Fiyat istikrarını komiteler değil merkez bankaları sağlar

Servet YILDIRIM
Servet YILDIRIM Ekonominin Halleri servet.yildirim@dunya.com

Komiteler yoluyla istikrarı sağlamak sık başvurulan yöntemlerden biridir ama söz konusu olan fiyat istikrarı olduğunda umulan faydayı sağlar mı, emin değilim. Komitelerin istikrara belli ölçüde katkısı olabilir ama fiyat istikrarının sağlanamamasında asıl neden “komitesizlik” değil ekonomik büyüme, istihdam artışı ve fiyat istikrarı gibi hedeflere ulaşabilmek için kararlar alan ve oluşturulan para politikasının uygulanmasından sorumlu olan Merkez Bankası’nın istikrarı sağlayacak şekilde çalıştırılamamasıdır.

Geçmişte bazı komite deneyimlerimiz oldu. Mesela bundan 11 yıl önce finansal istikrarı sağlamak için Finansal İstikrar Komitesi’ni kurmuştuk. Amaç finansal sistemin tamamına bulaşabilecek sistemik riskleri belirlemek, izlemek ve azaltmak için tedbirleri saptamaktı. O zaman Türkiye için önemli bir adım olduğunun altı çizildi ama o tarihten sonra finansal istikrarsızlık yaşadığımız dönemler oldu. Komite bu dalgalar karşısında nasıl bir rol oynadı bilemiyoruz.

2014 yılı Aralık ayında ise Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi kuruldu. Amaç gıda ve tarım ürünleri piyasalarını yakından izlemek ve gerekli tedbirleri almaktı. Ancak o tarihten sonra da gıda fiyatlarında manşet enflasyonun üzerinde artışlar ve büyük oynaklıklar olmaya devam etti.

Son örnek ise kuruluşu dün ilan edilen Fiyat İstikrarı Komitesi’ydi. Kuruluş amacı olarak “Para ve maliye politikaları arasındaki eşgüdümü gözetmek suretiyle fiyat istikrarını sağlamaya yönelik yapısal politika önerileri geliştirmek. Fiyat istikrarını tehdit eden riskleri izleyerek alınması gereken tedbirleri belirlemek ve ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından uygulanmasını sağlamaya yönelik kararlar almak. Kamu tarafından belirlenen ya da yönlendirilen fiyatların, fiyat istikrarı odağında uygulanmasını sağlamaya yönelik kararlar almak" denildi.

Komite Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın koordinasyonunda, Hazine ve Maliye Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Tarım ve Orman Bakanı, Ticaret Bakanı, Strateji ve Bütçe Başkanı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı’ndan oluşacak.

Bu komite, amacı olan fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine ve sürdürülmesine katkıyı sağlayabilecek mi göreceğiz. Ancak kurulan bu komitelerin hepsinin ortak yönü aslında Merkez Bankası’ndan rol almaları.

TCMB’nin Merkez Bankası Kanunu ile düzenlenen görev ve sorumlulukları, 5 temel alana ayrılmaktadır: Bunlardan ilki fiyat istikrarının sağlamasıdır. Üstelik bu temel amaçtır. Fiyat istikrarı ile ekonomik kararlarda dikkate almayı gerektirmeyecek ölçüde düşük bir enflasyon oranı kastedilmektedir.  Merkez Bankası, bu amaç doğrultusunda uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı araçları doğrudan kendisi belirler, bir başka deyişle araç bağımsızlığına sahiptir. İkinci görev ve sorumluluk alanı ise finansal istikrarın sağlanmasıdır. Bu destekleyici amaç özelliğine sahiptir. Bu kapsamda Banka, Türkiye’deki finansal sistemin istikrarı için para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici önlemleri almakla sorumludur. Diğer alanlar ise döviz kuru rejiminin Hükûmet ile birlikte belirlenmesi, biçimlendirilmesi ve uygulanması; banknot basma ve ihraç edilmesi ile ödeme sistemleridir.

Dolayısıyla hem fiyat istikrarı hem finansal istikrarın sağlanması için temel organ Merkez Bankası’dır. Eğer amaçlanan bu alanlarda istikrarın sağlanması ise öncelikle Merkez Bankası’nın istikrara yönelik para ve kur politikalarını belirlemesi ve belirlenen politikayı rahatça uygulamasına imkan verilmesidir. Türkiye’de istikrarının önündeki asıl sorun bu işleyişin sağlanamamış olmasıdır. Eğer yasal olarak fiyat istikrarını sağlamakla görevlendirilen merkez bankası bu görevi gerçekleştiremiyorsa, bir değil beş komite de kurulsa fark  etmeyecektir; aynı geçmişteki komite örneklerinde olduğu gibi.

Para politikası; ekonomik büyüme, istihdam artışı ve fiyat istikrarı gibi hedeflere ulaşabilmek için paranın elde edilebilirliğini ve maliyetini etkilemeye yönelik olarak alınan kararlardır. Ve uygulanmasından sorumlu kuruluşlar merkez bankalarıdır. Dolayısıyla sorun, “komitesizlik” değil Merkez Bankası’nın istikrarı sağlayacak şekilde çalıştırılamamasıdır.

Türkiye 2001 yılında 1211 sayılı Kanun’da değişiklikler yaparak Merkez Bankası’nı güçlendirmiş ve bağımsızlık kazandırma yolunda önemli adımlar atmıştı. TCMB’nin hükûmetlerin maliye politikalarını destekleyen, kamunun finansman ihtiyacını karşılayan bir kaynak niteliğinde olmasının önüne geçilmişti. Bütçe açıklarının TCMB kaynakları kullanılarak parasallaşması engellenmişti. Başkan ve başkan yardımcılarının görev süreleri, atanma ve görevden ayrılma koşullarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştı. Siyasi etkiden bağımsız olmaları güvence altına alınmak istenmişti. Para politikası karar alma sürecinin de kurumsallaşması hedeflenmiş ve para politikası ilke, strateji ve hedeflerinin belirlenmesinden sorumlu Para Politikası Kurulu kurulmuştu. Bağımsızlık sağlanırken, hesap verme sorumluluğu da beraberinde getirilmişti. Çok önemli bir reformdu; ancak zaman içerisinde atılan geri adımlarla ve siyasi müdahaleler ile geriye dönüş yaşandı. Normal koşullarda 2016 yılından bugüne olan 5 yıl içinde bankanın beş yıllık görev süresi olan bir başkan tarafından yönetilmesi gerekirken; görevden almalar sonucu 5 ayrı başkan görev yaptı.  Bu bile bize asıl sorunun ne olduğunu anlatmıyor mu?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar