Gıda güvenliği için 167 milyon dolarlık stratejik ortaklık

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık sürdürülebilir tarım ve yeşil gelecek için yürütülen yatırımları anlattı: “FAO, Küresel Çevre Fonu ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki 167 milyon dolarlık stratejik ortaklık, yalnızca bugünün değil, yarının gıda güvenliği ve iklim direnci için atılmış kararlı bir adımdır.”

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tüm dünyada tarım ve gıda ala­nında teknikten uygulamaya ya­rattığı işbirliği ortamıyla küresel tarım ekosistemindeki dönüşümü yönlendiriyor. Kırsaldaki yeniden kalkınmanın katalizörü olarak güçlü bir işbirliği ortamı yaratı­yor. Türkiye’de bulunan FAO Or­ta Asya Alt Bölge ve Türkiye Ofisi sadece Türkiye için değil bölgede de örnek projelerle süreci domi­ne diyor.

FAO’nun dünyanın pek çok ülke­sinde ofisi var. Selışık’a göre “Bir­leşmiş Milletler Gıda ve Tarım Ör­gütü (FAO), Küresel Çevre Fonu (GEF) ve Türkiye Cumhuriyeti or­taklığında 2006 yılından bu yana yürütülen projeler, sürdürülebilir tarım, iklim direnci ve doğal kay­nakların korunması alanında Tür­kiye’yi küresel ölçekte örnek göste­rilen ülkeler arasına taşıyor.” FAO Türkiye Ofisi’nin en büyük ortağı kuşkusuz Tarım Orman Bakanlığı. Güçlü iletişim ve işbirliği ile proje­lerin etkisi çok daha artıyor.

“Türkiye rol model bir ülkeye dönüşüyor”

Selışık “Bizim yürüttüğümüz projeleri sadece ülkeye kazan­dırılmış bir finansal kaynak ola­rak görmek yerine, Türkiye’nin tarım-çevre-iklim geleceğini ye­niden inşa eden vizyon projeleri olarak görmek gerekir” diyerek FAO çalışmalarının, Türkiye’nin bölgesinde güçlü bir tarım aktörü haline gelmesine olan katkısını ortaya koyuyor.

“2006 yılından beri kullanı­lan 29.7 milyon dolarlık Küresel Çevre Fonu-GEF hibesi, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin 137.9 milyon dolarlık güçlü eş finans­manıyla birleşerek toplam 167 milyon dolarlık bir değer yarat­tığını” ifade eden Selışık “bu iş­birliğiyle, gıda güvenliğini sağla­maktan biyoçeşitliliği korumaya, iklim değişikliğine uyumdan ara­zi tahribatını durdurmaya kadar geniş bir yelpazede ‘doğa temel­li çözümler’ üretiyoruz. Türkiye bu portföyle, çevre standartları­nı tarımsal üretim peyzajıyla bir­leştiren küresel bir model haline geldi” diyor.

FAO verilerine göre “doğa te­melli çözümler doğru uygulan­dığında tarımdaki emisyon yo­ğunluğunu yani karbon ayak izini yüzde 25’e varan oranlarda azalta­biliyor. Türkiye’deki proje sonuç­ları, küresel eğilimle örtüşüyor.

“Konya havzasında ürün verimi yüzde 30 artırıldı”

“Konya Kapalı Havzası’nda su kıtlığı ve üretim maliyetleriy­le mücadele ettik. Modern sula­ma teknolojileriyle su ve enerji­de yüzde 30 tasarruf sağlarken, ürün verimini de yüzde 30 artır­mayı başardık. Bu kazanım, Tür­kiye gibi su stresi altındaki ül­keler için kritik bir örnek teşkil ediyor” diyen Selışık önümüzde­ki yıllarda kuraklık kaynaklı mü­cadelenin artarak devam edeceği sinyalini veriyor.

FAO başarıyla bitirdiği proje­ler arasında “Şanlıurfa’da Türki­ye’nin bozkır ekosistemlerindeki üretim peyzajları için esas alına­cak ve alanında ilk olan "Ulusal Bozkır Stratejisi,” Karacadağ pi­rinci gibi yerel değerlerin dünya tarım mirası listesine dahil et­meye yarayacak çalışmalar, Tür­kiye'nin ilk "Arazi Tahribatının Dengelenmesi" modelinin Yuka­rı Sakarya Havzası'nda kurulma­sı gibi onlarca proje var.

Selışık’ın aktardığı devam eden projeler Türkiye’nin dört bir tarafında yerel halka dokunu­yor, toplulukların hayatını değiş­tirip dönüştürüyor, örnek oluyor.

