FED’in söyledikleri – söylemedikleri

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Doç. Dr. Ata ÖZKAYA - Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi

28 Temmuz 2021 tarihinde gerçekleştirilen Federal Reserve (FED) Açık Piyasa İşlemleri Komitesi toplantısının sonuçları aynı gün Powell tarafından dünya kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Finansal piyasalarda, ağustos sonunda Jackson Hole Sempozyumu’nda FED’in varlık alımlarının sınırlandırılmasına dair programını açıklayacağı beklentisi mevcuttu, bu beklenti nitelik değiştirmiş gibi gözükmektedir. FED Başkanı, ABD ekonomik aktivitesindeki hızlı toparlanmaya vurgu yapmış, Delta varyantının küresel ekonomik aktiviteye etki edebileceğini, ancak bu etkinin sınırlı olacağını tahmin ederken, diğer merkez bankaları ile herhangi bir kader birliği yaptıklarına dair bir ekonomi politik bileşen sunmamıştır.

İşgücü piyasasında tam istihdam hedefine yürümek amacında olduklarını açıklamıştır. Bununla birlikte, tam istihdam hedefine nasıl ulaşılacağını belirleyen ekonomik göstergelerin neler olduğunu belirtmemiş; kamuoyuna bunun çok-boyutlu bir hedef olduğunu söylemekle yetinmiştir.

İşgücü piyasasında mevcut durumda; düşündüklerinden daha yavaş bir gelişim olduğunu, hanehalkı para yardımlarının ve Delta varyantının bu gelişimi yavaşlattığını ve arzu ettikleri işsizlik seviyelerine ulaşılmazsa varlık alımları yönünde herhangi bir aksiyon almayacaklarını açıklamıştır.

Bununla birlikte, uzun dönemli enflasyon beklentilerinin %2 ortalama seviyesinde devam ettiğini; şu an yüksek olan enflasyonun önümüzdeki aylarda o değere doğru yakınsayacağını kestirdiklerini de eklemiştir. Ayrıca, faiz artırımından çok uzakta olduklarını açıkça söylemesini de finansal piyasa karar vericileri tarafından risk-iştahı artırıcı olarak değerlendirileceğini düşünüyorum. Son olarak da, uzun dönemli enflasyon beklentileri bozulursa, FED’in müdahale edeceğini duyurmuştur.

Powell’in söyledikleri ilk bakışta bütünü ile piyasa dostu tonlamaya sahip gözükmektedir. Bu çerçeveden bakan karar vericiler finansal piyasalarda risk-iştahının yüksek seyredeceği tahmininde bulunabilir ve portföylerini bu tahmine göre şekillendirebilir. 

FED’in söylediklerini izah ettikten sonra, söylemedikleri üzerinde durmakta fayda görüyorum. Böylece, gelişmekte olan ve gelişen piyasalara, ülkemiz ekonomisine etkilerini de değerlendirebilirim.

Başlangıç noktası olarak FED’in uzun dönemli enflasyon beklentileri konusunda ne düşündüğünü ele alabilirim. Gözlemleyebildiğim kadarı ile FED uzun dönemli enflasyon beklentilerinin ne yönde evrileceğini öngörmek/yönetmek konusunda bir belirsizlik içindedir. Bu belirsizlik, yukarıda açıkladığım ve bütünü ile piyasa dostu olarak yorumlanabilecek çerçeveyi bozmaktadır. Daha açık ifade etmek gerekirse; 

ABD 10Y Tahvil faizlerinin mevcut seviyesi uzun dönemli enflasyon beklentilerinin “fazlası ile” kontrol altında olduğu izlenimi verirken; işgücü piyasasındaki durum hanehalkının finansal piyasalar ile aynı görüşte olmadığını ortaya koymaktadır. Davranışsal İktisat ve Oyun Teorisi perspektiflerinden iki boyutlu ele aldığımızda,

  • Hanehalkının yaklaşık 2 ay daha nakit yardımı alacağından dolayı işgücüne katılımının düşük kalacağını,
  • Kadınların işgücüne katılımının, Delta varyantına daha hassas olduğunu ve ev işleri -çoçuk bakımı gibi gereksinimlerin etkisi altında düşük kaldığını, 
  • İkisinden de önemlisi, hanehalkının -karar verici davranışı perspektifinden- %5,4 ‘lük enflasyon seviyesini kendi bütçelerinde ne ölçüde hissettiğini ve (kendi enflasyonlarından) bu yükten kurtulmak için daha yüksek ücret ile işgücüne katılmak istediklerini değerlendirmeye almamız gerekmektedir. Ayrıca, bu durumun farklı etnik kökenli vatandaşları arasında eşitsizliğin büyümesine sebep olmaktadır ve hizmetler sektörüne katılımı etkilediğini göz önüne almak gerekir.

