22 °C
Uğur CİVELEK
Uğur CİVELEK ARKA PLAN dunyaweb@dunya.com

Gerçeklerden uzak durmanın maliyeti hızla ağırlaşıyor!

Ülkemizdeki ekonomik işleyişte, görünenden çok daha farklı olmak yönünde oldukça hızlı bir ayrışma yaşıyoruz! Daha açık söylemek gerekir ise kurallı serbest piyasa anlayışından, kuralsız ve fazlası ile siyasallaşmış merkezi planlamaya doğru hızlı bir geçiş yaşanıyor. Yeni mevzuatın, teşvik ve tehditler pek bir işe yaramadığında tepkisel bir anlayış ile şekillenmesi yönünde mesai harcanıyor! Öngörülebilirlik sıfıra koşarken temenniler çarpışıyor!

Belirsizlik ve kırılganlık olabildiğince yeni rekorlara yelken açar iken, gerçek beklentilerden bağımsız olarak yönlendirilmiş piyasalar vitrin konumuna geriliyor ve itibari değerini tüketiyor. Geri dönüşü olmayan bir rotada ve hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağının bilindiği koşullarda, gerçeklere direnerek meçhule yol almaya devam ediyoruz!

Açılan paketler, alınan kararlar ve direnenlere yönelik uygulamalar herkesin iradesine ipotek koymaya çalışıyor. Başarısızlık olasılığı ve devamında yaşanabilecekler hiç hesaba katılmıyor, bu yönde ciddi endişeleri olan kişi ve kurumların direncini kırarak biat etmelerini sağlamak adına kuralsız bir oyun oynanıyor. Devlet ve millet arasındaki işleyişin, çok arızalı ve istikrarsızlık üretici hale gelmesi riski kontrolsüz bir şekilde büyüyor!

Bazen küçük detaylar, mevcut işleyiş konusunda çok şeyler söyleyebiliyor! Geride bıraktığımız hafta içinde kamu bankalarından yapılan ortak bir açıklama oldukça ilginçti! Ürünlerine zam yapanlar kampanyalı kredilerden yararlanamayacaktı! Sosyal mesafe nedeniyle özellikle hizmet sektöründe hızla artan maliyetleri ve genelde olumsuz koşullar nedeniyle henüz fiyatlara yansımamış değişkenleri düşününce sigortalar atıyor, ne yapmaya çalıştıklarını sorgulamak zorunda kalıyorsunuz!

Sormak gerekiyor, verilen kredilerin geri dönmesini mi istemiyorlar yoksa kredi vermemek için bahane mi arıyorlar? Ekonomi yönetiminin, açıklanmak üzere kamu bankalarına dayattığı bir açıklama olduğunu tahmin ettiğimiz için bu sorulara şimdilik yanıt aramıyoruz! Fakat düzenleyici ve denetleyici kurumların da, kamu bankaları örneğinde olduğu gibi benzer baskılar altında kaldığını tahmin edebiliyoruz; riskten kaçınma eğiliminde olanların direncini kırmak adına nasıl kullanıldıklarının farkındayız!

Ortada bir çeşit ekonomik koordinasyon var! Fakat bu tasarım, sorunları çözmeyi hedeflemiyor ve ülkemizin bekasının aydınlanması için hiçbir şey yapmıyor. Tam aksine zor günlerde kullanılabilecek olanakları tüketiyor, sorunları ağırlaştırıyor ve güven bunalımını derinleştiriyor. Hem de, orta vadede küresel koşulların olumsuzlaşma olasılığı yeni rekorlara koşar ve bizim böyle bir olasılığa öncelikle hazırlık yapmamız gerekir iken!

Ekonomi yönetiminin eylemleri, orta vade açısından söylemlerdeki hedefleri teyit etmiyor! Bu nedenle yabancı yatırımcıları Türkiye riski almaya veya daha önce gelmiş olanları içeride kalmaya ikna etmek pek mümkün olamıyor. Özel bankalarda iç ve dış koşulları dikkate alarak tedbirli olmaktan vazgeçmiyor; dayatılan bazı oranları tutturmak için, küçülmeyi göze alıyor; büyümeye zorlayanlar tam aksi bir sonuçla karşılaşınca, hem geri adım atmayı beceremiyor ve hem de oluşan boşlukları dolduramıyor! Bu koşullarda bireysel tasarrufları umulan yönde harekete ikna etmek de kolay olmuyor ve seçim olasılığına ilişkin gündemler güvensizliği besliyor!

Ekonomi yönetimi olumlu olan her şeyi istiyor ve olumsuz olan her şeye itiraz ediyor; oy avcılığına dayalı hayaller ve oy kaybına ilişkin korkular gerçekçi olabilmelerini engelliyor. Bu anlayış, ülkemizin sorunlarını ağırlaştırırken zorlu koşullara olan direncini azaltıyor. İktidardaki siyasi irade, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçişin böyle olmasını engelleyeceğini varsayarak tasarım yaptı ise, belli ki çok yanılmış!

Asıl önemlisi, yanlışların sayısını artırarak ülkemiz adına daha olumlu bir konuma geçilemiyor! Kısa vadeli dayatmalar ile tüm değişkenler üzerinde belirleyici olmaya çalışmak, otoriter bir anlayışın ürünü olabilir. Fakat merkezi planlama sayılamaz; belki böyle devam edilemeyeceğine ilişkin ön sancılar kapsamına girebilir!

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap