Geri dönüşünde yanılma payı yüksek bir yatırım
“Yatırım”, “geri dönüş” ve “yanılma”… Bu üç kavramı aynı başlıkta görünce insanın aklına hemen birkaç soru geliyor: Hangi yatırım enstrümanından bahsediyor? Nasıl bir geri dönüş bekliyor? Ve asıl önemlisi, ortada bir yanılma varsa, acaba ben de aynı yanılgının içinde miyim?
Üstelik sözünü ettiğimiz yatırım, yalnızca ülkemizi değil, dünyanın hemen her köşesinde nüfusun büyük bir bölümünü doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiriyor. Eğitim.
Eylül geldi, okullar açılıyor, Okula Dönüş her türlü heyecanıyla hissediliyor. Öğrenciler hem okulunu hem de arkadaşlarını göreceği için heyecanlı. Veliler de ayrı bir heyecan içinde, ama biraz daha ekonomik gerçekleri, endişeleri ve bunun yanında beklenti ve hayalleri var. Bu heyecanı kendi çocuğu veya yeğeni, akrabası, arkadaşında yaşayanlar bilir; karşlığını alabilecek miyiz? sorusunun cevabı aynı sınıfta olmalarına rağmen her çocuk için farklıdır. Ama daha önemli bir konu var, bakış açımızı önce netleştirmeliyiz, şöyle ki. Eğitim finansal ürün değildir.
Dolayısıyla eğitimin getirisi yalnızca gelecekteki gelirle ölçülemez. K12 seviyesindeki eğitim yatırımlarını geri dönüşünü ölçemeyeceğimiz kuşku götürmez, belki lisans ve üstü olan eğitim ve sertifikaların gelire etkisinin daha ölçülebilir olduğunu kabul edebilirim. Başlıktaki yanılma payını belirleyen ise çoğu zaman yatırımın kendisinden çok, ondan ne beklediğinizdir. Bunu aklınızın bir köşesinde hep tutun ki çocuğunuza fazla bir sorumluluk yüklemesi yapmayın. “Yanılma payındaki yükseklik” ise büyük bir kayıp anlamında veya aldığınız eğitimin karşılığını bulamama değil, beklentinizin gerçekçi olmaması nedeniyle olur.
Bir çocuğun eğitimi için yıllar boyunca önemli bir kaynak ayırıyoruz. Okul, kitaplar, teknoloji, yabancı dil, spor, sanat, sosyal etkinlikler ve daha pek çok kalem aile bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturabiliyor. Bu nedenle zaman zaman “Bu yatırımın karşılığı ne?” sorusunu sormamız son derece doğal.
Ancak eğitim söz konusu olduğunda karşılığı yalnızca gelecekte alınacak maaşta aramak, büyük resmin önemli bir bölümünü kaçırmak anlamına geliyor. İyi bir eğitimin çıktısı sadece “iyi bir iş” değildir. Kendini ifade edebilen, doğru bilgiye ulaşabilen, sorgulayabilen, problem çözebilen, farklı kültürlerle iletişim kurabilen ve gerektiğinde kendi kararlarını verebilen özgüvenli bir birey olmak da eğitimin sonuçları arasındadır.
Başarılı bir CEO ne sorardı?
Eğitim yatırımının karşılığını değerlendirirken belki de “Ne kadar maaş alacak?” sorusunun yanına başarılı bir CEO’nun şirketinin büyümesini değerlendiriken soracağı nitelikte başka sorular koymalıyız; Çocuğumuz ne kadar özgüvenli hale geliyor? Merak ediyor mu? Bir problemi çözmek için farklı yollar deneyebiliyor mu? Kendini ifade edebiliyor mu? Teknolojiyi yalnızca tüketmek için değil, üretmek için de kullanabiliyor mu? Farklı görüşleri dinleyebiliyor mu? Başarısız olduğunda yeniden deneyebiliyor mu?
Bunların hiçbirinin karşısına bugün kolaylıkla bir fiyat yazamayız. Ancak yıllar sonra bir insanın karşısına çıkan fırsatları değerlendirebilmesinde belki de en belirleyici unsurlar bunlar olacak. Bu soruların cevaplarındaki güçlü bir duruş, zaten beraberinde kendi refah seviyesini doğru belirlemeyi ve onun gereksinimi kazanmayı beraberinde getiriyor. Diğer yandan, tüm bunlara rağmen meseleyi hala finansal bir bakış açısıyla değerlendirmekte ısrar edersek, bu yaklaşımın da bize öğreteceği önemli bir şey var: Bir yatırımın değeri yalnızca ne kadar para harcandığıyla değil, neye dönüştüğüyle anlaşılır, gelecekteki değeriyle. Bu nedenle eğitime ayrılan bütçeyi değerlendirirken “daha fazla harcama” ile “daha iyi eğitim” arasında otomatik bir eşitlik kurmak yerine, yapılan harcamanın çocuğun gelişimine nasıl dönüştüğüne bakmak daha anlamlı olabilir.
Belki eğitim yılının sonunda ailece hazırlanabilecek en değerli bilanço da budur:
Ne kadar harcadık? sorusundan önce,
Ne öğrendi?
Hangi becerileri kazandı?
Neyi artık kendi başına yapabiliyor?
Ve önünde hangi yeni fırsatlar açıldı?
Çünkü eğitimin gerçek getirisi, yalnızca gelecekte kazanılacak para değil; gelecekte sahip olunacak seçeneklerdir. Bu seçenekler çocuğun diğerlerinden farkını yani değerini ortaya koyar. Herkese sağlıklı ve başarılı bir eğitim yılı dilerim.