Gecekondulaşma

Muhterem İLGÜNER
Muhterem İLGÜNER MARKA ŞEHİR; Gün Bugün!

Anlamı pek muteber olmasa da güzel bir Türkçe; akşam yatağa gidiyorsun orada bir şey yok sabah bir kalkmışsın orada bir yapı var! Gece kondurmuşlar! İngilizcesi “squatt” kelimesinden türüyor; anlamı “çökmek”. Biz bu tabire mafya jargonundan alışığız. “Gecekondulaşma, gecekondu sahibinin sahip olmadığı, kiralamadığı veya yasal olarak kullanma izninin olmadığı, terk edilmiş veya kullanılmayan bir araziyi veya genellikle konut olan bir binayı işgal etme eylemidir” diyor açıklamalar.

Alexander Vasudevan’ın güzel bir kitabı var; “Kısmen Bağımsız Şehir; Gecekondulaşmanın Tarihi”. Yazar kitabında gecekondulaşmayı şöyle tarif ediyor: “ Neoliberalist şehirleşmeye köklü bir seçenek ve şehrin paylaşılmış basireti”.  Burada “basiret” kelimesi üzerinde biraz durmak isterim. TDK’ya göre kelimenin anlamı şöyle: “Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon”. Özetle, şehir yönetimlerinden, belediye başkanlarından tam da beklenen, işte bu! A. Vasudevan demektedir ki: “Eyy, gelmiş – geçmiş belediye başkanları! Eğer şehrin gecekondulaşmışsa bu senin basiretsizliğinin eseri. Gelişmeleri tam okuyamadığın, tedbirleri zamanında almadığın için oldu bütün bunlar!”

Birleşmiş Milletler’e göre dünya genelinde 1 milyardan fazla insan gecekondularda yaşıyor. Yani 8 kişiden biri! Gecekondulaşma özellikle 60’lı yılların sonu ve 70’li yılların başında gelişen bir akım; bir şehir gerçeği. Sadece boş bir alan üzerine göz açıp kapayıncaya kadar barınacak bir yer inşa etmekle kalınmıyor, şehirlerde kullanılmayan binaların işgali ile de gerçekleşiyor. Bu konuda en çarpıcı örnek Kopenhag şehrinde yaşanmış.

1 Mart 2007 günü Kopenhag polisi şehrin gecekondulaşma hareketinin merkezi kabul edilen Ungdomshuset (Gençlik Merkezi) için harekete geçer. Yıllarca boş kalan bu bina 1982 yılında bir grup genç konducunun buraya yerleşmesi ile zaman içerisinde bir buluşma noktasına, işçi hareketi üssüne ve 1910 yılında Dünya Kadınlar Günü’nün ilan edildiği yere dönüşür. Geçen süre içerisinde konducu gençler binada bir kafe, bir kitapçı, bir küçük baskı atölyesi, kayıt stüdyosu ve çorba mutfağı kurar. Bina 2000 yılında bir hristiyan organizasyonun mülkü olunca da o andan itibaren sağcı politikacıların nefret söylemlerinin konusu haline gelir ve tahliyesi için yasal savaş başlatılır; “sizi gidi işgalciler sizi!”. Uçak kazası müdahale aracı ile binaya gelen polis kapı ve pencerelerin içeriden açılmasını önlemek için çabuk sertleşen köpükle kapatır, helikopterle taşınan seçkin anti terör timi çatıya indirilir. Durumun duyulması ile birlikte şehirde protesto hareketleri başlar ve tam altı gün boyunca sürer. Polis gözyaşı bombası kullanır, olaylar Danimarka televizyonları tarafından canlı yayınlanır, tutuklananları yerleştirmek için hapishanelerde yer boşaltılır. Tüm bu üstün gayretler sonrası bina boşaltılır ve üzerinden onca yıl geçmesine rağmen halâ boş durur.

Benzer görüntülerden yüzlercesini eskiden Yeşilçam filmlerinde şimdilerde televizyonlarda haberlerde izleyen bu ülke insanı için gecekondulaşma çok tanıdık bir olgu. İlk hareketin 1930 yılında başladığı ve bununla mücadele için ilk yasanın da 1948 yılında yayınlandığı biliniyor. “Geleceğimizi karartan çarpık şehirleşme” olarak tanımlanan gecekondulaşma konusunda sosyal bilimciler tarafından onlarca kitap, yüzlerce makale yazılmıştır mutlaka. Ne olsaydı nasıl olurdu sorusunun cevabını en iyi siz sevgili okuyucular vereceksiniz.

Haftanın Mahallesi: FAVELA, RIO DE JANERIO

Dünyanın bu en ünlü gecekondu bölgesi FAVELA’da ilk yerleşim (çökme!) 1897 yılında Canudos Savaşı sonrası şehre dönen gaziler tarafından gerçekleşmiş. Savaş Bakanlığı tarafından savaştan dönenlere aileleri ile birlikte favela bitkisi (cnidoscolus quercifolius) ile kaplı bu boş tepeye yerleşme izni verilmiş.

Sonraları iş bulma umuduyla şehre göç edenlerin yerleştiği bu mahalle büyümüş, aynı adı taşıyan mahallelerin sayısı artmış ve bugün 1,5 milyon kişinin yaşadığı (Rio nüfusunun yaklaşık %23’ü) bir bölgeye dönüşmüş. Sıklıkla polis tarafından baskına uğrayan bu mahalleler aynı zamanda bir turistik cazibe merkezi. Düzenlenen turların kişi başı fiyatı 35 dolar. 2002 yılında Oskar kazanan “City of God” filmi ile daha da ünlenen bölgenin önemli ziyaretçileri olmuş; Barrack Obama, Papa Francis, Will Smith, Kanye West, Kim Kardashian gibi.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kişiselleştirme 28 Eylül 2022
Yetmedi mi? 21 Eylül 2022
Zenginleştirmek 14 Eylül 2022
Becerikli şehirler 07 Eylül 2022
Tren istasyonları 31 Ağustos 2022
Yaratıcı endüstriler 24 Ağustos 2022
Zamana yenik düşmemek 10 Ağustos 2022
Markanın şehirleşmesi 03 Ağustos 2022