Gümrükte gündem yeniden menşe ispatı

Sercan BAHADIR
Sercan BAHADIR Gümrükte Gündem sercan.bahadir@tr.ey.com

Gümrük uygulamalarında çevik ve güvenli iş yapmak her zaman öne çıkan bir konu. Gümrük işlemlerinin hızlı bir şekilde tamamlanması hem kamu hem de özel sektör için öncelik oluyor. İthalat bağımlılığımız ve ithal ettiğimiz girdiler aslında bunun ana nedeni. Girdilerin zamanında, kolay ve mevzuata uygun olması üretim ve ihracat için önemli hale geliyor. Aslında bu yaklaşımlar gümrük tekniği açısından ele alınması gereken ana konular. Son dönemde menşe konusunda yapılan bir dizi düzenlemelerin arkasında da bu yatıyor. Hem doğru işlemi zamanında yerine getirmek, hem bu işleme esas belgelerini işlem hızına uygun temin etmek, hem de bu hıza paralel gümrük işlemlerini doğru ve zamanında yerine getirmek konuyu karmaşık hale getiriyor. Bunun için de işlemlere esas yasal düzenlemeler fazlasıyla değişikliğe uğruyor. Sanırım bu konuya en uygun örneklerden biri de menşe konusunda yapılan düzenlemeler.

Bununla beraber, gümrükte gündem hızla değişiyor. Geçen hafta sınır geçişi konusunda yaşanan sorun randevu sisteminin ertelenmesi ile geçici olarak çözülmüş gibi duruyor. Ancak Suudi Arabistan, Fas, Tunus ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapılan ihracat işlemlerinde yaşanan sıkıntılar halen devam ediyor. Özellikle sınır uygulamalarında yaşanan zorlaştırmaların yasal bir alt yapısı olmadığından ve keyfi uygulama olduğundan dolayı her şirket aynı sorunu yaşamıyor. Resmi bir yazıya erişmek mümkün olmadığı için, ihracatçılarımızın tutarsız ve anlamsız uygulamalar ile karşılaştığını görüyoruz. Bu konu halen sıcaklığını koruyor. Son yeni bir gündem maddesi ise kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması. Geçmişteki vergi yapılandırmalarında gümrük vergi alacaklarına da yer verilmişti. Planlanan yeni yapılandırmada yine gümrük vergilerinin de olması bekleniyor. Önümüzdeki günlerde yeni gündem konusunun yapılandırma olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. İlerleyen süreçte bu konulara da ayrıca değineceğiz.

Menşe neden önemli?

Menşe, en genel haliyle eşyanın ekonomik milliyeti olarak tanımlanıyor. Kabaca eşyanın üretildiği yer diye ifade edebiliriz. Ancak asıl sorun, eşya birden fazla ülkede üretildiğinde veya bünyesinde birden fazla ülkede üretilmiş olan girdi kullanıldığında ortaya çıkıyor ve orada da menşe kazandırıcı işlem ve işçilik kriteri devreye giriyor. Menşe kazandırıcı işlem ve işçilik kriteri tercihli menşe ve tercihli olmayan menşee göre farklılık gösteriyor. Örneğin, tüm girdileri ithal olan bir otomobilin Türkiye’de imal edilmesi halinde bu otomobilin tercihli olmayan menşei Türk olurken, tercihli menşei Türk olamayabiliyor. Türkiye’de yaratılan katma değerin, otomobilin fabrika çıkış fiyatı oranına bakmak gerekir. Eğer bu oran %60 veya daha fazla ise Türk menşeini kazanıyor, değil ise otomobilin tercihli menşei Türk olmuyor. Ayrıca bu %60 oranı, Türkiye’nin imzaladığı bazı serbest ticaret anlaşmalarında %55 veya %50 olabiliyor. Yani, her bir anlaşmada öngörülen menşe kuralları farklılık arz edebiliyor. Ayrıca çeşitli menşe kümülasyon uygulamaları da mevcut. Buna göre, örneğin Alman menşeli bir motor, belirli koşullar altında Türk menşeli olarak kabul edilebiliyor. Bu bağlamda, konunun karmaşık ve ciddi uzmanlık gerektiren bir konu olduğu konusunda şüphe yok.

Bu hesaplamanın önemi gümrük vergi tekniğinde yatıyor. Çünkü gümrük vergi hukukunu diğer vergi uygulamalarından ayıran ana özellik eşya ile ilgili olması. Gümrük kanunu temelde eşyanın vergilendirilmesi üzerine kurulur. Eşyanın tanımı, adedi, gümrük kıymeti ve hangi ülke menşeli olduğu gümrük vergi hesaplamasında esas alınır. Bu bağlamda öncelikle eşyanın gümrük tarife cetvelindeki yerinin tespit edilmesi ithalat rejim kararı için vazgeçilmezdir. Sonrasında ise eşyanın vergilemeye esas kıymetinin belirlenmesi takip eder. Normal şartlarda ithalat esnasında menşe ispat belgesi ibrazı zorunlu değildir. Ancak bir tercihli ticaret anlaşmasından kaynaklı vergisel avantajdan yararlanmak için eşyanın belirli ülke menşeli olduğunun ya da menşe esaslı bir ticaret politikasına maruz kalmamak adına eşyanın belirli ülke menşeli olmadığının uygun menşe belgeleri ile ispatlanması gerekiyor.

Şu an halihazırda çeşitli ülke menşeli ürünler için anti-damping vergisi gibi menşe esaslı ticaret politikası önlemi uygulanıyor. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) menşeli belirli ürünler için ek mali yükümlülük mevcut. İlgili kararlara ekli listelerde yer alan ürün Türkiye’ye ithal ediliyorsa o ürünün anti-damping uygulanan ülke veya ABD menşeli olmadığının ispat edilmesi gerekiyor. Aksi durumda anti-damping vergisi veya ek mali yükümlülük ile karşı karşıya kalınıyor.

Son düzenlemeler ne getiriyor?

İşte bu noktada ciddi sorunlar yaşanıyor. Özellikle ABD menşeli olmadığı net olan ama ithalat esnasında menşe ispat belgesi sunulmaması durumlarında ek vergi tahakkukları ile cezalar tatbik ediliyor. Bazı ürünler var ki, ABD menşeli olması ticari olarak mümkün olmasa bile, ithal anında menşe ispat belgesi sunulmaması nedeniyle vergi ve cezaya maruz kalabiliyor.

Bu hafta Gümrük Yönetmeliği’nde yapılan düzenleme ile bu gibi durumda olan şirketlere menşe ispat belgesi sunma şansı getiriliyor. 20.10.2020 tarihinden önce tescil edilmiş ve menşe esaslı ticaret politikası önlemi veya ek mali yükümlülük gibi diğer mali yükümlülüklerin ödenmemesi için menşe şahadetnamesi ibrazı gerekirken usulüne uygun menşe şahadetnamesi ibraz edilmeyen beyannamelere ilişkin olarak 20.04.2021 tarihine kadar menşe şahadetnamesi ibraz edilebilmesine imkân sağlayacak düzenlemeler getiriliyor.

Daha önce benzer bir düzenleme Avrupa Birliği’nden A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen AB menşeli veya Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmaları çerçevesinde bir çapraz menşe kümülasyon sistemi (AB menşeli olanlar hariç PAAMK, BBMK sistemine dahil ülkeler) menşeli olan ürünler için yapılmıştı. Bu son düzenleme menşe veya mahreç ülke sınırlaması olmaksızın, tüm ülkelerden ithal edilen ve menşe esaslı ticaret politikası önlemi veya ek mali yükümlülük gibi diğer mali yükümlülüklere tabi olan eşyayı kapsıyor.

Ne yapılmalı?

Öncelikle menşe ispatı açısından, yönetmelik ile getirilen bu ikinci şans iyi değerlendirilmelidir. Özellikle ABD ile yaşanan ticaret savaşları kapsamında getirilen ek mali yükümlülükler hem geniş kapsamlı hem de yüksek oranlarda belirlenmiş durumda. ABD menşeli olmadığı konusunda tereddüt olmasa bile, hangi ülke menşeli olduğunu gösterir menşe ispatının muhakkak yapılmasında ve bu menşe şahadetnamelerinin geriye yönelik temin edilmesi yararlı olacaktır. Bu düzenleme bir nevi geriye dönük ek tahakkuk ve cezaların iptaline imkân sağlıyor. Süresi içinde menşe şahadetnamesi ile menşe ispatının yapılması durumunda, düzenlenmiş olan vergi ve cezaların da ortadan kaldırılması gerekiyor.

Benzer bir düzenlemenin AB ülkelerinden A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ürünler için de yapıldığını belirtmiştik. Ancak belirlenen sürede birçok şirket ilgili dokümanları temin edemedi ve bunda pandeminin fazlasıyla etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda bir süre uzatımı beklentisi vardı ama yapılan son düzenlemede o gerçekleşmemiş gibi duruyor. Bu açıdan bir değerlendirme yapılması faydalı olacaktır. Daha da önemlisi, süresi içerisinde belgeleri ibraz eden firmalar ile ilgili olarak gümrük idarelerinden herhangi bir dönüş olmaması. Düzenlemeden sonra yeni ek tahakkuk ve cezalar düzenlenmedi ama düzenlenenler de yapılan başvurulara rağmen halen iptal edilmedi. Bu uygulamanın da yasal düzenleme çerçevesinde sonuçlandırılması gerekiyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar