Go ustasının dama tahtasını devirişi: Çin ekonomisi, dış ticareti ve Renminbi
Münasebetimizin gelişmesi ‘yüz yıl’ alacak değil ya! -Sanmam, hızlandırabiliriz. -Size bağlı. Sizi aceleye getirmeyiz. Şimdi olmaz derseniz de biz bekleriz.” Çin Devlet Başkanı Mao Zedong, ABD Başkanı Richard Nixon’un Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger’ı Pekin’de gizlice ağırlarken, 1971
2024’ün kapanış yazısı “Go Ustası Dama Tahtasında” başlığı ile Çin okumasıydı. Takvimler 2025’i bitirirken, doğunun ejderi oyuna yeniden giriyor; ama bu kez masa kalabalık, hamleler asenkron.
Donald Trump’ın kendisini ikinci versiyonuna güncelleyerek dönüşü Çin için daha zor bir bölümün başlangıcıydı. Çin’in tarihsel tarzı, Go oyunundaki (Wei-Qi) gibi süreklilik ve çevreleme üzerine kurulu. Trump ise günü gününe uymayan, dama oynayan bir aktör. Bu iki zihniyetin senkron tutması kolay değil.
Bu asenkronizasyon, yılın ilk aylarında Renminbi’nin ABD doları karşısında 7,50 ila 8 bandına doğru itilmesi riskini masaya koymuştu. Nitekim 10 Nisan’da USD/CNY kur çaprazında 7,35 görülürken, offshore piyasada (CNH) 7,43 test edildi. Ancak tablo burada durmadı.
Yön değişti, tartışma değişti
Renminbi’nin yeni hareketi, tartışmanın da eksenini değiştirdi. Artık mesele “ne kadar zayıflar?” değil, “nereye kadar güçlenir?” sorusu. CNH, 25 Aralık’ta 7 seviyesinin altına sarktı. Bu eşik, 17 Mayıs 2023 sonrası yalnızca 2024 Eylül’ünde dört günlüğüne görülmüştü.
Bu değişimin iki ana dayanağı var:
1-Trump’ın ticaret savaşının korkulduğu kadar sertleşmemesi,
2-ABD dolarındaki belirgin zayıflama.
DXY yılbaşından bu yana yaklaşık %10 geriledi. Böylece Renminbi nominal güçlenirken, yıl başında fiyatlanan risklerin önemli kısmı dolar zayıflığının arkasında maskelendi. Ancak bu tablo yanıltıcı. Reel ölçekte bakıldığında Renminbi, fiyatlar arındırıldığında 2012’den bu yana en zayıf seviyelerinde. Yani Çin parası 2025’te reel bazda değer kaybını sürdürdü; bunu gizleyen doların geri çekilmesiydi.
Zayıf kur, aşırı fazla
Çin’in bilinçli zayıf kur politikası ihracatı tarihi zirveye taşıdı. Kasım itibarıyla, yıl henüz bitmeden mal ticareti fazlası ilk kez 1 trilyon ABD dolarını aştı. İhracat, iç talepteki zayıflığı telafi eden ana büyüme motoruna dönüştü.
Bu hikâye yeni değil. 2010’ların başında Obama yönetimi Asya-Pasifik’e yönelirken Çin-ABD ticaret dengesizliği küresel gündemin merkezindeydi. Bu yapısal sorun çözülemedikçe, 2016’da Trump’ı iktidara taşıyan siyasi dalga da güç kazandı. Bugün Trump’ın Çin’i hâlâ “kur manipülatörü” diye hedef alması, bu tarihsel sürekliliğin yansıması.
İki istenmeyen olgu arasında nadir bir tartışma
Asıl dikkat çekici gelişme, Çin içinde nadiren görülen bir tartışmanın alenileşmesi. Kamuoyuna açık şekilde konuşan Çinli iktisatçılar ve eski merkez bankası yetkilileri, daha güçlü bir Renminbi ihtiyacını dillendiriyor.
Goldman Sachs’a göre Renminbi, ekonomik temellere kıyasla yaklaşık %25 değersiz. Satın alma gücü paritesine göre bazı Çinli akademisyenler, kurun 5–6 bandına kadar alanı bulunduğunu dahi söylüyor. IMF kayıtsız kalamıyor, küresel dengesizliklerin para birimindeki zayıflıkla bağlantısına dikkat çekiyor. Bu söylemler gizlilik ve sessizlik üzerine kurulu bir kültür için başlı başına çarpıcı.
Ancak böyle bir değerlenme, devlet başkanı Şi Jinping’in açık siyasi onayını almadan mümkün değil. Çin, 2014 sonrası Renminbi’yi zayıflatarak büyümeyi ayakta tutmayı seçti. IMF rezerv para statüsü bu stratejinin “geçer notu” sayıldı. Salgın sonrası yapısal anlamda yavaşlayan ekonomi ise bir kez daha değersiz Renminbi’ye yaslandı.
Bugün Çin yönetimi iki istemediği gerçek arasında sıkışmış durumda:
1-Deflasyon,
2-Aşırı yüksek ticaret fazlası.
Hükümet, iç tüketimi artırmak istiyor; fakat deflasyon bunu engelliyor. Perakende satışlar salgın dönemi hariç tutulduğunda dip seviyesinde. Devletin hane halkını sübvanse eden “eskisini getir yenisini götür” kampanyası etkinliğini yitirdi. Kapasite fazlası nedeniyle yatırım iştahı zayıf. Teoride daha güçlü bir kur ithalatı ucuzlatıp tüketimi destekleyebilir. Pratikte ise Renminbi’nin değerlenmesi Çin mallarını pahalılaştırarak ihracat kanalını zayıflatma riski taşıyor.
Çin’in ne yapıp ne edip aşırı üretimini kendi iç piyasasında absorbe edebilmenin bir yolunu bulması gerekiyor. Şu an Çin’in ihraç ettiği deflasyon —özellikle sınai ve temel mallarda— küresel üreticilere nefes aldırıyor. Bu denge bozulursa, dünya enflasyonu yeniden yukarı taşınabilir.
Merkez bankası mesajı: Frenler sağlam
Bu nedenle Çin Merkez Bankası (PBOC) son dönemde referans kuru sistematik biçimde zayıf tarafta belirliyor. %±2’lik oynaklık bandı içinde, resmi kurun piyasa beklentilerinin altında tutulması net bir mesaj: Ani güçlenme istenmiyor.
Henüz Renminbi’nin değeri konusunda resmî bir yönlendirme yok. Ancak içeride ve dışarıda yükselen “daha güçlü Renminbi” çağrıları baskıyı artırıyor. Tartışmanın bu kadar açık yapılması dahi Çin açısından başlı başına bir sinyal.
Sonuç: Wei-Qi’nin uzun oyunu
Bu noktada hafızayı tazelemek gerekiyor. Ziraat Yatırım arşivinde yer alan 2015 tarihli “Bir Wei-Qi Hamlesi”, tamı tamına bu zihniyetin kaydını tutuyordu. Çin, satrançtaki gibi bitirici bir hamle yapmaz; alan kazanır, sabırla çevreler, zamanı kendi lehine işler.
Bugün de tablo değişmedi. 2026 ve sonrasında, iç talebi canlandırmaya yönelik politikalarla birlikte Renminbi yeniden küresel tahtanın merkezini tutan bir taş hâline gelebilir. Ancak bu yol, ani bir sıçrama değil, Çin’in tarihsel reflekslerine uygun biçimde kontrollü ve kademeli alınacaktır.
Go ustası hâlâ masada. Trump’ın dama tahtasına aldırış etmiyor. Elindeki taşları ne zaman ve nereye koyacağını kimseye göstermeden oynuyor.


