Gümrükte ve maliyede mükellefiyet aynı mı?

Hasan AKDOĞAN
Hasan AKDOĞAN GÜMRÜK VE DIŞ TİCARET hakdogan@akddenetim.com

Sayın DÜNYA okurları, Mükellefiyet kavramı, vergi kanunları açısından vergi ödeme yükümlülüğünü belirtmek için kullanılıyor. Maliyede Vergi Usul Kanunu Gümrükte Gümrük Kanunu vergileri düzenliyor. Bir de, özel tüketim vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi gibi her iki kanunun konusunu oluşturan vergiler bulunuyor.

Gümrük vergileri kavramının içeriğini; gümrük vergisi, ithalattan alınan katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi, ilave gümrük vergisi, ek mali mükellefiyet, toplu konut fonu, dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler oluşturuyor.

Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre kanuni veya iş merkezlerinin Türkiye’de bulunup bulunmadığına göre tam mükellefiyet veya dar mükellefiyet esasına göre kurumların vergilendirilmesi öngörülüyor. Kurumlar vergisi mevzuatında yer alan tam mükellefiyet hükümleri gümrük vergileri açısından değerlendirildiğinde, ihracat sonucu elde edilen gelirlerin Türkiye’ye getirilmesi, getirilmese dahi, beyan edilerek kurumlar vergisi matrahı içerisinde gösterilmesinin gerektiği anlaşılıyor.

Dar mükellefiyet açısından bakıldığında ise, merkezi yurt dışında bulunan firmaların Türkiye’de elde edecekleri gelirlerin vergilendirilmesi gümrük vergilerini ilgilendirmiyor.

Şöyle ki, yabancı merkezli firmaların Türkiye içerisinde antrepolara koydukları serbest dolaşımda olmayan eşyalarla, kumanya olarak yurtdışı gidecek gemilere verecekleri eşyaların transit ve ihracat rejimine istinaden tesliminden kaynaklanan gümrük vergisi, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi istisna kapsamına giriyor.

Burada, gümrük yükümlülüğü transit veya ihracat hükmünde olan eşyaların rejim değişikliği yapılarak kesin ithal rejimine sokulmasının talep edilmesi halinde doğuyor.

Aynı şekilde, serbest depolara konulan ve yurtdışına gönderilecek serbest dolaşımda bulunan eşyaların ihracat hükmünde gönderilmesi halinde gümrük vergileri, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi açısından istisna kapsamındadır.

Dar mükellefiyet kapsamında yabancı merkezli firmalar ancak, Türkiye’de temsilcilik açmaları veya işyerlerinin bulunması halinde vergi dairelerinden vergi numarası almak suretiyle ticari iş yapabilecekler ve Türkiye’de elde ettikleri kazançları nedeniyle vergi daireleri tarafından vergilendirileceklerdir.

Ancak, Emekli Ticaret/Gümrük Başmüfettişi YGM Rüştü Haytaoğlu’nun dediği gibi; ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları malları Türkiye’de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan kazançların, Türkiye’de elde edilmiş sayılmayacağı hükmünden yola çıkıldığında, serbest dolaşımda bulunan eşyaların ihracı sonucunda ortaya çıkan gelirin Türkiye’de elde edildiği kabul edilmediğinden kurumlar vergisi matrahına dahil edilmeyeceği anlaşılıyor.

Bir üçüncü mükellefiyet çeşidi daha vardır ki, bu mükellefiyet çeşidinde firmaların Türkiye’de ticari bir iş yapmaları ve kazanç elde etmeleri mümkün olmamakla beraber, Vergi Dairelerinden vergi numarası almaları imkan dahilindedir. Buna Potansiyel Vergi Numarası deniliyor.

Yabancı firmaların Türkiye içerisinde potansiyel vergi numarası alarak ticari kazanç sağlamamak suretiyle faaliyet göstermeleri mümkündür. Buna örnek olarak, yurtdışından temin edilen serbest dolaşımda olmayan eşyaların Türkiye içerisinde transit hükmünde antrepolara konulması sırasında, antrepo beyannamesi ve transit beyannamesi açılabilmesi için vergi dairelerinden potansiyel vergi numarası almaları gösterilebilir.

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar