Halı, un ve makarna da atıl kapasite sorununa dikkat!
Gaziantep’in sanayi gücü, Türkiye’nin üretim ve ihracat liginde her zaman dikkat çeker. Özellikle halı, un ve makarna sektörlerinde kent, ülke toplamının büyük kısmını sırtlar: Makine halısı üretiminin yaklaşık yüzde 75’i, halı ihracatının yüzde 83’ü burada gerçekleşir. Makarna üretiminde Gaziantep bölgesel merkez konumundadır. Un sektöründe ise Türkiye 13 yıldır dünya lideri; Gaziantep bu zincirin önemli halkalarından biridir.
Ancak son dönemde bu üç sektörde ortak bir sorun öne çıkıyor: atıl kapasite. Yüksek kapasiteli tesisler kurulmuş olsa da, üretim hatları tam dolmuyor. Halıda küresel talep dalgalanmaları ve rekabet, makarnada ise yeni yatırımlara rağmen ihracat pazarlarının kaybedilmesi (birçok ülkede yerel üretim başlaması) etkili oluyor. Un ihracatının yaklaşık üçte biri Irak’a bağımlı; ancak Irak’taki kendi üretim hamleleri ve bölgesel anlaşmazlıklar nedeniyle bu pazar daralıyor. Son veriler de ihracatta düşüşü doğruluyor: 2025’te un ve makarna ihracatında belirgin gerilemeler yaşandı.
Atıl kapasite, sermaye verimliliğini düşürüyor, birim maliyetleri yükseltiyor ve rekabet gücünü zayıflatıyor. Enerji maliyetlerindeki belirsizlik, hammadde fiyatlarındaki oynaklık ve küresel talepteki yavaşlama devam ederse, kapasite kullanım oranları daha da gerileyebilir; bu da istihdam ve yeni yatırım kararlarını doğrudan etkileyecektir.
Çözüm yolları belki şöyle olabilir;
* Talep odaklı esnek üretim modellerine geçilmeli; siparişe dayalı planlama ile boş hatlar minimize edilmeli.
* Ürün farklılaştırması ve katma değer yaratılmalı: Un ve makarnada fonksiyonel/ özel ürünler, halıda tasarım ve marka odaklı yaklaşımlar rekabet avantajı sağlar.
* İhracat pazarları çeşitlendirilmeli: Afrika, Güney Amerika ve Asya’ya açılım hızlanırken, AB ve ABD’deki engeller için ticaret heyetleri ve lojistik çözümler devreye alınmalı.
* Verimlilik yatırımları teşvik edilmeli: Enerji tasarrufu projeleri, sözleşmeli tarım ve vadeli hammadde alımları maliyet risklerini azaltır.
Son Söz: Gaziantep’in sanayi kapasitesi yüksek; ancak bu kapasiteyi aktif üretime dönüştürecek strateji henüz tam oturmuş değil. Atıl kapasite bir tehdit olarak kalabilir; ama esnek modeller, pazar çeşitlendirmesi ve verimlilik odaklı politikalarla fırsata çevrilebilir. Kentin uluslararası rekabet gücünü korumak için bugün atıl kalan hatları yarına yatırım yaparak devreye almak şart.