Fonlarda neden dolarizasyon artıyor?

TEFAS verilerini kullanarak menkul kıymet yatırım fonla­rı ve emeklilik fonlarındaki yatı­rım eğilimlerini izlemek amacıyla bir veri seti oluşturduğumuzu ön­ceki yazılarımda belirtmiş ve bul­gularımızı paylaşmıştım.

Veri setinin oluşturulma yön­temine yeniden değinmeyeceğim; ancak iki önemli değişiklik yaptı­ğımızı vurgulamak isterim.

TEFAS raporlamasında repo işlemleri Türk lirası ve döviz ba­zında ayrıştırılmadan yayımlan­dığından, döviz cinsinden yatırım fonlarının gerçekleştirdiği repo işlemlerini döviz yatırımları içine dahil ettik. Önceden, repo işlemle­rinin tamamı TL olarak kabul edi­liyordu.

Ayrıca TEFAS fon dağılımında yer alan “yatırım fonları katılma payları” grubu, menkul kıymet yatırım fonlarının toplam büyük­lüğü ve yatırım payları hesapla­nırken hariç tutulmuştur. Bunun nedeni, bu grubun yatırım fonla­rının diğer yatırım fonlarına yap­tığı yönlendirmeleri temsil etme­si ve hesaplamaya dahil edilmesi durumunda fon büyüklüğünde çifte sayım (double counting) ris­ki oluşturmasıdır. Buna karşın, emeklilik yatırım fonlarında söz konusu grup hesaplamaya dahil edilmiştir.

Döviz payında artış

Analiz sonuçlarına gö­re, son dönemde her iki fon grubunda da toplam yatırımlar içinde döviz cinsi varlıkların payında artış gözlenmektedir.

Menkul kıymet yatı­rım fonlarında Ağustos sonunda %43 olan döviz payı, 10 Ekim itibarıyla %44.3’e yükselmiştir. Bu dönemde top­lam döviz yatırım tutarı 5.9 milyar dolar artarak 69.8 milyar dolara ulaşmıştır. Bu artışın yalnızca 1.6 milyar dolarlık kısmının değerli maden fiyatlarına endeksli varlık­lardan (tahvil, mevduat, fon) kay­naklandığı dikkate alındığında, altın fiyatlarındaki yükselişin et­kisinin sınırlı olduğu görülmekte­dir.

Fonlarda neden dolarizasyon artıyor? - Resim : 1

TCMB’nin faiz indirimlerine rağmen, TL mevduat payını artır­maya yönelik düzenlemeler ne­deniyle mevduat faizlerinin yük­sek seyretmesi, yatırım fonlarının portföy tercihlerine de yansımış­tır. Ağustos sonundan 10 Ekim’e kadar olan dönemde, TL repo tu­tarı 12 milyar TL azalarak 937 milyar TL’ye gerilerken, mevduat tutarı 93 milyar TL artarak 1.339 milyar TL’ye yükselmiştir. Aynı dönemde, hisse senedine yönlen­dirilen yatırım tutarı da 52 mil­yar TL artarak 650 milyar TL’ye ulaşmış, bu da yatırımcıların his­se senedine ilgisinin arttığını gös­termektedir. Emeklilik yatırım fonlarında da benzer bir eğilim gözlenmektedir.

Ağustos sonunda %41.6 olan döviz yatırımlarının payı, 10 Ekim itibarıyla %45.9’a yükselmiştir. Toplam döviz cinsi yatırım tutarı aynı dönemde 3.6 milyar dolar artışla 20.9 milyar dolara ulaşmıştır. Ancak bu grupta değerli maden yatırımlarının top­lam içindeki payı %38 gibi yüksek bir düzeydedir ve buradaki dola­rizasyonun büyük ölçüde altın fi­yatlarındaki yükselişten kaynak­landığını hesaplıyoruz.

Bankacılık düzenlemeleri zorluyor

Son dönemde özellikle menkul kıymet yatırım fonlarında gözle­nen dolarizasyon eğilimi, yatırımcı davranışlarındaki bir yönelim de­ğişiminden ziyade, TCMB’nin ban­kacılık sektörü düzenlemeleriyle ilişkili olabilir.

TCMB, 21 Haziran tarihli düzen­leme ile gerçek kişi TL mevduat payı %60’ın altında olan bankalar için hedef oranları artırmış, %60– 65 aralığında olan bankalar için ise aylık 0.4 puanlık artış hedefi getir­miştir. Bu doğrultuda bankalar, dü­zenlemelere uyum sağlamak ama­cıyla döviz mevduatlarını yatırım fonlarına kaydırma eğilimi göster­miş olabilirler. Buna karşın, mev­duatlardaki TL payı, döviz yatırım­ların yatırım fonlarına kaymasına rağmen, Ağustos sonuna göre 0.9 puan azalarak %59.8’e gerilemiştir. Mevcut enflasyon görünümü altın­da TL’leşme sürecinin doğal sınır­lara ulaşmış olabileceği görülmek­tedir. Bu nedenle, dolarizasyonu etkileyen temel faktörlerde ilerle­me sağlanmadan, bankaları TL pa­yını artırmak için daha fazla zorla­manın ne kadar fayda sağladığını tekrar değerlendirmek gerekmek­tedir.

Dalgalardan döngülere krizlerin anatomisi

Finans profesyonellerinin kıde­minin bir göstergesi, kaç krizi ya­şadığı ve bu krizler sırasında nasıl kararlar aldığıdır. Normalde ay­lar, hatta yıllar içinde gelişen olay­lar, bu dönemlerde bazen günler, hatta saatler içinde gerçekleşir ve kişinin, sorumlulukları ölçü­sünde doğru kararları alması bek­lenir. Bu tür dönemlerin öncesin­de hazırlıksız olan ve gelişmelere zamanında tepki veremeyen ku­rumlar için sonuçlar ağır olabilir.

Ekonomi tarihi, bu süreçlerin ka­zananları ve büyük kaybedenle­riyle doludur.Prof. Dr. Reha Yola­lan ve Dr. Mahmut Karayel’in yeni yayımlanan “Dalgalardan Döngü­lere Krizlerin Anatomisi” kitabını okurken bu konuları düşündüm. Geçmiş krizlerden edinilen tecrü­beleri yalın ve keyifli bir dille ak­tarmışlar. Bir sonraki krize hazır­lıklı olmak için okumakta büyük fayda var.

Fonlarda neden dolarizasyon artıyor? - Resim : 2

Yazara Ait Diğer Yazılar