Gerekirse aç kal ve istediğin gibi yaşa!

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Markus Slevogt, Deutsche Bank TürkiyeTemsilcisi iken ayrılıyor ve  ING BANK'a geçiyor.  Private Banking Bölüm Başkanı olarak başarılı çalışmalara imza atıyor. Tüsiad International Yürütme Kurulu Üyesi ve Türk-Alman ilişkilerinden sorumlu bir gönüllü olarak iki toplumun birbirini anlaması, verimli işbirliği zemini oluşturması adına durmadan çalışıyor. Hem Türkiyedeki Almanlarla hem de Türk iş dünyası üyeleriyle çok yakın ilişkiler ve dostluklar oluşturmuş. Yardımsever ve çok disiplinli bir profesyonel. Eşi de bir Türk. Yani artık o eniştemiz.Kendisini geçenlerde Maslaktaki ofisinde ziyaret ettim ve beni görür görmez ilk yaptığı iş, Steve Jobs'un 12 Haziran 2005'te Stanford Üniversitesinde yaptığı konuşmayı yazılı doküman olarak elime tutuşturmak oldu.

Pazartesi Tüsiad'ın Berlindeki Ceo Forumunda beni yakaladı ve okuyup okumadığımı sordu. Mahcuptum, zira sadece göz atmıştım ve detaylı olarak okumamıştım. Istanbul'a döner dönmez okudum ve bu kadar geç kaldığım için kendime kızdım. Kızıma maillemek istedim,fakat kızım bana Steve Jobs'un Stanford'daki konuşmasını haftalar evvel okuduğunu söyledi. Daha da utandım. İşte üniversite, dersler,günlük koşuşturma derken bir bakmışsınız, iki hafta geçivermiş. Öğrencilerimle de bu konuşmanın tüm detaylarını paylaşacağım.

Jobs'un konuşmasını çok beğendim. Gençlere hayatla ilgili kendi üç gerçeğini anlatmıştı. İlki, geçmişte her yaptığınızın gelecekte geldiğiniz konumda bir payı olduğu idi. Geçmişte yaptıklarınızın, tercihlerinizin gelecekteki hayatınızda nasıl bir etkisi olacağını veya olabileceğini tahmin edemiyorsunuz. Ancak yıllar sonra bir gün, bazı şeyleri başararak bir yerlere geldiğinizde noktaları birleştiriyor ve bağlantıyı kurabiliyorsunuz. Özetleyecek olursak, geçmişte iş yaşamındaki tercihlerimizin, yapmak istediklerimizin kesinlikle bir anlamı var ve bunlar bizi bir yerlere götürüyor ve biz yıllar sonra anlayabiliyoruz.

İkincisi ise sevmek ve kaybetmek üzerine idi. Çok sevdiğimiz bir işyerinde özveriyle çalışırken bir de bakıyorsunuz ki o işyeri ile yollarınız ayrılmış. Boşluğa düşmüş gibi oluyorsunuz. Ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Perakende Günleri Konferansında sohbet ettiğim üst düzey bir yönetici bana asla B Planı olmadığını ve 10 sene sonra ne yapacağını bilmediğini ve endişeleri olduğunu anlattı. Steve Jobs aslında çok sevdiğimiz bir işi kaybetmenin bizi yeni yaratıcılıklara sürüklediğini ve tekrar başarma arzusunu geri getirdiğini anlatmış. Pixar firması ve Toy Story,  Apple'dan ayrıldıktan sonra ortaya çıkmış ve Apple firmasının bu firmaları satın almasıyla Apple firmasına geri dönmüş. İlk bakışta kayıp gibi görünen Apple'dan ilk ayrılış kendisine kazanç olarak geri dönmüş. Yeni keşiflerde bulunmuş ve yaratıcılığı tavan yapmış. Jobs bize kayıplara üzülmememizi tavsiye etmiş. Eskilerin deyişiyle herşeyde bir hayır var.

Üçüncüsü ise beni derinden etkileyen bir saptama. Ölümün en önemli gerçek olduğunu ve aynada kendimize her gün son günümüz gibi bakmamız, en çok istediğimiz işleri o gün yapmamız  ve projelerimizi geç kalmadan gerçekleştirmemiz gerektiğini anlatmış.  Gençken Stewart Brand'in hazırladığı ve yayınladığı The Whole Earth Catalog isimli bir yayında okuduğu bir cümleden çok etkilenmiş ve üniversitedeki gençlere de bu cümleyi tekrarlayarak konuşmaya son veriyor: Stay Hungry. Stay Foolish. Tabii bu kadar çok anlamı olan bir cümleyi tercüme etmek zor. Ben de yazıma verdiğim başlıkta okuduğunuz gibi yani kendi anladığım şekilde tercüme ettim: Gerekirse aç kal ve istediğin gibi yaşa!

Yazara Ait Diğer Yazılar