“Bolu’da 1700 adet geleneksel "Kızık Armudu" fidanı dağıta­rak yerel genetik kaynaklarımı­zı koruyoruz. İza Buğdayı gibi yerel ürünlerin katma değe­rini artırıyor, çiftçilerimize modern paketleme ve gübre­leme makinaları sağlıyoruz. Gediz Havzası’nda yapay zekâ destekli sulama sistemlerini devreye aldık ve Türkiye’nin ilk ‘su odaklı’ orman yönetim planını hazırladık. 4.6 milyon m3 yeraltı suyu beslemesi sağ­layarak su kaynaklarımızı sigor­talıyoruz. Çanakkale ve Balıke­sir illerini kapsayan Kazdağları Milli Park içinde kalan proje sa­halarında orman ekosistemle­rini biyoçeşitlilik temelli korur­ken, alandaki kadın liderliğinde­ki tarımsal amaçlı kooperatifleri ürün tasarımı ve pazarlama ko­nularında destekleyerek sürdü­rülebilir kırsal kalkınmayı des­tekliyoruz” diyerek aktardığı projeler yerele umut ekmiş on­larca projeden sadece bazıları.

“Kimseyi geride bırakmadan sürdürülebilir tarım”

“FAO olarak sadece projeler tasarlamıyor ve yönetmiyoruz” ifadelerini kullanan Selışık şun­ları söylüyor: “Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte Türkiye’nin toprağını, suyunu ve geleceğini koruma çabalarına teknik kat­kı sunuyoruz. Örneğin duvarsız okullar olarak da ifade ettiğimiz Uygulamalı Çiftçi Okulları mo­delimizle binlerce yerel üretici­mize dokunuyor, birlikte ve ya­parak öğrenme metotlarıyla onlara iklim dirençli tarım pra­tiklerini öğretiyoruz. FAO, GEF ve Türkiye Cumhuriyeti arasın­daki 167 milyon dolarlık bu stra­tejik ortaklık, yalnızca bugünün değil, yarının gıda güvenliği ve ik­lim direnci için atılmış kararlı bir adımdır. Bu çalışmalar " kimseyi geride bırakmadan" sürdürüle­bilir tarım yolunda daha yeşil ve daha müreffeh bir Türkiye hede­finin de en kararlı hedeflerinden biri olmuştur.”

Deprem bölgesinden Çukurova’ya yeni projeler

Selışık’la sohbet ederken tarımın dünü yanında geleceğine ışık tutan trendleri, zorluk ve sınavları da konuşuyoruz. Türkiye, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında uyum alanında yürüttüğü şeffaflık ve raporlama çalışmalarıyla “Şampiyonluk Ödülü"nü kazandı. Yeni projelerimizle Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki uluslararası raporlama kapasitesini en üst seviyeye taşıyacağız” diyen Selışık FAO’un önümüzdeki dönemde GEF proje portföyü kapsamında yenilikçi projelerini şöyle anlatıyor:

*6 Şubat 2023 depreminden etkilenen 11 ilimizde tarımsal ekosistemleri "İyi Tarım Uygulamaları" ile ayağa kaldıracağız; bu, afet sonrası toparlanmada doğa dostu üretimi merkeze alan sürdürülebilir tarım yolunda kritik bir adımdır.

*Pilot düzeyde de olsa Konya Karapınar’da arıtılmış atık suların ve çamurun tarımda güvenli kullanımını ilgili kamu idareleriyle birlikte test edeceğiz. Bu, kuraklıkla mücadelede tarımsal sulamalarda devrim niteliğinde bir döngüsel ekonomi modeli olabilir.

*Afyonkarahisar Akarçay Havzası’nda yürütülecek Su Verimliliği Projesi kapsamında, su ayak izinin ölçümü için standart bir metodoloji ve rehber hazırlanacak, koruyucu tarım parselleri aracılığıyla su verimli uygulamaların demonstrasyonu ve performans takibi gerçekleştirilecek.

*Çukurova deltasındaki Tuzla, Akyatan, Akyayan lagünleri ile Yumurtalık kompleksini, iklim değişikliği ve insan kaynaklı tehditlere karşı korumayı hedefleyen projemizle; su rejimi düzenleme, derinleştirme ve kapasite geliştirme çalışmalarıyla bölgenin biyolojik çeşitliliğini ve sürdürülebilir yönetimini güvence altına alacağız.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.067,89 -0,02 %
Dolar 47,1999 0,05 %
Euro 53,9502 0,19 %
Euro/Dolar 1,1422 0,06 %
Altın (GR) 6.154,50 1,36 %
Altın (ONS) 4.064,43 1,42 %
Brent 88,0245 0,57 %