Fiyatları fahiş olsa perakendenin kârı yüzde 1.5’te kalır mı?

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

SON günlerde gündeme gelen, odağına büyük zincir marketleri alan “fahiş fiyat” konusunda bilgi birikimine çok güvendiğim bir uzmanın araştırması elime ulaştı.

Araştırmada öncelikle Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) irdelendi:

- ÜFE, yüzde 45.52’ye ulaşmışken, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 19.25 düzeyinde bulunuyor. Yani, üretici fiyatları anında tüketiciye yansımıyor. Bunda perakende sektörü ile üreticilerin ortak çabasının büyük payı var.

Temel gıda fiyatlarına etki eden girdi maliyetlerine dikkat çekildi:

- Hammadde, döviz kuru, elektrik, doğalgaz, lojistik, ambalaj başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış, büyük- küçük tüm üreticileri fiyat artışına zorluyor.

Perakende penceresinden bakılarak şu yoruma varıldı:

- Organize perakende, girdi maliyetlerinin üretici ve kendisi üzerinde yarattığı baskılara rağmen yüksek enflasyona direnç gösteriyor. Yani, enflasyonun daha da yükselmesine karşı kalkan görevi görüyor. Bu durum ÜFE ve TÜFE arasındaki farktan açıkça görülüyor.

Ardından başta bakkallar olmak üzere, küçük esnafın organize büyük perakendecilere yönelik yakınmaları anımsatıldı:

- Küçük esnaf organize perakende ile ilgili eleştirilerinde sıklıkla, “Büyüklerin uyguladığı düşük fiyatlarla rekabet edemiyoruz” yakınmalarına tanık oluyoruz.

Türkiye’de 191 bin 454 geleneksel mağaza olduğunun altı çizildi:

- Ülkemizde geleneksel mağaza sayısı, Avrupa ülkelerinin 4-5 katı büyüklüğe sahip. Küçük esnafın organize perakendeye yönelik “düşük fiyat” yakınması, bugünlerde yöneltilen “fahiş fiyat” iddialarıyla tezat oluşturuyor.

Bu noktada Merkez Bankası’nın TÜİK ile yaptığı “2020 Sektör Analizi” nden alıntıya yer verildi:

- Türkiye’deki 532 bin firmanın net kârının satışlarına oranı ortalama yüzde 3.7 düzeyinde bulunuyor.

Perakende sektöründe ise bu oran yüzde 1.5’te kalıyor. Perakende sektöründe kâr marjlarının düşüş nedenleri de mercek altına alındı:

- Bir yandan iklim değişiklikleri, afetler, mevsimsel olarak değişen mal tedarik zorlukları, diğer taraftan operasyonel maliyet artışları perakendecilerin kâr marjlarını geriye çekiyor.

Uzmanın araştırmasında şu noktaya özellikle dikkat çekildi:

- Bütün organize perakende sektör verileri şeffaf, tüm yetkili kurumlarca ulaşılabilir, açık ve tümüyle kontrol edilebilir durumda bulunuyor.

Uzmanımız bir başka araştırmadan şu bilgiyi aktardı:

- Zincir marketler arasında da bir ayrım söz konusu. Son 10 yılda “indirim market” iddiasıyla devreye girip, hızla büyüyenler oldu. Onların devreye girişinin yarattığı rekabet organize perakendede fiyatları aşağı çeken etki oluşturdu.

Yüzde 1.5’lik kâr marjı, organize perakendedeki fiyatların fotoğrafını ortaya koyuyor.

Ortada organize perakende kaynaklı “fahiş fiyat” olsa, kâr marjları yüzde 1.5’te kalır mı?

Rekabet, dünyada temel ürünlerde ‘aynı fiyat’ uygulamasına yol açıyor

PERAKENDE sektörünü iyi bilen uzman arkadaşım, zincir marketlerde özellikle temel ürünlerde birebir aynılaşan, “anlaşmalı fiyat belirledikleri” iddialarına yol açan konuyu da dünyadan örneklerle inceledi.

Bana gönderdiği araştırmaya İngiltere’den, ABD’den, Fransa’dan örneklere de yer verip, şu saptamayı yaptı:

- Belli başlı indirim mağazaları ve süpermarketlerde makarna, sıvıyağ, un, şeker, süt, yumurta, deterjan gibi temel ürün ihtiyaç grupları için, yoğun rekabet ortamında tüm marketler en dipte fiyat uygulamaya çabalar.

Tüketicinin marketleri dolaşıp, söz konusu ürünlerin en uygun fiyatlı olanını bulup alışverişini gerçekleştirdiğini belirtti:

- Bu nedenle zincir marketler, mağazadan içeri giren tüketicinin alım gücüne göre eli boş çıkmaması, kendi bütçesine uygun bir alternatifi mutlaka bulabilmesi için çaba gösterir.

Dünyadan örneklere döndü:

- Temel ürünlerde en dipte fiyat aynılaşması, sağlıklı yoğun rekabetin sonucudur ve tüm dünyada geçerlidir.

İngiltere’den marketlerdeki farklı marka un fiyatlarını sıraladı:

ALDI: 0.45 pound SAINSBURY’S: 0.45 pound

OCADO: 0.45 pound

TESCO: 0.45 pound

ASDA: 0.45 pound

Fransa’dan 3 ayrı marketten un fiyatlarına işaret etti:

AUCHAN: 0.48 Euro

CARREFOUR: 0.45 Euro

E.LECLERC: 0.44 Euro

İngiltere’den “Silver Spoon” markalı şekerin farklı marketlerdeki fiyatlarını toparladı:

- Tesco, Ocado. Morrisons, Asda ve Waifrose adlı marketlerde “Silver Spoon” markalı şekerin fiyatı aynı: 0.65 pound

ABD’den de süt fiyatlarını örnekledi:

WALMART: 1.91 dolar

ALDI: 1.99 dolar

FOOD4LESS: 1.99 dolar

BRISTOL FARMS: 1.99 dolar

Ardından ekledi:

- Görüldüğü gibi ister sınırlı sayıda ürün sunan indirim marketleri, ister çok çeşit sunan süpermarketler olsun, temel ürünlerde fiyat aynı veya kuruş mertebesinde benzerdir.

Şu noktanın altını çizdi:

- Temel ürünlerde “dipte” aynılaşan fiyat, perakendeci ve üreticinin kazancına olmaz. Bundan tüketici kazançlı çıkar.

Meyve-sebze fiyatları konusundaki gözlemine vurgu yaptı:

- Meyve-sebze gibi taze ürünlerde fiyat benzeşmesi, mevsiminde ve ürünün bollaştığı dönemler için geçerli oluyor.

Gıda perakendesi 500 milyar lirayı aşıyor

PERAKENDE sektörünü yakından bilen, son günlerdeki tartışmalar üzerine yaptığı araştırmayı benimle paylaşan uzman arkadaşım şu verileri de ortaya koydu:

Bugünlerde “fahiş fiyat” iddialarının odağında olan ilk 5 market Euromonitor’ün verilerine göre pazardan yüzde 28.5 pay alıyor. Pazarın büyük çoğunluğu, 400 yerel zincir ve 160 bin bakkal ile benzeri mağazalardan oluşuyor.

Euromonitor’ün verilerine göre 2020 yılı itibariyle Türkiye gıda perakendesi pazarının büyüklüğü 500 milyar lirayı aşıyor.

Türkiye perakende sektöründe yaklaşık 2 milyon kişi çalışıyor. Tüm kategoriler dahil olmak üzere organize perakende alanında doğrudan istihdam 900 bini buluyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar