‘Fırsat eşitliği’ için okul öncesi ve temel eğitime yüklenecek

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

MİLLİ Eğitim Bakanı Prof. Mahmut Özer, görevi devraldığı günlerde, daha önce Bakan Yardımcısı olmasına rağmen Türkiye’nin eğitim konusundaki sıkıntılarını, sorunlarını yeniden gözden geçirdi:

-        Eğitimde fırsat eşitliği en büyük handikap.

Sorunun temeline indi:

-        Akademik başarı, okul dışı faktörlere çok bağlı. Ailelerin gelir düzeyi, yaşam koşuları, özetle sosyo ekonomik durumu okullar arası farkı etkiliyor. Sosyo ekonomik durumun iyi olmadığı yerlerde okullar da olumsuz etkileniyor.

Finlandiya örneğini irdeledi:

-        Finlandiya, akademik başarıyı olumsuz etkileyen okul dışı faktörleri okullarda kompanse edebiliyor. Bizde bu yok. Şimdilik okul dışı faktörleri okullarda tam anlamıyla kompanse edemiyoruz.

Şeref Oğuz ve Abdurrahman Yıldırım’la birlikte Milli Eğitim Bakanı Prof. Mahmut Özer’le İstanbul Taksim’deki Sofitel’de buluştuk, “eğitimde fırsat eşitliği” üzerinde durdu:

-        Farkları azaltmak için okul öncesi eğitime ve temel eğitimde niteliği artırmaya ağırlık vereceğiz.

2000’li yılların başı ile bugünlerin bazı verilerini ortaya koydu:

-        2000’lerin başlarında orta öğretimde 2 milyon öğrencimiz vardı. Öğretmen başına 40 öğrenci düşüyordu. Şimdi 6 milyon öğrencimiz var. Öğretmen başına düşen öğrenci ortalama 20’lerde.

Okul öncesi eğitim verisine işaret etti:

-        2000’lerin başında 300 bin çocuğumuz okul öncesi eğitim görebiliyordu. Bugün 1.3 milyona çıkmış bulunuyor. Okul öncesi eğitim, özel eğitim kurumlarında yoğunlaşıyor.

Yaş gruplarına göre okul öncesi eğitime erişim tablosunu paylaştı:

  • 5 yaş: Yüzde 78’i okul öncesi eğitim alıyor.
  • 4 yaş:Yüzde 35’i okul öncesi eğitime katılıyor.
  • 3 yaş:Bu yaş grubunda okul öncesi eğitime erişim yüzde 14’e iniyor.

Okul öncesi eğitime yoğunlaşacaklarını bildirdi:

-        4-5 yaş grubunda okul öncesi eğitime erişimi yüzde 100’e 3 yaşta da yüzde 50’ye yükseltmeyi hedefliyoruz.

Okul öncesi eğitimde mevcut durumu ortaya koymak için İstanbul’a dikkat çekti:

-        İstanbul’da 157 tane resmi anaokulumuz var. Özel eğitim kurumlarına ait anaokulu sayısı bin 538. Her ailenin çocuğunu özel anaokuluna gönderme şansı yok.

Türkiye genelinde devlete ait anaokulu sayısının 2 bin 784 olduğunu kaydedip ekledi:

-        İstanbul’da resmi anaokulu sayısını hızla 750’ye çıkaracağız. Anaokulları 8’er derslikli olacak. Okul öncesi eğitime İstanbul ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ağırlık vereceğiz.

Türkiye genelinde ilköğretim okullarına ağırlık vereceklerini bildirdi:

-        Aslında ülkemizde genelde okullaşma oranı çok iyi. Ancak, imkan farklılıkları çok. İmkan farklılıklarını minimize edeceğiz.

Okul öncesi eğitimin önemi üzerinde yıllardır duruluyor, öğrenci sayısı 300 binlerden 1.3 milyona yükseliyor ama devletin anaokulu açmada çok gerilerde kaldığı ortaya çıkıyor.

