Finansal esenlik
Finansal konularda kişilerin hissiyatları ülkelere, o ülke içindeki kişilerin gelir durumlarına, yaşlarına, cinsiyetlerine göre birçok kritere göre farklılık gösteriyor. En temel finansal kaygılar; enflasyon, barınma giderleri, sağlık harcamaları olarak gösteriliyor.
Türkiye’de insanların parayla ilişkilerini şekillendiren çok kuvvetli ekonomik finansal hatıralar toplumsal hafızamızda önemli bir yer tutuyor. Bunlardan en önemlilieri bir türlü düşürülemeyen enflasyon, dönem dönem tekrarlanan devalüasyonlar, seçim öncesi dağıtılan ucuz kredilerle yaratılan eşitsizlikler vs. Bunların hepsi insanların bireysel olarak parayla arasındaki ilişkiyi şekillendiren temel meseleler.
Gidilecek yolumuz var
Aynı gelir seviyesine sahip insanların parayla aralarındaki ilişkinin çok farklı olduğunu, kiminin daha fazla tasarruf ederken kiminin edemediğini, finansal planlama yaparken bazılarının daha iyi olduğunu, harcama alışkanlıkları konusunda farklı eğilimlerin olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla finansal olarak insanın kendini güvende hissetmesinin tek belirleyicisinin gelir seviyesi olmadığını söyleyebiliriz. Bu da bize akşamdan sabaha gelirimizi artıramasak bile parayla olan ilişkimizi değiştirerek finansal konulardaki esenliğimizi/hissiyatımızı iyileştirebileceğimizi gösterir.
Bunu gerçekleştirmenin yazmaktan daha zor olduğunu kabul etmek gerekir. Yazının girişimde belirttiğim gibi kişinin parayla olan ilişkisini belirleyen kendi kontrolü dışında birçok faktör var. Bu aslında bir kişinin; kendi bedeniyle, hayatla, arkadaşlarıyla, eşiyle, çocuğuyla, toplumla, patronuyla, çalışanıyla olan ilişkisinden bağımsız bir fenomen değil. Nasıl ki insanların bahsettiğim konuların bazılarında çözemedikleri varsa ve bunları çözmek için de birçok metod kullanılıyorsa parayla olan ilişkisinde de iyileşme yaşaması için konuya ekstra hassasiyet gösterilmesi gerekir.
Finansal fitness
Çoğumuz sağlıklı bir vücudun, iyi beslenmenin, düzenli spor yapmanın, alkol ve sigara tüketmemenin ne kadar önemli ve mutluluğumuz üzerinde ne kadar etkili olduğunu biliriz. Ama bunları gereçekleştirebilenler olduğu gibi gerçekleştiremeyen birçok insan olduğunu da biliriz. Bu “yapamama” konusunun her birey özelinde farklı psikolojik ve sosyolojik sebepleri vardır. Bu konuda ilerleme kaydetmek için insanlar kitaplar okurlar, psikologlara giderler, kişiye özel çözümler bulmaya çalışırlar.
Aynı şey parayla olan ilişkimizde de geçerli. Para konusundaki zihinsel sorunların çözümü de ekstra efor ve kişiye özgü çözümler gerektiriyor. Nasıl ki bir kişiye haftada iki gün kardiyo yapmalısın, iki gün de ağırlık çalışmalısın dediğinizde anında bir davranış değişikliği yaratamıyorsanız, aynı şekilde acil durum fonu ayır, uzun vadeli planlama yap, bütçe yap, harcamalarına dikkat et dediğinizde de hemen bir sonuç beklememeniz gerekir.
Ebeveynlerin yükünü taşıyan çocuklar
Hele ki bizimki gibi yüksek enflasyonlu ve parasının değeri çok stabil olmayan bir ülkede insanlardan bunu beklemek haksızlık. Dünyada ve özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde son 30-40 yılda kişi başı gelirlerin arttığını görüyoruz. Birçok evde daha düşük gelirli ailelerin çocukları 1-2 nesil sonra daha iyi imkanlara sahip oldular. Bunu ülkemizde biraz da fırsat eşitliğini gözeten cumhuriyete ve sosyal devlete borçluyuz.
“Şu andaki eğitim sistemi içerisinde bu hala mümkün müdür?” sorusu orta yere duruyor ama şimdilik konumuz bu değil. Konumuz, bu nesiller arası gelir artışını yakalayabilmiş kişilerin hala parayla olan ilişkilerinde ailelerinin sorunlu kalıplarının mevcut olması. Diğer taraftan ebeveynlerden gelen kıtlık bilincinin çocukların vizyonları üzerinde yarattığı baskı ve daha fazla kazanmaya giden yolda kendi kendilerini sabote etmeleri de yine parayla olan sorunlu ilişkilerden kaynaklanıyor.
Konu uzun, çetrefilli ve önemli. Burada amacım bu konuya bir girizgah yapıp çözümün herkes için farklı olduğuna dikkat çekmek. Diğer bir amaç da parayla olan ilişkinin diğer ilişkiler gibi ciddiyetle ele alınması ve toplum/birey bazında gerekli çalışmaların yapılmasının öneminin altını çizmek.