10 °C
Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

Fiyatlar nasıl düşecek?

Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları bu sene finansal piyasalara müthiş destek verdi. Fed üç kez faizi indirdi. Avrupa Merkez Bankası (AMB) yeni bir parasal genişleme programı açıkladı. Japonya Merkez Bankası (JMB) zaten negatif olan politika faizini daha da düşürebileceğini belirtti. JMB’nın yıllık 750 milyar dolarlık tahvil alım programı devam ediyor. JMB başkanı Kuroda, bu rakamın gerekirse artırılabileceğini söylüyor. Öyle bir piyasa ortamı oluştu ki, olumsuz haberler pozitif fiyatlanıyor. Çünkü yatırımcılar, etkili merkez bankalarının en azından sözlü yönlendirme ile müdahale edeceklerine inanıyorlar.

Döviz piyasalarındaki oynaklık (volatilite) seviyeleri deyim yerindeyse yerlerde sürünüyor. Borsa endekslerinin oynaklıkları da çok düşük. Volatilitenin bu kadar zayıf olduğu piyasa ortamlarında riskli varlıklara olan ilgi artar. Küresel yatırımcılar getiri peşinde koşar. Yüksek faiz sunan para birimleri avantaj kazanır. Zaten psikoloji öyle bir hâl aldı ki, fiyatlardaki geri çekilme hareketlerinde hemen alım yapılıyor. Bu yıl Dünya’da yayımlanan yazılarımda, ‘‘Küresel piyasalardaki olumlu hava devam edebilir. Küresel yatırımcılar gidecek pazar arayacak. İç ve dış politikadaki gelişmeleri iyi yönetirsek daha fazla yatırım çekebiliriz’’ vurgusunu yaptım. Yılın ilk altı ayını seçim atmosferinde geçirdik. Ama doğrudan yatırımlar, ama portföy yatırımları bu zaman diliminde istediğimiz ölçüde olmadı. Doğrudan yatırımlar 2012’den beri düşük gidiyor. Sıcak para konusunda geçtiğimiz yıllarda fazla bir sorun yaşanmadı. Yüksek getiri sunan Türk Lirası (TL) cinsi varlıklara her zaman ilgi oldu. Yayımlanan son verilere göre, portföy yatırımları hâlâ istenilen düzeyde gözükmüyor. Böyle bir dış piyasa ortamında, yüksek getiri sunan TL cinsi varlıklara daha fazla giriş olmalıydı.

Türkiye ile aynı kategorideki ülkelere yoğun para girişlerinin olduğu gözleniyor. Aslında borsa endeksimizin, tahvil fiyatlarımızın, döviz kurlarının bulunduğu seviyeler fena değil. Demek ki, yabancı yatırımcıların Türkiye algısı biraz güçlense, daha pozitif bir fiyatlama olur. Tabii başta hisse senetleri olmak üzere, finansal varlık fiyatlarındaki yükselişlerin ekonomik temellere dayanmasını isterim. Hisse senetlerinde bugünkü hava, altın fiyatının 2011’deki yükseliş periyodunu anımsatıyor. Merkez bankalarının parasal genişleme programlarının yüksek enflasyon yaratacağı beklentisiyle, 2011’de altın fiyatı hızla 1900 doların üzerine çıkmıştı. Altın fiyatının tek yönlü bir yola girdiği düşünülüyordu. Sonuç hüsran oldu. 2020 için risk faktörlerini önümüzdeki haftalarda değerlendireceğim.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap