Geleceğin lüksü Chanel değil, bir yudum su, damlası 100 dolar

Türkiye son 40 yılın en yağışlı yılını yaşıyor. Barajlar tıka basa su dolu. Tahılda yüksek bir rekolte beklerken, 4 Mayıs’a kar, fırtına ve hor­tumla uyanan Şanlıurfa, Gaziantep, Adana, Mer­sin, Afyon, Ankara gibi pek çok ildeki üreticiler tarımsal felaketle karşı karşıya. Yaşananlar kur­gu değil, kıyametin erken uyarı sistemi.

Hidrolojik kuraklık sürüyor

Meterolog Hüseyin Öztel’e göre “yağmurla­ra çok sevinmemek lazım, Temmuz ayında aşırı sıcaklıklar barajları boşaltabilir.” Bugünün yağ­murları, kıtlık riskini gizleyen bir illüzyon. Uz­manlara göre “2050’nin sofrası karanlık. İklim giderek yönetilmesi çok zor ve pahalı bir değiş­ken olarak karşımıza çıkıyor. Öztel, “Türkiye şu anda mevsim normallerinden 12 ile 15 derece daha soğuk bir hava yaşıyor. Kuzey Avrupa ve Al­manya çevresinde hava 30°C’ye kadar ısındı.”

“Örnek olacak bir 48 saat geçirdik”

Öztel “gelecekte sıklıkları ve şiddetleri artarak yaşayacağımız hava olaylarının içindeyiz. Tek­noloji geliştikçe, zaman ilerledikçe tahmin tu­tarlığının artmasını beklenirken, 20 dakika son­rasına dair bile kesin tahmin yapılamayan hava olayları yaşıyoruz” diyerek gelecekte tarımda kullanılan erken uyarı sistemlerinin işlevsizliği­ne dikkat çekiyor.

2050’de gıda üretmek çok pahalı

2050’de açık havada gıda üretmek çok daha pahalı olacak. Açık alanda üretilen her gıda ar­tık altın kadar değerli, uğruna savaş çıkarılacak kadar stratejik. 2050’de gıdanın önemli bölümü artık toprakta değil fabrikalarda üretilecek. Daha fazla su, daha fazla enerji ve elbette daha yüksek fiyat ile. Örtü altında yetiştirilen bakliyatların besin değeri çeşitli fermantasyon teknolojileriy­le yükseltilip düşük gelirli bireylere hap olarak dağıtılacak.

2050’de tarım sigortası yok

Doğanın öfkesi karşısında sigorta bile artık çö­züm değil. ABD ve Avustralya gibi pek çok ülke­de risk pirimi yüksek olması nedeniyle artık ba­zı tarım ürünleri sigorta kapsamı dışına çıkarılı­yor. Çiftçinin tek başına tarım yapması çok zor. Ya devlet koruyacak ya da gıdayı devlet üretecek. Tüm dünya su kaynaklı gıda krizine dikkat çek­mek amacıyla yaratıcı kampanyalar yapıyor. On­lardan biri “Drop Store.”

Su kıyameti suyun sadece azlığıyla ilgili değil, zamansız, fazla üretilen her su da kıyamet alame­ti. Hollanda Krallığı ve Dışişleri Bakanlığı, suyun ve gıdanın lüks olacağı bir geleceğe dikkat çek­mek amacıyla, “pizzanın hap şeklinde yendiği, bir çay kaşığı suyun 198 dolara satıldığı distopik bir geleceğin sergilendiği bir kampanya hazırla­dı. Kampanya kapsamında kurulan Drop Store mağazasında hap şeklindeki pizza 163 dolar, beş tane pirinç 89 dolar, bir damla su 100 dolar.

Susamak çok pahalı

Amazon verilerine göre 2025’de tüm dünyada en çok metal su şişesi, hızlı ramen ve su satıldı. Suyun varlığı bereket, yokluğu ölüm. Ziraat yük­sek mühendisi Canan Yılmaz’a göre “su susarsa hayat susar.”

Kendi kendini besleyebilen kentler çağı

İklimdeki belirsizlikleri yönetmenin gıdada arz talep dengesini korumanın yolu kentlere ku­rulacak dikey tarım farikalarında. Mc Kinsey’e göre Singapur’un 2030 vizyonunda gıdaların yüzde 30’unu kentlerdeki dikey tarım fabrika­larında üreterek gıdada dışa bağımlılığı azaltma var. Sao Paulo gıdayı yüzde 97 oranında geri dö­nüştürecek. Tüm bunlar şimdilik senaryo, yarın gerçek.

Yağmur teknolojisi tarımı doyurabilir mi?

“Yağmurlarımızı İsrail çalıyormuş” komplo­suna inanmayan yok. ASELSAN, “yapay yağ­mur için çalışacak bulut tohumlama uçağı geliş­tirmeye yönelik tedarik sözleşmesi imzaladığını duyurdu. Sistem ile mevcut yağmur bulutların­da yüzde 5 ile yüzde 20 arasında yağmur artışı sağlanabiliyor. Öztel’e göre, “BAE, Çin gibi ülke­lerin denediği bulut tohumlama operasyonları, aranan verimi sağlamaktan hala uzak, yöntemin doğaya çeşitli zararları var. Bulutlara ve hava olaylarına yön vermek fiziksel olarak imkânsız.

Bunu büyük bir alanda bir grup insanın uğraşa­rak deprem üretmesindeki imkânsızlığa benze­tebiliriz.” Velhasıl, gıdanın gerçeği, doğalı, or­ganiği, pastorali, toprakta üretileni her biri el­mas kadar nadide. Erişmesi zor, imtiyazlıların gerçek gıdalarla beslendiği yenidünya antik za­manları aratmayacak kadar soylu dostu. Ekme­ğini bölüşmeyenlerin başlattığı Fransız ihtila­linin benzeri çok yakında. Ekmek artık aslanın ağzında değil, Chanel mağazasında, en ölümcül savaşların silahı.

Yazara Ait Diğer Yazılar