Girişim sermayesinde fırsatlar var

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Hakkı Sayan - Yeminli Mali Müşavir
hakkisayan@vizyongrubu.com

Girişimcilik denince akla ilk gelecek kavramlar elbette fırsat, risk ve kazanç olacaktır. Bu üç kavram, temelini oluşturduğu girişimcilik olgusunun aynı zamanda sihirli anahtarlarıdır. Başarılı bir girişimin, bu üç unsurun doğru dengesi ile mümkün olduğu söylenir. Son yıllarda bu üç kavramdan risk kelimesini de ismine alan yeni ve alternatif bir finansman modelinden söz eder olduk. Risk sermayesi ya da kimi zaman girişim sermayesi olarak isimlendirilen bu model, günümüz girişimcilik ekosistemi için dikkat çekici bir fırsat olarak karşımızda duruyor.

Risk sermayesi daha çok erken aşamadaki ve genellikle de teknolojik yeniliklere dayalı girişimler ile start-uplara yatırımı önceler. Girişim sermayesi ise risk sermayesini de içine alan daha geniş bir çerçevedir.

Finansman sorunu ekonomi olgusunun varlığından beri en temel ve kadim meselelerden birisi olagelmiştir. Girişim sermayesi de işte bu önemli meseleye alternatif bir model olarak çıkmış gözüküyor.

Girişim sermayesini kısaca yenilikçi, dinamik ve gelişme potansiyeli yüksek girişim şirketlerinin hedeflerine ulaşmalarına imkân sağlayan bir yatırım finansman şekli olarak tanımlayabiliriz.

Bir başka anlatımla, girişim sermayesi, yüksek gelişme potansiyeli olan şirketlere sermaye sağlayarak yüksek kazanç elde etmeyi hedefleyen bir yatırım yöntemidir. Girişim sermayesi yatırımcıları girişim şirketlerine para vermenin yanı sıra onlara tecrübe aktarımı yoluyla katma değer sağlamayı de hedeflerler. Bu yüzden girişim sermayesini “Smart Money”, “Akıllı Sermaye” olarak nitelendirmek de yanlış olmaz.

Girişim sermayesi yatırımlarını kimler, nasıl yapabilir?

Girişim sermayesi yatırımlarını yüksek gelir veya servete sahip kişiler yapabileceği gibi şirketler de yapabilir.

Bu yatırımlar genelde melek yatırımcı ağları aracılığıyla ya da sermaye piyasası kurumları üzerinden yapılır. Bunun dışında bireysel bir yatırım tercihi olarak da karşımıza çıkabilir. Her üç tercihin de kendine özgü avantajları olmakla birlikte sermaye piyasaları üzerinden bu yatırımların gerçekleştirilmesinin üstün yanları daha fazladır.

Öncelikle sermaye piyasaları gibi regüle edilmiş bir piyasada bu yatırımları yapmanın daha güvenli olduğu söylenebilir. Bunun yanında sermaye piyasaları, doğası gereği daha geniş bir kitleye erişim sağlayarak halkın da sürece katılımını mümkün kılar.

Girişim sermayesi yatırımları sermaye piyasasında girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ya da girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden yapılır. Girişim sermayesi yatırım fonlarına sadece belirli gelir ve servet eşiğini aşan nitelikli yatırımcılar yatırım yapabiliyor.

Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve fonları

Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıkları (GSYO), sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde kurulan, sermayesini girişim sermayesi yatırımlarına yönelten anonim şirketlerdir.

GSYO’ları ya sadece nitelikli yatırımcılara pay ihraç ederek ya da halka arz yoluyla fon sağlarlar. GSYO’ları topladıkları fonları SPK düzenlemelerine uygun şekilde yatırım portföyüne dönüştürürler. Yatırım portföyünden elde edilen kazançları ise ortaklarına kar payı olarak dağıtılır.

GSYO’ları, varlık sebebine de uygun olarak öncelikle girişim şirketlerine yatırım yapar, bir başka ifadeyle onlara sermaye vererek ortak olur. Kural olarak, ortaklık portföy değerinin en az %51’inin girişim şirketlerine yapılan yatırımlardan oluşması gerekiyor.

Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF), sermaye piyasası kurallarına tabi olarak kurulan tüzel kişiliği bulunmayan mal varlıklarıdır. Bu fonlar portföy yönetim şirketleri veya girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri altında süreli olarak kurulurlar.

Bu fonların toplam değerinin en az %80’inin bir veya birden fazla girişim sermayesi yatırımından oluşması zorunludur.

GSYF’ları sadece nitelikli yatırımcıların yatırım yapabildiği fonlardandır. Nitelikli yatırımcılardan katılma belgeleri karşılığı toplanan fonlar girişim şirketlerinin hisse senetlerinin alınması (pay devri ya da kurucu ortak olabilirler) ya da onların ihraç ettikleri borçlanma araçlarının alınmasında kullanılır. Fon elde ettiği kazançları ise yatırımcısına dağıtır.

Girişim sermayesi yatırımlarında ne durumdayız?

Ülkemizde ilk olarak sermaye piyasası kurumu olarak 1993 yılında girişim sermayesi yatırım ortaklıkları oluşmuştur. Bugün itibariyle ilki 2000 yılında kurulmuş 11 girişim sermayesi yatırım ortaklığı bulunuyor. Halihazırda bunların sadece 6’sı halka açıktır. SPK’nın yayınladığı verilerine baktığımızda 2020 yılı sonu itibariyle bu 6 şirketin piyasa değeri 7,6 milyar TL’dir. Çıkarılmış sermayeleri ise 793 milyon TL’dir. Halka açık olmayan 5 Ortaklığın ödenmiş sermayesi ise yaklaşık 1,3 milyar TL’dir.

Yatırım fonu tarafına baktığımızda ise, 2021 ilk çeyreği itibariyle 20 portföy yönetim şirketi bünyesinde toplam 65 girişim sermayesi fonunun olduğunu görüyoruz. Bunların aktif büyüklüğü ise yaklaşık 7,1 milyar TL’dir.

Bu veriler ışığında sektörün daha yolun çok başlarında olduğu ve gidilecek uzun bir yol olduğu görülüyor. Bir başka bakış açısı ile de, önemli fırsatların ve potansiyelin varlığına işaret ediyor.

Yatırımcılar için önemli vergi avantajları var

Girişim sermayesi yatırımları, vergi indirimi, istisnası ve düşük oranlı vergi uygulamalarıyla teşvik ediliyor. Bu avantajları, melek yatırımcılar ve sermaye piyasası kurumları üzerinden girişim sermayesine yatırım yapan gerçek (bireysel yatırımcı) ve tüzel kişiler (kurumsal yatırımcı) için ayrı ayrı ele alalım.

Mevzuat diliyle Bireysel Katılım Yatırımcısı, yaygın kullanılan ifadesiyle Melek Yatırımcılar mevzuatta belirtilen şartlar çerçevesinde girişim şirketlerine yatırım yaptıklarında (ortak olduklarında) hisse alış bedellerinin %75’ini verecekleri beyannamede indirebiliyorlar. Bu avantaj için en önemli şart, alınan hisselerin en az iki tam yıl elde tutulmasıdır. İndirim oranı, Tebliğ ile belirlenen öncelikli sektördeki şirketlere yapıldığında ise %100 olarak uygulanıyor. Yeri gelmişken hemen ifade edelim ki Türkiye melek yatırımcılara Dünyadaki en yüksek vergi teşvikini veren ülkelerden birisidir.

Hem bireysel yatırımcılar hem de şirketler girişim sermayesi yatırımlarını isterlerse sermaye piyasaları aracılığıyla da yapabiliyorlar.

Bireysel yatırımcılarda vergi avantajı

Bireysel yatırımcılar doğrudan halka arz ya da borsa üzerinden girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerini alıp değer artışı ya da temettü geliri elde edebilirler. Bu şekilde alınan hisse senetleri 1 yıl elde tutulup satılırsa vergi doğmuyor. Aksi halde %10 stopaj var. Temettüler için ise genel uygulama geçerli olup stopaj oranı %15’dir.

Bunun dışında bireysel yatırımcılar, girişim sermayesi yatırım fonlarının katılma belgelerini alıp fon portföyünün kazancına ortak olabilir. 4 Eylül 2021 tarihli resmi gazetede yayımlanan kararla iki yıldan fazla elde tutulan girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarından elde edilen kazançlar için stopaj oranı %0’a indirilmiştir.

Ticari kazanç yönünden (bilanço usulüne tabi) vergi mükellefiyeti olan bir gerçek kişi için özel bir vergi indirimi avantajı da söz konusudur. Bu avantajı kısaca girişim sermayesi fonu ve indirimi olarak ifade edebiliriz. Buna göre yatırımcı Türkiye’de kurulmuş bir girişim sermayesi yatırım ortaklığına sermaye koymak veya girişim sermayesi yatırım fonunun payını almak amacıyla ilgili yıl kazancının %10’una kadar fon ayırıp bu tutarı da ayrıldığı yılın sonuna kadar bu şirketlere öderse ödediği tutar kadar gelir vergisi beyannamesinde indirim hakkı kazanıyor.

Kurumsal yatırımcılarda vergi avantajı

Yukarıda açıkladığımız girişim sermayesi yatırım fonu ve indirimi kurumlar vergisi mükellefi olan şirketler için de geçerli olup esas olarak bunlar tarafından kullanılmaktadır. Bu avantajı somutlaştıracak olursak; bir sermaye şirketi (AŞ ya da limited fark etmiyor) 2020 yılı kazancından ayıracağı %10 fonu, 2021 yılı sonuna kadar herhangi bir girişim sermayesi yatırım ortaklığına yatırır ya da girişim sermayesi yatırım fonunun katılma belgelerini alırsa 2021 yılı beyannamesinde ödediği bu tutarın tamamını indirim olarak düşebilmektedir. Böylece yatırdığı fonun %25’i kadar bir vergi avantajı elde etmiş oluyor.

Yazımızda belirtmek istediğimiz diğer önemli vergi avantajı ise girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve fonlarına sağlanan kurumlar vergisi istisnasıdır.

GSYO’nın ve Fonlarının girişim sermayesi yatırımları ile sınırlı olmaksızın kaynağı ne olursa olsun bütün kazançları kurumlar vergisinden istisnadır. Ayrıca bunların istisna kazançlarında stopaj oranı da %0 olarak uygulanıyor.

Son olarak gözden kaçma ihtimali olan ince bir noktayı da vurgulamak gerekiyor. Diğer yatırım ortaklıklarından farklı olarak, girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına iştirak eden kurumların bu şirketlerden elde edecekleri kar payları yatırım yapan bu şirkete geldiğinde vergiden istisna olacaktır.

Kısa bir değerlendirme

Büyüme potansiyeli olup sermaye bulma zorluğu çeken yenilikçi ve dinamik şirketler için girişim sermayesi iyi bir finansman alternatifidir. Bu yatırımlar, yatırımcı bakış açısıyla ise risk ve fırsatların birlikte var olduğu kazançlı bir yatırım aracına dönüşebilir.

Yatırım tercihlerinde dikkate alınan unsurlardan birisi olan vergi maliyeti, bu alana sağlanan indirim ve istisnalar ile minimize edilmiş gözüküyor.

Yazımızda vermiş olduğumuz verilere bakılırsa özellikle sermaye piyasası tarafında daha gidilmesi gereken çok yol ve potansiyel mevcut.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar