24 °C
Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Hakiki survivor

Yıllardır televizyonda izlediğimiz Survivor’ı bir gün gerçek hayatta bizlerin yaşayacağı herhalde kolay kolay gelmezdi aklımıza. Hayatta kalma anlamına gelen Survivor’ı, Trumph’ın tabiri ile Çin virüsü sayesinde tüm dünya yaşar hale geldik. Yatıyoruz kalkıyoruz korona, uyuyoruz uyanıyoruz korona. Hani sabah kalktığımızda bir rüya mı gördük acaba diye bir çıkış yolu arasak da, sonra yaşananların gerçek olduğunu görüp, yeni bir mücadele gününe uyanıyoruz.

Okullar nisan sonuna dek eğitimleri evden sürdürecek, iş yerleri büyük ölçüde kapalı. Ne restoran, ne kafeterya, ne AVM, ne berber, ne parklar, ne bahçeler. Adeta bir rüyada gibiyiz. Trafik boş, caddelerde araba yok; şirketler kapalı, insanlar evlerinden çalışıyor; okullar kapalı, eğitim neredeyse durmuş durumda; mağazalar, eğlence yerleri, tiyatrolar, sinemalar, konser alanları ve en önemlisi fabrikalar, her şey ama her şey durmuş durumda. Ne maçlar oynanabiliyor, ne insanlar bir yerden bir yere gidebiliyor. Bizler de aynı Survivor’da olduğu gibi, yakınlarımızla ancak görüntülü aramalar ile online görüşür olduk. Düşününce ürkütücü ama her şey, hayatta kalabilmek için.

Marketler kısıtlı saatlerde de olsa açık durumda olduğu için, bir açlık-kıtlık korkumuz şimdilik yok. Umarım da olmaz. Evde kalabilenler gibi, yaşamı devam ettirmek için, evde kalamayanlar da var elbet. Sağlıkçılar, kamuda çalışanlar, gümrüklerde görev yapan firma çalışanları, lojistik personelleri, basın çalışanları, kuryeler, şoförler, işe gitmek zorunda olan mavi yakalılar ve daha sayamadığım pek çok çalışan. Aslında şu an hepsi koca bir alkışı hak eder durumda. Yaşam, halen bu kişiler sayesinde seyrini sürdürüyor.

Bizim işimiz Acun Ilıcalı’nın yarışmasındakilerden daha zor. Çünkü biz ne yazık ki iki survivor’ı aynı anda yaşıyoruz. Bir tanesi virüse yakalanmamak ve sağlığımızı kaybetmemek için verdiğimiz çaba, diğeri ise ekonomimizi ayakta tutabilme çabası. Birincisi için zaten tüm dünya basını, Dünya Sağlık Örgütü, sağlıkçılar, basın; özetle herkes seferber olmuş durumda. Hepimiz daha fazla bilinçleniyor, dikkat etmek için çabalıyor, mümkün olduğunca bu süreci sloganı dinleyerek evde kalarak atlatmaya çalışıyoruz. Bazı ülkeler sokağa çıkma yasağı uygularken, biz tabiri caizse biraz ortaya karışık bir şekilde bu durumu yönetmeye çalışıyoruz.

Gelelim ikinci survivor’a. Tüm bu “durma” süreci, dünya ekonomisi başta olmak üzere; ülke, şirketler ve elbette ev ekonomilerine de büyük, ama çok büyük zararlar verecek ve delikler açacak. Şu anda da hissetmeye başlasak da ileride bunun etkilerini çok daha fazla göreceğiz elbet. Alınmaya çalışılan ekonomik tedbirlerin, ne denli fayda sağlayacağını da hep birlikte yaşayacağız. Her ülke gücü ölçüsünde bazı destekler sunmaya çalışıyor. Ülkemizde de dikkati çeken ve üzerine yoğunlaşılan bazı tedbirler var elbet. Geçtiğimiz günlerde bir TV kanalında Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan tedbir paketini tartışırken, mutlaka daha fazla destek gerekeceğini orada da belirttim Şimdilik vergiler ötelenmeye başlandı, tabi burada sektör bazlı bir ayrım olmamalıydı, bunda mutlaka dönülmeli. Kredi Garanti Fonu kefaletli kamu bankalarının kredi destekleri, özel bankaların kredileri öteleme yönündeki iradeleri, emekli maaşlarında asgari seviyenin 1.500 TL’ye yükseltilmesi, ihracatçıya stok finansmanı desteği ve şirketlere sağlanacak kısa çalışma ödeneği gibi destekler elbette olumlu. Ancak bu desteklerin çok daha artmasının gerekeceğini ve daha somut hale gelmesine ihtiyaç duyulduğunu belirtmeliyim. Geçen hafta da belirttiğim tarımın bu dönemdeki önemi daha iyi anlaşılmakta. Yeni açıklanan tarım sektörüne ilişkin indirimli kredi kararı da bu dönemde hayli isabetli olmuş.

Yıllardır izledik survivor’ı; yarışmacıların zorlanmalarına rağmen, hayati bir risk taşımadıklarını bilerek, heyecan ile keyfi birleştirdik. Gerçek survivor’da ise bizler, hayati riskleri yönetmek ve aynı zamanda geleceğe az hasarla adım atabilmeyi aynı anda başarmak zorundayız. Bu dönemi, yani kriz yönetimini doğru yapan bireyler de ülkeler de süreci daha az zararla atlatırken, yönetemeyenler ise ileride hayli zorlanacaklar. Umuyorum biz en hasarsız yöneten ülkelerden birisi oluruz.

7 Şubat’taki köşe yazımda tarihte yeni kavramın V.Ö.-V.S., yani virüsten önce ve virüsten sonra şeklinde anılacağını söylerken, hiç de abartmamış olduğumu bugün bir kez daha anladım.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap