FED 2022 ekonomi politik çerçevesi

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Doç. Dr. Ata ÖZKAYA

Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi

Hem 14-15 Aralık 2021 FED FOMC toplantısına dair tutanaklar, hem de FED Başkanı’nın 11 Ocak 2022 tarihinde Senato’da yaptığı açıklamalar ışığında, 2022 küresel ekonomi politikalarının seyrini değerlendireceğim.

FED’in amaç fonksiyonu 2-boyutludur: maksimum istihdamın sağlanması ve fiyat istikrarının oluşturulması-korunmasıdır.

İstihdam boyutu ile başlarsak: 2020 Ocak ayında 160 milyon civarında olan istihdam seviyesi 2020 Mart ayında DSÖ’nün pandemi ilanını takiben 134 milyon değerine düşmüştür. Düşüşün dağılımı, Afro-Amerikan, Hispanic ve Uzak-Asya kökenli ABD vatandaşları arasında daha baskındır. FED’in uyguladığı destekleyici para politikası ile 2021 Aralık ayında kayıp 26 milyon istihdamın 23 milyonu geri kazanılmıştır. O halde salgının hemen öncesine göre kayıp 3 milyona yakın bir değerdedir.

Şu sorunun yanıtını almamız gerekmektedir: FED söz konusu kaybı sıfıra indirmeye çalışacak mıdır?

Açıklanan son verilere baktığımızda, söz konusu kaybı sıfırlamak gibi bir politika gütmeyeceğini anlayabiliyoruz. Bu konudaki delilimiz; ağırlıklı olarak Afro-Amerikan ve Hispanic kadın işgücünün istihdama katılımında sorun yaşanması; bunun kismi-sektörel olması ve işgücünün temel bileşenlerinde katılım sorunu gözlenmemesidir. Dolayısı ile bu kesimlerdeki sorunun, ancak pandeminin “aile bakımı” üzerindeki etkilerinin ortadan kalkması ile düzelebileceğini değerlendirebiliriz; bu yönüyle de bu kısım FED politika alanı dışında kalmaktadır. İkinci delil ise şöyle sunulabilir: Eğer durum yukarıda açıkladığımız gibi ise, coğrafi dağılımın da homojen olmaması gerekmektedir. Son verilere göre, işe dönüşlerin dağılımı bazı bölgelerle sınırlıdır.

İşgücü piyasasından fiyat stabilitesine geçiş için bakmamız gereken noktalardan birisi de ücretlerdeki değişimdir. Daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi, Federal çalışma alanlarında uygulanan minimum işgücü ücretlerinde 2022 Şubat ayında itibaren %50’ye yakın artış olacağını göz önüne aldığımızda, bu durumun öncülüğünde ücretlerde artış hızı sürmektedir.

O halde, FED’in para politikasında normalleşmeye yönelmesi ve pandemi acil-durum politikalarından çıkışı açısından işgücü piyasası artık uygun zemine yerleşmiştir.

İkinci boyut olan fiyat istikrarı temelinde ele aldığımızda ise karşımıza birkaç soru çıkmaktadır.

Normal arz koşullarına ne zaman dönülebilir? FED bu soruya henüz yanıt verememektedir. Bu durumu belirsiz kılan iki unsur vardır:

  1. Üretim süreçleri dâhilinde hammade, ara mamul, enerji kullanımı gibi üretim birimlerinde oluşan enflasyonist baskının nicelik dağılımı,
  2. Ülke dışı ve ülke içi tedarik sıkıntılarının 1. maddeye etkilerinin büyüklüğüdür.

Dolayısı ile sorumuzun kesin yanıtı 2 nolu unsurun ortadan kalkması ile verilebilir. Şöyle ki, ülke dışı üretim süreçlerindeki sıkıntılar ve bunların ABD’ye tedarikine ait sorunlar ortadan kalkmadan, FED’in gözlediği normal arz koşulları oluşmayacaktır. Bu sürecin 5-6 ay olabileceğini tahmin edebiliriz. Bu zaman diliminde temel para politikası olarak FED’in normalleşme süreci ile faiz artırımlarını yakın dönemde başlatacağını, % 1-1.5 seviyesine kadar sürdüreceğini ve bilançosunu daraltmaya geçeceğini değerlendiriyorum. Eğer, arz koşulları normale döndüğü zaman, enflasyonda belirgin bir aşağı düşüş ve % 2-3’ler seviyesine geri çekilme gözlenmez ise, FED’in daha agresif faiz artırımına yöneleceğini öngörüyorum. Enflasyondaki belirgin düşüşü gözlemlemek istediği başat kırılımların da gıda, barınma ve ulaşım sektörlerine ait olduğunu söyleyebiliriz. 2021 Aralık ayında TÜFE %0.5, ÜFE %0.2 ve çekirdek göstergelerde ise sırasıyla: ÜFE aylık %0.4, TÜFE aylık %0.6 yükselmiştir. ABD enflasyonu sektörel olarak yayıldığı için, bir süre daha kalıcı olacağını değerlendiriyorum. Bu ekonomi politik gelişmelerin ülkemiz ekonomik süreçlerine olası etkilerini bir sonraki yazıma bırakmayı daha uygun görmekteyim.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Balona nefes vermek… 22 Mayıs 2022