Gümrük Kanununda neler değişti?

Fatih UZUN
Fatih UZUN Gümrük ve Dış Ticaret Dünyası fuzun@nazali.av.tr

Hepimizin bildiği üzere 07.11.2019 tarih ve 30941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7190 sayılı Kanun ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun bazı maddelerinde değişiklikler yapıldı. Aslında Gümrük Kanununda yapılan bu değişiklik, hepimizin beklediği 2016 yılının Mayıs ayından beri Avrupa Birliği Gümrük Kodunda uygulanmakta olan yeni düzenlemeleri içermiyor. Gerçekleşen değişikliklerin temel gerekçesini esasen Kanundaki bazı cezai müeyyidelerin ağırlığının azaltılması oluşturuyor ancak içerikte elbette başka unsurlar da mevcut. Hep birlikte getirilen yeniliklerin ana başlıklarına şöyle bir göz atalım.

Artık fazladan % 20 teminat vermek yok

Yükümlüler gümrük işlemlerinden kaynaklanan vergiler ve diğer amme alacakları için gümrük idaresine Kanunun 202’inci maddesinin eski metnine göre % 20 oranında fazladan teminat vermekteydiler. Yükümlüler gümrük idaresine çoğunlukla teminat olarak banka ve finans kurumlarından aldıkları teminat mektuplarını sunuyor. Sunulan teminat mektubundaki tutar ne kadar büyükse bankaya ödenecek komisyon ücreti de o kadar yüksek oluyor. Bu durum zaten yıllardır dış ticaret yapan işletmeler tarafından şikayet edilen konular arasında yer alıyordu.

Kanunun 202’inci maddesinde yapılan değişiklikle artık yükümlüler söz konusu vergiler ve diğer amme alacakları tutarı kadar teminat verecekler ve dolayısıyla % 20 oranında fazladan teminat verilmesi uygulaması sona erdi. Bu sayede yükümlülerin teminat mektupları için bankalara ödeyeceği komisyon maliyetlerinde bir miktar düşüş sağlanabilecek.

Tasfiyelik hale gelen eşyanın sahibince birden fazla kere iadesi istenebilecek

Gümrük idareleri için tasfiyelik hale gelen eşyanın ekonomik bir şekilde tasfiye edilmesi her zaman sorun teşkil etmiştir. Eşyanın ekonomik değerinin kaybetmeden depolanması, eşyanın fiziksel açıdan korunması, uygun bir bedelden satışa sunulması ve satışının gerçekleştirilmesi gibi faaliyetler gümrük idaresi açısından yönetilmesi pek de kolay süreçler değildir.

Gümrük Kanunu’nun 179’uncu maddesinin eski metni, eşya sahibine eşyasının tasfiyelik hale gelmiş olması halinde CIF bedelinin % 1’ini ödemek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere eşyasını bir gümrük rejimine tabi tutmak veya gümrük bölgesi dışına yeniden ihracını yapmak imkanını vermekteydi. Ancak ifade ettiğimiz üzere eşya sahibi bu imkandan sadece bir kez istifade edebiliyordu.

Yapılan değişiklikle artık eşya sahipleri bu uygulamadan 3 kez yararlanabilecek. Birinci talepte yine CIF bedelin % 1’i, ikinci talepte CIF bedelin % 3’ü, üçüncü talepte ise CIF bedelin % 10’unun ödenmesi gerekecek. Bence yapılan düzenleme çok yerinde ve gümrük idaresinin elindeki tasfiyelik eşya miktarının azalmasına katkı sağlayabilir.

Pişmanlıkla beyana daha düşük ceza

İthalat ve ihracat yapan firmaları etkileyecek belki de en memnun edecek değişikliklerden biri de, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234/3 maddesinde yapılan düzenleme. Bu madde özünde yükümlü tarafından gümrük kıymetini ilgilendiren konulara ilişkin yapılan ihlallerde yükümlüye pişmanlıkla beyan hakkı veriyor. Maddenin daha önceki metninde yükümlülerin bu tarzdaki ihlalleri gümrük idaresine kendisinin beyan etmesi halinde uygulanacak ceza oranı, üç katlık vergi farkı cezasının % 15’iydi. Yapılan düzenleme ile bu oran % 10’a çekildi.

Oranın düşürülmesi son derece yerinde, doğru ve olumlu buluyorum. Ancak hala pişmanlıkla beyan müessesesinin varlık amacı düşünüldüğünde % 10’luk cezanın vergi farkının % 30’una tekabül etmesi sebebiyle halen yüksek bulduğumu da belirtmeden geçemeyeceğim. Kaldı ki pişmanlıkla beyan müessesesinin uygulanmasında gümrük idarelerinde çok farklı sorunlar da mevcut ki onları bu yazıda değerlendirmek mümkün değil.

İzahat uygulaması geliyor

Gümrük Kanununda yapılan değişiklikler arasında şahsen en merak ettiğim konu getirilen “izahat” uygulaması. Kanunun 231’inci maddesine eklenen beşinci fıkra ile gümrük idaresi tarafından yükümlüye yazı ile yanlış izahat verilmiş olması hâlinde bundan böyle idari para cezası ve faiz uygulanmayacak.

Değişiklik metnini ilk incelediğimde acaba vergi mevzuatında mevcut olan “mukteza” benzeri bir yapı gümrük mevzuatında mı oluşturulmak isteniyor diye düşünmedim değil. Aslında hali hazırda 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 6’ncı maddesinde “Karar” ve 8’inci maddesinde “Bilgi” müesseseleri mevcut. Hatta bağlayıcı tarife ve bağlayıcı menşe bilgileri gümrük mevzuatında mevcut Karar uygulamasının en güzel örnekleri niteliğinde.

Açıkçası getirilen izahat uygulamasının Kanun metnindeki haliyle işlevselliğinin olmayacağını düşünüyorum. Bu uygulama, altı Gümrük Yönetmeliğinde veya tebliğ ya da genelge düzeyindeki bir düzenlemeyle doldurulmadığı sürece fonksiyonel olmayabilir. Hangi durumlarda yükümlüler gümrük idaresinden izahat isteyebilecek? İstenilen izahat ne kadar sürede verilecek? İzahat kimden talep edilecek? Bunlar bu konu ile ilgili ilk aklıma ilk gelen sorular.

Artık 235 inci madde kapsamı aykırılıklarda pişmanlıkla beyan mümkün

Gümrük Kanunu’nun 235’inci maddesi okunması, anlaşılması ve yorumlanması en zor maddelerden biri. Bu durum maddenin eski metni içinde geçerliydi ve yeni hali içinde maalesef aynı durum söz konusu. Kanunun bu maddesi temel olarak, ithali-ihracı yasak veya ithali-ihracı şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği izin, lisans, uygunluk belgesine tabi eşyanın ilgili hükümlere uyulmaksızın ithal veya ihracında uygulanacak müeyyideleri düzenliyor.

Çok detayına girerek okuyucuların kafasını karıştırmak istemiyorum. Bu madde ile ilgili olarak bana göre dış ticaret erbabı bakımından getirilen en faydalı yenilik, yükümlülere pişmanlıkla beyan hakkı tanınması. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 235 inci maddesine eklenen altıncı fıkra ile madde kapsamındaki aykırılıkların gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilmesi durumunda hesaplanacak cezaların sadece yüzde 10’u uygulanacak.

Son derece olumlu ve yerinde bir düzenleme olduğunu ifade ederken, Kanunun diğer cezai müeyyideler içeren 238, 236, 239 numaralı maddelerindeki aykırılıklar için yükümlülere neden pişmanlıkla beyan hakkı verilmediğini sormadan geçemeyeceğim.

İtirazdan vazgeçip uzlaşma talep etmek mümkün mü!

