Fon soruşturmasında yanıt bekleyen sorular
Bugün sanayinin durumunu ele almayı planlamıştım. Temmuzda sanayi üretim endeksi önceki aya kıyasla yüzde 1 geriledi. Sanayi çok uzun süredir (meslektaşım ve dostum Haluk Tükel’in hesabına göre 52 aydır) uzun dönem büyüme hızının altında çok düşük bir düzeyde seyrediyor. Neden böyle olduğunun anlaşılması sorunların teşhisi ve çözüm yollarının tasarlanması için hayati önemde. Ama öte yandan ekonomik gündem son 10 gündür fon konusuyla yatıp kalkıyoruz. Finans piyasaları uzmanlık alanım değil. Buna karşılık bir taraftan da Türkiye ekonomisine dair her hafta bu köşede düşüncelerini paylaşan bir iktisatçı için sadece basit bir konudan ibaret olmayan bu kadar önemli bir olayı es geçmek de beni rahatsız ediyordu. Sonunda Oksijen Gazetesinin “Madoff Ponzi’sinde batan paralar nasıl kurtarıldı” başlıkla yazısını okuyunca benim gibi herkesin merak ettiği ama yanıtların henüz belli olmadığı soruları içeren bir yazı yazmaya karar verdim. Sanayiye sonra bakarız.
10 lira birkaç ayda nasıl 100 hatta 500 lira olur?
Tasfiye sürecine giren 130 fonun ortak özelliği anladığım kadarıyla topladıkları paralarla aldıkları hisse senetlerinin değerlerini kat be kat arttırmaları. Böylece pasifinde 100-200 milyon lira ile başlayan bir fon aylar içinde aktifinde kâğıt üstünde birkaç milyar lira biriktiriyor. Olayın patlak verdiği günden itibaren ilk ve en çok sorulan soru, Borsa yönetiminin ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun bu hisse manipülasyonlarını görmemeleri mümkün olmadığına göre neden müdahale etmedikleri. Bu sorunun henüz resmi yanıtı yok. Bu soruya bağlı olarak aklımı kurcalayan ve izlediğim kadarıyla sorulmayan başka bir soru daha var. Nasıl oluyor da Borsaya kayıtlı kimi hisseler bu kadar kolaylıkla kısa sürede 15-20 kat değer kazanabiliyor? Manipülasyona bu kadar açık hisselerin firmaları nasıl oluyor da SPK denetiminden geçebiliyor? Eğer Borsa’nın uğradığı büyük güven kaybı giderilecekse bu soru mutlaka yanıtlanmalı ve halka açılma kuralları sıkılaştırılmalıdır.
Fonlara yatırılmış olan paraların akıbeti
Şu sıralar çok konuşlan bir diğer soru göz kamaştıran kazançlar elde etmek amacıyla fona yatırılan paraların ne ölçüde geri alınacağı. Esasen fona para yatıranlar iki gruba ayrılıyor. 1) Yatırdığı parayı tam zamanında yani olayın patlak vermesinden kısa bir süre önce misliyle geri alanlar, 2) Paralarını kaptıranlar. Tasfiye giren fonlara çok büyük miktarlarda, yüz milyonlar mertebesinde, para yatırıp milyarlarca parayı çekip cebe indirenler ne kadar masum? Evet, fon yasal ama elde edilen kazançların kaynağında yasal olmayan yollar var. Bu noktada Madoff tasfiyesi çok önemli bir çözüm sunuyor. Yazıda iki örnek var. En çarpıcı olanı Madoff’un kadim dostu Jeffry Picower. Bu şahıs 500 milyon yatırmış, zaman içinde de 7,2 milyar dolar çekmiş. Tasfiye ile görevlendirilen avukatlar mahkemeye başvuruyor. Mahkeme, Madoff fonunun bir Ponzi olduğuna karar veriyor ve şu hükme varıyor: “Dağıtılan kar veya getiriler Ponzi prensibinin parçasıdır…Dolayısıyla yatırımcının net varlığı yatırdığı paranın toplamından çektiği paraların toplamının düşülmesiyle hesaplanır”. Bu karar sayesinde yatırılan paranın üzerinde kazanç sağlayanlardan yasal yollardan aradaki farkın tahsilatının yolu açılıyor ve Madoff skandalının patlak vermesinden birkaç ay sonra yüzme havuzunda ölü bulunan Picower mirasçılarından milyarlarca dolar tahsil ediliyor. Bizde tasfiye işi Ziraat Bankası ile İş Bankası’na verildi. Bu kuruluşlar Madoff tasfiyesinden sorumlu avukatların izlediği yolu izleyip şeffafça davranabilecekler mi? Yarım milyona yakın yatırımcı var. Bunların ne kadarı ilk grupta yer alıyor? Bu isimler ve kazançları açıklanacak mı? Yoksa içerden bilgi sayesinde astronomik kazançlar elde edenlerin yanına bu kazançlar kar mı kalacak? Paraları batanlara gelince. Her santimin etkili bir şekilde peşine düşüldüğü Madoff tasfiyesinde (Madoff’un şahsi eşyaları dahil) yatırımcıların 17,5 milyar dolarlık talebinin 15,5 milyar doları ödenmiş. Büyük başarı. Bizim fon olayında eğer kayırmalar, iltimaslar devreye girerse ne yazık ki anaparanın çok azı ödenebilecek. Girmez ise yatırılan parayı geri alma oranı bu tasfiyeden sorumlu kurumların ne kadar hakkaniyetle ve tavizsiz davranacağına bağlı olacak.