Böylece işgücüne katılımda FED’in istediği hareketlenme ve çeşitlenme en erken ve en iyi ihtimalle Sonbahar ortasından itibaren gözlenebilecektir. Dolayısı ile kendi kriterlerine göre, varlık alımlarını bu tarihten önce azaltmaları mümkün gözükmemektedir.

Dolayısı ile yukarıdaki argümanlar bize FED’in politika amacını vermektedir: Bu da, Sonbahar sonlarına kadar işgücü piyasasını “tam istihdama taşımak” ve bu süreç dahilinde de “uzun-dönemli enflasyon beklentilerini bozulmadan yönetebilmektir”.

İşte, belirsizliğin de ortaya çıktığı nokta burasıdır. ABD hükümetinin önümüzdeki günlerde açıklayacağı -yaklaşık 4 Trilyon ABD Doları tutarındaki- Altyapı Paketi’nin üçte birlik kısmının ilk etapta hayata geçirilmesi öngörülmektedir. Bu Altyapı Paketi, ABD’nin fiziksel ve fiziksel olmayan altyapısının yenilenmesi/geliştirilmesini kapsamaktadır. Bu paketin kısmen onaylanması ile birlikte uygulamaya geçildiğinde, Ocak 2022’den itibaren federal devlet sektöründeki saatlik ücretlerin de %50 artırılacağını biliyoruz. O halde i.) ABD’de enflasyonun %6 civarına taşınması; hanehalkının enflasyon yükünün ağırlaşarak yüksek ücretli iş seçme/arama kararını beslemesi, ii.) finansal piyasaların uzun dönemli enflasyon beklentilerinin bozulması çok büyük olasılıktır. Bozulmayacağına dair Sn. Powell ve Sn. Yellen’in telkinlerini abartı ile satın almış olan finansal piyasaların rasyonel reaksiyonu, önümüzdeki günlerde ABD 10Y Tahvil piyasasında dalgalanmaya sebep olacaktır. ABD Hazinesi enflasyonun nerede ise yarısı seviyesinde faiz değerinde uzun dönemli borçlanma stratejisine devam ettiği için, bu durum müdahale olasılığını güçlü tutmaktadır.

Üçüncü olarak, Delta varyantının küresel ekonomik aktiviteyi ve de özel olarak küresel talebi olumsuz etkileme ihtimali, FED’in yukarıdaki tabloya dair belirsiz bakışını daha da bulanıklaştırabilir. Artan ve artması beklenen enflasyon ile “yeterince işgücünü uygun kazançlı iş ile buluşturamayan” bir ekonomi tablosu karşımıza “optimum çözümü ararken kaybolan” bir FED çıkarabilir.

İşte bu riskler söz konusu olduğu için Powell’ın açıklamaları özellikle “pembe” tonda tutulmuştur. Jackson Hole’daki mesajların da benzer şekilde finansal piyasaları “ürkütmeyecek” tonlamada olacağını öngörebiliriz.

Süreç FED’in istediği gibi gitse de, ya da yukarıda belirttiğim “olumsuz olasılıklar” gerçekleşse de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler kendi ekonomik performansları temelinde ayrışacaklar, grup davranışı söz konusu olmayacaktır. Artan küresel enflasyonun hem fabrika kapısına yansıması, hem de hanehalkının tüketim sepetine yansıması farklı kanallar aracılığı ile olacağından ötürü, Sonbahar’da kur süreçlerinde ve varlık fiyatlamalarında dalgalanmanın yüksek olacağını düşünebiliriz. Dünya ölçeğinde daha detaylı incelemeyi, okurlarımın izni ile sonraki yazılarıma bırakmayı uygun görüyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Vatandaşın ekonomisi 25 Eylül 2021