Fed faiz kararı 50 mi, 75 mi oldu?

Tuğrul BELLİ
Tuğrul BELLİ GÜNDEM tugrulbelli@gmail.com

Dün akşam Fed’in faiz kararı açıklandı. Bu yazıyı karardan önce yazdığım için sonucu bilmiyorum. Esasında Fed birkaç hafta önce ileriye dönük rehberlik (forward guidance) olarak 50 baz puanlık bir artış yapacağı sinyalini vermişti. Ancak son günlerde piyasa beklentileri bir anda 75 baz puana yükseldi. Bu beklentilerdeki artışla birlikte piyasalarda bir tur daha satış yaşandı.

Herkesin bildiği gibi Fed’in 2 asli görevi var. Birincisi enflasyonu kontrol altında tutmak, ve uzun vadede yüzde 2 civarlarında kalmasını sağlamak.

İkincisi ise büyüme ve işsizliği gözetmek. Bu ikisi çoğu zaman birbiriyle çelişen amaçlar. Ancak ABD ekonomisinde henüz büyümede ciddi bir daralma emaresi yok. İşsizlik oranı ise aksine (bir ölçüde pandemi sonrası işgücünden ayrılanların da sayesinde) son 50 yılın en düşük seviyelerinde. Hal böyle iken, Fed’in tamemen enflasyona odaklanmaması için pek de bir sebep yok. Ancak neredeyse 15 yıldır ya negatif, ya da çok düşük pozitif faizlere ve parasal genişleme politikalarına alışan piyasalar için durum pek de öyle değil. Önlerinde tarihsel olarak hiç de yüksek sayılmayacak bir faiz patikası görünce bile aşırı tepki verebiliyorlar. Piyasalarda yüzde 20’nin üzerine çıkan ve teknik olarak ayı piyasası olarak nitelendirilen gerilemeleri bu perspektiften görmek gerek.

Bugünlerde ekonomistler de 2 gruba ayrılmış vaziyette. Birinci grupta başını Summers ve El-Arian’ın çektiği enflasyonun devamlılık arz edebileceğini savunan ekonomistler yer alıyor. İkinci grupta ise Delong ve Krugman gibi şu ana kadar beklentilerin üzerinde seyretse bile enflasyonun geçici karakterde olduğunu savunan grup var.

Birinci grubun ana tezi bugün yaşanan enflasyon esas olarak “toplam talep”teki aşırı artıştan kaynaklandığı için müzminleşme riski taşıması. Aşırı artışa sebep olan ise onyıllardır izlenen gevşek para politikası, pandemi ile birlikte uygulamaya konulan canlandırma programları, ve pandemide artan hanehalkları tasarrufları ile birlikte oluşan bastırılan talebin bugünlerde gerçek talebe dönüşmüş olması. Ben bu argümanlara çok katılamıyorum.

Evet, başta benim de belirttiğim gibi piyasalar gevşek para politikalarına alışmış vaziyette. Ancak bizatihi bu durum bugünlerde piyasaların en ufak bir faiz artışına bile aşırı tepki vermesine (= ufak faiz artışlarıyla bile para politikasının daha da etkili olmasına) yol açıyor zaten. Pandemi sonrasında uygulamaya konulan canlandırma programları ise aslında ekonomik büyümeyi ayakta tutan bir olgu. Belki rakamlar yüksek ancak Amerikan ekonomisinin (ve bütçesinin) uzun vadede bu mali harcamaları abzorbe edecek kapasitesi var. Ayrıca bu programların pek çoğu da yıllardır geciktirilmiş ve artık zaruri olan altyapı harcamalarından oluşmakta. Sonuncu argüman ise birikmiş hanehalkı tasarruflarının gerçek talebe dönüşmüş olması. Ancak bu talebin kendisi zaten geçici bir mahiyette. (Bu talebin enflasyonu körükleyen kötü bir zamanlaması olduğu ise muhakkak.)

Enflasyonun geçici olduğunu ve orta vadede gerileyeceğini savunan grup ise ağırlıklı olarak arz tarafındaki gelişmelere vurgu yapıyor. Mikroçip krizinin devam etmesi, Ukrayna savaşının enerji ve emtia fiyatlarını daha da yüksek seviyelere çıkarması ve Çin’de yeniden kovit kısıtlamaların devreye girmesi gibi. Fiyat artışlarının arz şoklarından kaynaklanması belki kısa vadede enflasyonu artırabilir, ancak aslında orta vadede dezenflasyonist bir etki yapar. Artan fiyatlar karşısında hanehalklarının gelirleri artmayınca alım güçleri düşer, bu da otomatikman ekonomiyi soğutucu bir etki yapar. ABD ekonomisinde 70’lerdeki gibi bir fiyat-ücret sarmalı oluşması da mümkün değil çünkü endeksleme uygulanmıyor, ayrıca 70’lerde hâlâ oldukça etkili olan sendikalar üye sayılarının çok düşmesi ile etkilerini yitirmiş durumdalar. (Bu tabii ki, aynı zamanda ekonomide kârın paylaşımı konusunda ciddi problemler yaratan ve gelir eşitsizliğini artıran bir olgu.) Son baktığımda enflasyon yüzde 8.5 iken ücret artışı yüzde 4.5 kadardı.

Sonuçta Fed’in daha önce çizmiş olduğu patikadan sapmayacağını ve 50 baz puanlık artışta kalacağını düşünüyorum. 75 baz puan artış yapması ise Fed’in bir anlamda “enflasyon tahminlerimizde yanıldık, daha yüksek bir enflasyon ve daha yüksek bir faiz patikası öngörüyoruz” demesi anlamına gelir ki bu hem Fed’in duruşuna olan güveni azaltır, hem de piyasaları daha da karıştırır. Göreceğiz. (Daha doğrusu görmüş olacağız.)

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar