19 °C
Murat BERK - YAPI KREDİ YATIRIM
Murat BERK - YAPI KREDİ YATIRIM UZMAN GÖRÜŞÜ

Gelecek zaten burada

“Gelecek zaten burada - sadece eşit bir şekilde dağılmamış” diyen ve ilk kitaplarından “Neuromancer” ile Matrix filmlerine ilham vermiş olan bilim kurgu yazarı William Gibson, son romanı “The Peripheral” ile ekonomi ve piyasaları anlamaya yardım edebilecek en önemli kitaplardan birine imza atmış. Romanın ekonomi ve piyasalar ile doğrudan alakası olmasa bile iyi bir bilim kurgu yazarı da aynı bir piyasa analisti gibi geleceğin nasıl şekilleneceği hakkında kesin ve değişmez öngörülerde bulunmaz. Bunun yerine dünyanın geçmişi ve şu anki durumu ile tahmin üretmeye çalışır..

“The Peripheral” romanını bizce özellikle ekonomi ve piyasalar analizi hakkında değerli kılan, kitapta yer alan özel bir zaman yolculuğu imkanı. Başka romanlarda alıştığımızın aksine, bu romanın karakterleri kendi geçmiş, şimdiki zamanları ve gelecekleri arasında seyahat edemiyor. Bunun yerine kendi farklı çoklu evrenleri yani farklı evren versiyonları arasında bilgi alışverişinde bulunabiliyor. Yani bir kesinlik söz konusu değil. Bilgi alışverişleri ve analizler ise değişik fakat olası geçmiş ve gelecekleri de içermek zorunda.

Güncel ekonomik ve piyasa gelişmelerinin analizi ve tahminlerini yaparken de parametreler arasındaki ilişkilerin sadece yakın geçmişe bakarak sabit kalacağını varsaymamak gerekiyor. Bunun yerine sadece tek örnek ve dönem yerine mümkün olduğunca çok döneme ve örneğe bakmak, alternatif olasılıklar hatta alternatif geçmişleri de gözümüzde canlandırabiliyor olmamız önem taşıyor. Sosyolojinin ve iktisatın öncülerinden kabul edilen 14. yüzyıl düşünürü Ibn Haldun’un da düşüncesine göre, ekonomiler ve piyasalar da aynı insanlık tarihi gibi aslında döngüseldir.

Örneğin günümüzde yaygın görüşlerden biri merkez bankalarının gevşeme adımlarının veya bütçe açıklarının her zaman büyümeyi desteklediği yönünde. Aslında finansal ve ekonomik tarihe baktığınızda bunun böyle olmadığını görebiliyorsunuz. Son örnek olarak da dünyada 17 trilyona doğru giden negatif nominal faizli bono miktarına rağmen Arjantin’in borç yapılandırması ve sermaye kontrolüne gitmesi önemli. Son yıllarda yatırımcılar nezdinde popüler olan ülkelerden biri olan Arjantin’de bu yatırımcıların edeceği zararlar için başka yerlerdeki pozisyon azaltımına gitme olasılıkları var.

Küresel üretim ve büyüme verilerindeki zayıflamanın daha belirgin hale geleceğini daha önce vurgulamıştık. Bu zayıflığı açıklamak için şimdilerde yaygın hale gelen görüş, sebebin ticaret savaşı belirsizliği olsa da, yine tarihe baktığımızda, ulaşılan rekor borç seviyelerinde büyümenin düşmesi bizce sürpriz sayılmamalı. Yani konu sadece ticaret savaşları değil, Ray Dalio’nun da idda ettiği gibi, hem konjonktürel hem de yapısal borç döngüsünün son aşamalarına ulaşmış olmamız.

Fazla basitleştirmiş olması pahasına şunu söyleyebiliriz: “Dünün borcu bugünün, bugünün borcu ise yarının büyüme potansiyelini azaltıyor.” Bununla ilgili güncel bir örnek ise Yeni Zelanda. Yeni Zelanda, G10 içinde en yüksek dış borç seviyesine ve gevşek para politikasına sahip ülkelerden biri. Yeni Zelanda Merkez Bankası (RBNZ) faiz oranlarını tarihi düşük seviyelerine getirmesine rağmen ekonominin büyüme yaratan sektörlere fon yönlendirmede başarısız olduğu görülüyor. Yeni Zelanda ilginç bir vaka olarak ele alınmalı.  Örneğin, 2008 büyük küresel kriz öncesi Yeni Zelanda ekonomisi ABD ve diğer ekonomilerden çok daha önce yavaşlamaya başlamıştı ve bir anlamda küresel bazda yaşanacaklara ışık tutmuştu. Bu bağlamda muhtemelen önümüzdeki senenin en önemli konularından biri olacağını düşündüğümüz para politikalarının artık etkisiz hale gelmesi durumunun öncü örneklerinden biri Yeni Zelanda olabilir. Yani gelecek aslında şu an Yeni Zelanda’da fakat henüz dünyanın geri kalanına eşit dağılmamış durumda.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap