Galip mi bu yolda mağlup?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Hani öyle bir savaşa tanık oluyoruz ki; haklısı haksızı bir yana dursun, 21. yüzyılda ve içinde bulunduğumuz şu çağda, yaşananları ne akıl alıyor, ne mantık, ne de insani duygular. Bugün 16.gününde olduğumuz savaşın bir galibi olacak mı sorusundan çok mağlubu olacak mı diye bakmak daha doğru geliyor bana. Ve aslında mağduriyeti son derece yüksek seviyelere ulaşmış olan Ukrayna halkının savaşın çoktan mağlubu durumuna geldiğini görebiliyoruz. Sonucu her ne olursa olsun; ölenler, yaralananlar, ülkesini terk edenler bu savaşın asıl mağlupları. Savaşın galibi var mı derseniz, bence yok ve olmayacak da.

Objektif bakmaya gayret ettiğimde, Rusya’nın kendi açısından haklı olduğu sebepler yok değil. Su yüzünde görünen en önemli gerekçenin kendi ülkesini NATO’ya karşı korumayı hedeflediğini belirtse de bu gerilimin tarihçesinin Orta Çağa kadar gittiğini söylemek gerekiyor. 1991 yılında Sovyet Birliği ardından Rusya, Ukrayna ve Belarus Bağımsız Devletler Topluluğu’nu kurdu. Rusya’nın bu birlik ile amacı hem nüfuzunu devam ettirmek hem de ucuz doğal gaz arzı yoluyla ülkeleri yeniden kendisine bağlayabilmekti. Fakat Belarus, Moskova ile yakın bir ittifak kurarken, Ukrayna yönünü giderek Batı’ya doğru çevirdi. Mevcut yönetimle yaşanan otorite boşluğu sonrası Rusya 2014’te Kırım’ı ilhak etti. Şimdi de Ukrayna için aynı düşünceyi yerine getirmek üzere aksiyonunu sürdürüyor.

Rusya’nın Sovyetler Birliği döneminden bu yana NATO’ya güvenmediğini söylemek mümkün. Sovyetler Birliği zamanında 1955'te komünist Doğu Avrupa ülkelerini bir araya getirerek NATO'ya karşı kendi askeri ittifakını, Varşova Paktı'nı kurdu. Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasıyla, eski Varşova Paktı üyelerinden bir kısmı NATO üyesi oldu. NATO'nun bugün 30 üyesi bulunmakta.

Rusya, ülkesi açısından haklı görünse de, yöntem olarak son derece haksız bir görüntü ortaya koymakta. Sivil halka önemli ölçüde zarar veren bir yöntem, hiçbir vicdanın kabul edebileceği bir durum değil. O yüzdendir ki, haklılığının da bir önemi kalmadığı gibi, dünya geneline verdiği zarar da Rusya’ya yönelik tepkileri arttırıyor. Petrol ve enerji fiyatlarına olan yansımaları, gıdada yarattığı enflasyon, arz zincirine verdiği tahribat, birçok firmanın Rusya’da faaliyetini dondurması dünyaya verdiği zararların başlıcalarını oluştururken, ülkemiz açısından bakıldığında bunların yanı sıra tekstil sektörüne ve turizmimizde açtığı yarayı şimdiden görebilmek mümkün. Geçen hafta TBMM Başkanı Sayın Mustafa Şentop’un özel bir kahvaltı davetine iştirak ettim; ekonomi ve gündemi birkaç arkadaşımız ile birlikte değerlendirmeye çalıştık, ancak savaşın etkilerinin birçok konunun önüne geçtiğini ve geleceği daha çok konuştuğumuzu itiraf etmeliyim. Görülen o ki, daha pandeminin etkileri bile üzerimizden kalkmadan savaşın, dış ticarete yön vereceğini ve yeni bir dünyaya hazırlanmamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Barış konusundaki girişimlerin bir an önce karşılık bulması en önemli temennimiz. Eminim tarih geriye dönüp bu savaşı sorguladığında, galibin mi mağlup, mağlubun mu galip olduğunu hatırlayamayacak bile.

Tekstile “Etik” damgası

Ülkemizin her zaman en önemli gündemlerinden bir tanesi olmuştur tekstil sektörü. Geçtiğimiz akşam, özellikle tekstil ve hazır giyimin ihracatçıları ve ihracatçı birlik başkanlarının da olduğu bir etkinlikte bir arada bulunduk. Sektörel dış ticaret şirketlerinin önemli bir oyuncusu olan Etik Dış Ticaret’in 20. yılı yemeğinde, hazır giyim başkan adayı ve mevcut başkan Mustafa Gültepe’nin geleceğe dair vizyonu beni son derece mutlu etti. Başta karbon ayak izinin azaltılması projesi olmak üzere, eğitime verdiği önem ve tüm gelişmelerin, hazır giyimin hak ettiği noktaya ulaşmasında ileriye daha fazla umutla bakmamızı sağlamış oldu. Açılış konuşmasını Etik Dış Ticaret adına Olcay Er’in yaptığı ve 400 yakın davetlinin yer aldığı gecede, Laleli İş Adamları Derneği Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’da söz alarak, savaşın esnaf üzerindeki olumsuz etkilerinden söz etti. Her şeye rağmen motivasyonlarını kaybetmediklerini ve geleceğe umutla baktıklarını belirtmesi mutluluk verici olsa da, belli ki belirsizlik gerek Laleli, gerekse Merter esnafı için biraz daha devam edecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Buyrun BDDK’dan yakın 01 Temmuz 2022
Enerjide kriz var 03 Haziran 2022
Ey halkım, arz ederim 20 Mayıs 2022