İstanbul’da özel eğitim kurumlarına ait anaokulu sayısı bin 538’e ulaşırken devletin 157’de kalması bu “geride kalmışlığı” açıklıkla ortaya koyuyor.

Müfredat tek başına eğitimde sorunu çözmüyor

MİLLİ Eğitim Bakanı Mahmut Özer, ilkokul öğretmenlerine yönelik ciddi eğitim programlarını devreye alacaklarını belirtti:

-        Müfredatı değiştirmek, daha iyi, döneme uygun hale getirmek tek başına eğitimde istenen iyileşmeyi sağlamaya yetmiyor.

Cari açık örneği verdi:

-        Türkiye’nin en önemli problemlerinden biri cari açık değil mi? Okullara “cari açık” dersi koysak, cari açık kapanır mı? Ancak, gerekli ekonomik önlemlerle cari açığın kapanması sağlanabilir.

Yaşlı nüfusta eğitim seviyesinin çok düşük olduğunu vurguladı:

-        Ailelerin eğitimine de katkı vereceğiz. Açık ortaokul ve açık lise devrede olacak. Ayrıca meslek edindirme kursları da ailelerin eğitimi için kullanılacak.

Türkiye’de ortalama eğitim düzeyinin son durumunu merak ettim, paylaştı:

-        Ortalama eğitim süresi 8-9 yıla çıktı ama hâlâ yetersiz.

Eğitim sistemini güçlü kılan öğretmendir 

MİLLİ Eğitim Bakanı Mahmut Özer, eğitim sisteminde öğretmenlerin önemi üzerinde durdu:

-        Eğitim sistemini güçlü kılan öğretmendir. Öğretmen kadrosu güçlü ise eğitimde de güçlü olursun.

Türkiye’de 1.2 milyon öğretmenin görev yaptığını belirtti:

-        Öğretmenlerimizi sistematik şekilde eğitime alacağız.

Öğretmenlerin eğitimiyle ilgili şu ana başlıkları sıraladı:

  • Öğretmenlerimiz mesleki gelişim eğitimi görecek. Bir anlamda meslekleriyle ilgili sürekli güncellenecekler.
  • Liderlik eğitimi verilecek. Öğretmenin sınıfta hakimiyeti sağlamasında liderlik yönünün güçlü olması önemli.
  • Dijital okur-yazarlık konusu günümüzde çok öne çıktı. Öğretmenlerimize dijital okur-yazarlık eğitimi de verilecek.

Öğretmenlerin eğitime alınmasının önemini ortaya koymak için şu noktanın altını çizdi:

-        Kıdemi 20 yıl olan bir öğretmenle 5 yıl olan arasında başarı farkı var. Kıdemli öğretmenlerimizin daha başarılı olduğunu görüyoruz.

Öğretmenlerin mesleği bir anlamda eğitim sistemi içinde öğrendiklerini kaydetti:

-        Dolayısıyla öğretmenlerin eğitiminde meslekte yeni olanlara ağırlık vereceğiz.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da genellikle yeni öğretmenlerin görev yaptığına işaret etti:

-        Sözleşmeli öğretmen alırken Doğu ve Güneydoğu’da görevi de zorunlu kılıyoruz.

Öğretmenlerin eğitiminin Nabi Avcı’nın Milli Eğitim Bakanlığı döneminde uygulamaya girdiğini anımsattı:

-        Ancak, hedeflediğimiz düzeyde bir öğretmen eğitimi sistemi oturtulmamış.

 850 bin sınıf var

MİLLİ Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Türkiye’de toplam 70 bin 320 okul binasının hizmette olduğunu belirtti:

-        Devlete ait okul sayısı 57 bin 108.

Bu sayıya okul öncesi eğitim, temel eğitim ve orta öğretimin dahil olduğunu kaydetti:

-        Ülkemiz genelindeki okulların toplam 850 bin sınıfı var.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar