşebilmesi ile ilgili soru işaretleri bulunuyor.

Bu olumlu gelişmenin ardından Çin’de ortaya çıkan korona virüsü finansal piyasalarda paniğe yol açtı. Virüs, piyasaların büyümeyi fiyatladığı, diğer bir deyişle riskli aktiflerde, hisse senedi piyasalarında pozisyonlandığı bir anda ortaya çıktı.

Gelişmiş ülke hisse senetlerinde, virüsün fiyatlara yansımasının belirginleşmeye başladığı 21 Ocak’tan itibaren %3-5 arasında düşüşler görülürken, Çin hisse senedi piyasası ise pazartesi sabahı %7,7 kayıpla açıldı. Çin Merkez Bankası önlem olarak ters repo faizlerini 10 bps indirirken, piyasaya 1,2 trilyon yuan da likidite enjekte etti. Ancak buna rağmen piyasalar yüksek kayıplarda. Yuan da dolar karşısında %1,2 değer kaybetti. Analistler, Çin’in ilk çeyrek büyüme tahminlerinde önemli ölçüde aşağı yönlü revizyona gittiler. Bazı havayolu şirketleri uçuşlarını durdururken, ulaşım talebinin azalacağı beklentisi ve büyüme endişeleri ile petrol 21 Ocak’tan itibaren %14 geriledi. IKEA, Apple, Starbucks, McDonalds mağaza kapattılar, Toyota ve General Motors da üretimlerini dondurdu. Riskten kaçınma eğilimiyle ABD 10 yıllık tahvil faizleri %1,50’lere kadar geriledi.

Piyasalardaki bu riskten kaçınma eğiliminin nispi olarak kısa sürmesi durumunda, 2020’nin 2. çeyreğinden itibaren büyümenin hızlanmasını bekleyebiliriz. 2019’da başlıca merkez bankalarından gelen faiz indirimleri ve Fed’in bilançosunu genişletmesi riskli aktiflere destek vermişti. S&P 500 geçen yıl yaklaşık %30 artarken buradaki yükselişin önemli bir kısmı Apple, Amazon, Microsoft ve Google’dan geldi. Bu şirketlerin S&P 500’deki ağırlığı %15 olup, piyasa değerleri 1’er trilyon doları aştı. Merkez bankalarının destekleyici konumunu sürdürmeleri ile 2020 yılının öngörülemeyen bir gelişme olmadığı takdirde ve ABD-Çin arasında ticaret anlaşmasının devam edeceği öngörüsü ile riskli aktifler açısından olumlu bir yıl olması beklenebilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar