Gerçeğin üzerine düşen karanlık duman
Eylül ayının sonuna geldik. Eylül ayı, yeni Eğitim-Öğretim Yılının olduğu kadar tarımsal üretim sezonunun da başlangıcı. Öte yandan, orman yangın sezonunun da sonu. Ancak iklim değişimi, neredeyse eylül ayının sonuna kadar orman yangınlarının sürmesine neden oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı, üçte biri tarım ve üçte biri orman alanları olmak üzere ülke yüzölçümünün üçte ikisinden sorumlu devasa bir bakanlık. Bugünkü yazımızda, iklim krizinin yıkıcı etkileri karşısında, orman yangınlarına karşı büyük bir fedakârlık ve başarı gösteren orman kahramanlarımıza yer vereceğiz. Hepimiz takip ettik; Bakan Yumaklı, tüm yaz boyunca, neredeyse her gün birkaç saatlik uykuyla, orman yangınlarıyla mücadele eden kahramanların hep yanında yer aldı, onları yalnız bırakmadı.
Sadece ormanı değil hakikati de korumalıyız
Yılların tecrübesiyle Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ve ekibi, iklim krizi nedeniyle bu yıl en ağırını yaşadığımız orman yangınlarına karşı, dünyadaki örnekleriyle karşılaştırdığımızda en başarılı mücadeleyi sergilediler.
Bu yazıda, Sayın Karacabey ve ekibinden gerek sözlü ve gerekse yazılı olarak aldığımız bilgilerden yararlandığımızı ifade etmeliyiz. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki ormanların sadece yangınlarla akla gelmesi büyük haksızlık. Orman ekosistemlerinin iklim krizine karşı korunması, biyoçeşitliliğin sağlanması, emisyonların azaltılması, karbon tutma imkanlarının genişletilmesi, yangın olmadığı dönemlerde de yangınlara karşı mücadele kapasitesinin artırılması, sade vatandaşın pek de fark edemediği çok önemli ve değerli çalışmalar.
İklim krizinin orman yangınlarına etkisini anlayabilmek açısından, Sayın Karacabey’in vurguladığı, son 10 yılın 9’unda tarihin en sıcak günlerini yaşadığımız gerçeğini bilerek ve anlayarak olayları değerlendirmeliyiz.
2015-2024 döneminde, 2005-2014 dönemine göre yangınlarda zarar gören orman alanları 2,9 kat artış göstermiş. İklim krizinin açık bir yansıması olarak kurak dönemlerin uzaması, yangınların daha kolay çıkmasına ve daha zor kontrol edilebilmesine neden olmuş. Ayrıca yangın sezonu daha erken başlamış ve daha geç sona ermiş.
Karacabey, her geçen yıl dünyamızın bir önceki yıldan daha sıcak olduğunu, artan sıcaklığın kuraklığa ve neticede kararsız hava hallerine yol açtığını; yüksek sıcaklık, kuvvetli rüzgarlar ve kritik seviyenin altına düşen nemin, yangın riskini her geçen gün daha fazla artırdığını ve yangınların eskisinden daha şiddetli olduğunu belirtiyor.
Orman yangınları ile mücadelede, önleme, söndürme ve rehabilite olmak üzere üç ana stratejileri olduğunu vurguluyor Karacabey. Yangınların yüzde 96’sı insan kaynaklı olunca, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları öne çıkıyor. Bu eğitim-öğretim sezonunun ilk dersinde, 18 milyon öğrenciye Yeşil Vatan’ın anlatıldığını kaçımız biliyor?
Dünyada ne durumdayız?
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi (EFFIS)’e göre, dünyada son on yılda yanan alan iki kat artmış. 2020-2024 döneminde, yanan alanların toplam orman varlığına oranı yüzde olarak, ABD’de 0,84, Kanada’da 1,59 olurken, Akdeniz ülkelerinden Fransa’da 0,11 ile en düşük (yüksek nem avantajı ile), Yunanistan’da 0,94, İtalya’da 0,74, Portekiz’de 1,15 ve İspanya’da 0,40 olmuş. Bizde ise aynı dönemde 0,18 ile Fransa’nın ardından en düşük oran yakalanmış.
Yine EFFIS’e göre, 2025 yılında ise ABD’de yanan alan 3,4 kat artarken yanan alanların oranı 2,8’e yükselmiş. Bu oran Portekiz’de 4,1’e ve İspanya’da 1,4’e yükselirken ülkemizde 0,35 düzeyinde kalarak yine Fransa’dan sonra en düşük orana sahip ikinci ülke olmuşuz. Buna rağmen en fazla dezenformasyona ve haksızlığa uğrayanlar, maalesef, başta Bakan Yumaklı olmak üzere değerli ormancılarımız.
Son söz: Kahramanlarımızın emeğini ateşe atmayalım.