7190 sayılı yasa ile değişikliğe uğrayan ve yeniden dizayn edilen bir diğer madde ise uzlaşma kurumunu düzenleyen Kanunun 244’üncü maddesi. Uzlaşma müessesesini düzenleyen 244 üncü maddenin eski halinde, yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri ve para cezaları için itiraz ettikleri takdirde, itiraz sonuçlanmadan önce herhangi bir aşamada itirazlarından vazgeçip uzlaşma yoluna başvuramıyorlardı.

Hatta bu durum yükümlüler nezdinde bir takım şikayetlere de yol açmakta idi. Zira yükümlü itiraz ettiği konuyla ilgili olarak itiraz dilekçesini geri çekip uzlaşma yoluna gidememekteydi ki kanaatimce bu durum hiç de hakkaniyetli değildi.

Zira uzlaşma talep ettikten sonra uzlaşma sonuçlanana kadar olayın üzerinden aylar geçmesine rağmen uzlaşmanın vaki olmaması halinde, eski uygulamada en azından 3 günlük bir süre verilmek suretiyle itiraz imkanı tanınıyor iken, itirazın yükümlü tarafından geri çekilmek istenildiği bir durumda yükümlüye uzlaşma imkanını tanımamak açıkçası bana pek de anlamlı gelmiyordu.

Nitekim kanun koyucu bu durumu dikkate aldı ve uzlaşma talebinin, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılabileceğini belirtilen bir metni 244 üncü madde metnine yerleştirdi. Ancak bu defa başka sorular gündeme gelmeye başladı.

Gümrük Kanununda yükümlüler tarafından yapılan itirazların gümrük idaresi tarafından karara bağlanması için öngörülen süre, 30 gün olarak düzenlenmiş durumda. Yükümlünün kendisine tebliğ edilen vergi ve cezalar için itiraz etmesi ve itirazının sonuçlanmadığı bir durumda örneğin 20’inci günde itirazından vazgeçip uzlaşma talep etmesi yeni durumda mümkün mü veya mümkün olacak mı?

Açıkçası madde metnini defalarca okumama rağmen bu konuda net bir kanaate varamadım. Çünkü madde metninde geçen “tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde” ibaresi kafaları karıştırmakta. Kanaatimce bu durumun gümrük idaresi tarafından bir an önce açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Şahsi düşüncem ise Kanun koyucunun bu hükmü koymaktaki amacının, bu durumu yani itirazın sonuçlanmadığı herhangi bir aşamada yükümlülerin itirazdan geçip uzlaşma yoluna başvurabilmesine olanak tanımak istediği yönünde. Zira aksi bir yorum ve uygulamanın, söz konusu eklenen madde metninin hiçbir anlam ve işlevsel yönünün olmamasına yol açacağını ve amaca da hizmet etmeyeceğini değerlendiriyorum.

Sonuç

7190 sayılı yasa ile 4458 sayılı Gümrük Kanununda yapılan değişiklikler ve getirilen yenilikler elbette yukarıda değindiğimiz unsurlardan ibaret değil. Değişiklikler transit rejimi, usulsüzlük cezaları ve belge saklama yükümlülüğünün ihlali halinde uygulanacak cezalar gibi muhtelif konularda da farklı düzenlemeleri içermekle birlikte bu yazıda kanaatimce iş dünyası bakımından en büyük etki ve ilgi yaratacağını düşündüğüm düzenlemelere değinmeyi yeterli görüyorum.

Değişikliklerin genel itibari ile oldukça olumlu ve yerinde olduğunu söylemek gerekmekle birlikte yeterli görmemekteyim. Son olarak yapılan bu değişiklikler ve düzenlemelerin, AB mevzuatına uyum çerçevesinde Gümrük Kanunumuzun, AB Gümrük Kodu’nda yapılan ve 2016/Mayıs’tan beri uygulanmakta olan düzenlemelere uyum kapsamında olmadığını ayrıca belirtmek gerek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Menşe affında son durum 16 Şubat 2021